BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şiirin karasevdalısı

Şiirin karasevdalısı

Bundan tam beş yıl önce ebediyete uğurladığımız şair Mustafa Necati Karaer, gelenekten yararlanarak kaleme aldığı kültür ağırlıklı soylu ve yeni şiiriyle adından söz ettirmeye devam ediyor. Vefatından iki yıl sonra Cem Karaer, Özcan Ünlü, Olcay Yazıcı ve Muhsin Karabay’la birlikte hazırladığımız “Mustafa Necati Karaer Armağanı”nda şairimizin şiirine övgüler yer alıyordu.



Bundan tam beş yıl önce ebediyete uğurladığımız şair Mustafa Necati Karaer, gelenekten yararlanarak kaleme aldığı kültür ağırlıklı soylu ve yeni şiiriyle adından söz ettirmeye devam ediyor. Vefatından iki yıl sonra Cem Karaer, Özcan Ünlü, Olcay Yazıcı ve Muhsin Karabay’la birlikte hazırladığımız “Mustafa Necati Karaer Armağanı”nda şairimizin şiirine övgüler yer alıyordu. Bu yazıların sahipleri arasında Mehmet Çınarlı, Gültekin Samanoğlu, İlhan Geçer, Ahmet Kabaklı, Sunullah Arısoy, Şemsi Belli, Muzaffer Uyguner, Vecdi Bürün, Behçet Necatigil, İbrahim Minnetoğlu, Tahir Kutsi Makal, Mehmet Kaplan, Sedat Umran, Mustafa Necati Sepetçioğlu ve Tarık Buğra da bulunuyordu. EZANA SAYGI Kendisiyle görüştüğümüz Şükran Karaer, eşinin düzenli bir hayatı bulunduğunu, evlerinin adeta bir müze sessizliği içinde olduğunu belirterek unutamadığı hatıralarından şöyle bahsediyor: “Çalışırken gergin olurdu. Çocukları sustururdum. Gece çalışmayı severdi. Kediye düşkündü. Üşümesine katlanamaz, onun için soba yakardı. Sinemayı çok severdi. Memur olduğu için bazen ay sonunda çocukların kumbarasını boşaltır, yazlık sinemaların iyi filmlerini seyrederdik. Ezana saygısı büyüktü. Okunduktan sonra bana işaret eder, ‘haydi sen namaza’ derdi.” Kedi sevgisi de, sinema tutkunluğu da devam ediyor Karaer ailesinde. “Minnoş” kaybolmuştu ama “Minnoş 2” Çukurbostan’a bakan geniş evde saltanat sürüyor şimdi. Oğlu Cem Karaer “Anlatamadıklarım” kitabında, babasının Minnoş’a yazdığı şiire yer veriyor. TARİH ŞEHİR Eşinin İstanbul’a vurgun olduğunu ifade eden Şükran hanım, “İstanbul’a gelişimize çok sevinmişti. Tarihî eserlere hayrandı. Beyazıt’taki evimizden Cağaloğlu’ndaki işyerine hergün yaya gider; yoldaki çeşmeleri, türbeleri, camileri ve diğer tarihî eserleri yol boyu incelerdi. Bu eserlerin üstündeki yazıları okumak için Osmanlıca öğrenmiştik. Bazı metinleri beraberce okurduk” diyor. Cem Karaer ise, babasının çok titiz bir insan olduğunu belirterek, edebiyat, şiir ve sanata çok fazla değer verdiğini kaydediyor. Cem Karaer, “Babam zaman zaman bir köşeye çekilir, yazar, çizerdi. İnzivaya çekildiği zaman bizi farketmez, kendi dünyasına dalar ve eserlerini yazmaya başlardı” diye konuşuyor. Mustafa Necati Karaer’in beşerî yönü ve çalışma tarzı böyle. Peki aynı zamanda bir edebiyatçı olan Cem Karaer’e göre, babasının şiiri, Türk edebiyatında nerede duruyordu? Bu soruya, “Onun şiirleri diğer Hisar grubu şairlerinin şiirlerinden daha kapalıdır” diye cevap veriyor. Bu özelliğini Mehmet Çınarlı, “Sanatçı Dostlarım”da şöyle dile getiriyor: “Karaer, kapalı yazmıyor, ama bazı duygularını herkesten gizlemek için kapalı tutuyordu.” CESUR MÜNEKKİT Mustafa Necati Karaer’in bilinmeyen bir yönü de sözünü sakınmayan cesur bir münekkit oluşu. Cem Karaer, babasının bu yönü üzerinde dururken şu açıklamayı yapıyor: “Babam, Hisar’ın ilk döneminde kitap tanıtımı ve eleştiriler yazıyordu. Behçet Necatigil’in ‘Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü’ yayınlandığında, bunun değerini belirtmekle beraber sağ kesimden şair ve yazarlara az yer verildiğini yazdı. Bunun üzerine Necatigil, kitabının yeni baskılarında bu eksikliği giderdi. Mehmet Kaplan’ın ‘Şiir Tahlilleri’nin ilk baskısında da Hisar şairlerine gereken yerin verilmeyişini tenkit etmişti bir makalesinde. Mehmet Kaplan hoca, eserinin yeni baskılarına Hisar şairlerini de aldı. Sevginin şairi 1929 Kayseri doğumlu. Harp Okulu’nu 1949’da bitirdi, istihkâm subayı olarak orduya katıldı. Ankara Hukuk Fakültesi’ni de 1961’de tamamladı. 1969’da askerlikten ayrılıp Basın İlan Kurumu’nda çalışmaya başladı. Eserleri: “Sevmek Varken”, (1972), “Güvercin Uçurmak” (1977), “Kuşlar ve İnsanlar” (1982), “Kerem ile Aslı” (1985), “Ses Mimarlarımızdan” (1995), “Karacaoğlan” (1973). Bütün eserleri Karaer’in daha önce çeşitli yayınevleri tarafından çıkarılan beş şiir kitabı “Sevmek Varken”, “Güvercin Uçurmak”, “Kuşlar ve İnsanlar”, “Kerem ile Aslı”, “Ses Mimarlarımızdan” ile dergilerde yayınlanmış ancak basılmamış şiir dosyası “Kırkikindilerle Gelen”, tek cilt halinde basılacak. Kitap, Dergâh Yayınları tarafından bu yıl “Mustafa Necati Karaer’in Bütün Şiirleri” adıyla neşredilecek. Yayınevi’nin Karaer’in şiirlerinden sonra, 1973, 1988 ve 1992 yıllarında basılan “Karacaoğlan” incelemesini de yeniden kültür hayatımıza kazandırması bekleniyor. Bu arada şairimizin basılmamış nesirlerinin yanısıra “Aşk’la Güzel” (Mektuplarla Roman Denemesi) ile “Karıncalar” isimli bir tiyatro eseri de bulunuyor. Karaer Sokağı Mustafa Necati Karaer, Beyazıt Nişanca Mahallesi Derinkuyu Sokak’ta 24 yıl oturdu. Halide Edip Adıvar’ın “Mor Salkımlı Ev”i de buradadır. Ayrıca Aziz Nesin ve ünlü bestekâr Arif Sami Toker ile yazarımız Sabahat Emir de bu sokağın eski sâkinlerinden. Karaer’in ilk evi ise Kayseri Hacı Velet Mahallesi Deliklitaş Sokak’ta bulunuyor. Yıllardan beri her iki belediyenin bu iki sokağa “Mustafa Necati Karaer”in adını vermesi bekleniyor. Kendileriyle görüştüğümüz Eminönü Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Birkan ile Kültür Müdürü Recep Garip, konuyu değerlendireceklerini söylediler. Çarşılar kapanmadan Günün yirmi dört saatinde uyanık, Büyüyen sesinde ırmakların Adını koyamadığımız bir şey var; Dalgaların ucuna daha yakın, Çağıran, boyuna çağıran Güneşli çarşılar kapanmadan. Üstelik bel bağlanamaz güneşe de, Birden kepenkleri iner dükkânların, Vurulur asma kilidi. Dayanılmaz iri bir güldür açan İkindilerin ortasında şimdi, İri bir gül, çarşılar kapanmadan. Balıkçıların uykusu, denizde Eskitir suların mavisini, Gökyüzünün mavisi eskimez. Ellerimiz de boş testilerimiz de, Oysa boşuna akıyor şadırvan Yetişelim, çarşılar kapanmadan. Bu rüzgârlar mıydı aklı alıp giden, Ne türküler bilir ne kimseler, Öyle uzar, gidenlerin gövdesi. Sonbaharın camlarında yeniden Çok sesli bir yağmur, çok sesli bir keman, Yürüyelim, çarşılar kapanmadan. Aslı’ya yeniden tel-duvak, Kerem’e bir tutam yağmur bulutu, Çobanlara biraz yıldız biraz ateş, İsterseniz bir de söğüt yaprağı bıçak Ve dağ başlarına halka halka duman Alalım, çarşılar kapanmadan. Mustafa Necati Karaer
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT