BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Büyük âlim Akşemseddîn hakkında birkaç kelime daha...

Büyük âlim Akşemseddîn hakkında birkaç kelime daha...

Fâtih Sultân Mehmed Hân, İstanbul’un fethine çıktığında, orduya, Akşemseddîn, Akbıyık Sultân, Mollâ Fenârî, Mollâ Gürânî gibi meşhûr velîler de talebeleriyle birlikte katıldılar...



Osmânlı Sultânı İkinci Murâd Hân, büyük âlim ve velî Hâcı Bayram-ı Velî’yi son derece severdi. Devlet işlerinden fırsat buldukça, sık sık ziyâretine giderdi. Yine bir def’asında, dört yaşındaki oğlu Şehzâde Mehmed ile beraber Hâcı Bayram-ı Velî’ye gelip, elini öptüler. Sultan Murâd Hân, sohbet sırasında Hâcı Bayram-ı Velî’ye: “Efendim, İstanbul’u alıp kâfir diyârını İslâmın nûru ile nûrlandırarak, çan sesleri yerine ezân seslerinin yükselmesini arzû ederim. Bu husûsta duâlarınızı beklerim” dedi. Hâcı Bayram-ı Velî: “Allahü teâlâ, ömrünüzü ve devletinizi ziyâde etsin. Yalnız, İstanbul’un alındığını ne sen, ne de ben görebileceğiz” dedi. Sonra, bir köşede oynayan, Sultânın oğlu Şehzâde Mehmed (Fâtih) ile hizmet için kapı eşiğinde bekleyen kendi talebesi Akşemseddîn’i göstererek buyurdu ki: “Ama şu çocukla bizim köse görürler.” İSTANBUL’UN FETHİNİ BİLDİRMESİ Fâtih Sultân Mehmed Hân, muhteşem ordusuyla İstanbul’un fethine çıktığında, orduya, Akşemseddîn, Akbıyık Sultân, Mollâ Fenârî, Mollâ Gürânî, Şeyh Sinân gibi meşhûr velîler ve âlimler de talebeleriyle birlikte katıldılar. Akşemseddîn hazretleri, savaş esnasında Sultân’a gerekli tavsiyelerde bulunarak, çeşitli müjdeler veriyordu. Kuşatma uzayınca râhatsız olan Sultân’ın ısrârı üzerine, Allahü teâlânın izniyle fethin ne gün olacağını bildiren Akşemseddîn, Sultân şehre girerken de yanında yer aldı. Fetih ordusu İstanbul’a girdikten sonra, genç Pâdişâh’a, İslâmiyetin harple ilgili hukûkunun gözetilmesini hâtırlattı ve buna göre hareket edilmesini bildirdi. Sultân’ın, Eshâb-ı Kirâmdan Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin kabrinin bulunduğu yeri sorması üzerine: “Şu karşı yakadaki tepenin eteğinde bir nûr görüyorum. Orada olmalıdır” cevâbını verdi. Daha sonra orası kazıldı ve Eyyûb Sultân’ın (radıyallahü teâlâ anh) kabri ortaya çıktı. Fâtih Sultân Mehmed Hân, Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin kabr-i şerîfinin üzerine bir türbe, yanına bir câmi ve ayrıca ilim öğrenmek için gelen talebelerin kalabileceği odalar inşâ ettirdi. İstanbul’un ma’nevî sultânı olan Hazret-i Hâlid’in türbe-i şerîfesi, bugün ziyâret mahallidir. Fâtih, Akşemseddîn’den İstanbul’da kalmasını istediyse de, Akşemseddîn hazretleri, Pâdişâh’ın bu teklîfini kabûl etmedi. Akşemseddîn hazretleri gençlik çağında, zamanının naklî ve aklî ilimlerini tahsîl etti. O, zekî ve kâbiliyetli bir zât idi. Akrânından daha üstün derecelere kavuştu. İlim tahsîlini tamâmladıktan sonra Osmancık’ta müderris oldu. Burada günün belli sâatlerinde ders veriyordu. Diğer zamanlarda, nefsinin terbiyesi ile meşgûl oluyordu. Yüksek bir ahlâk sâhibi idi. Tasavvufta yetişmiş büyük bir velî ve rehber olduğu gibi, diğer ilimlerde de büyük bir âlim idi. Bu husûs, yazmış olduğu eserlerin tetkîkinden açıkça anlaşılmaktadır. HÂCI BAYRÂM-I VELΒYE TALEBE OLMASI Bulunduğu yerde onun tasavvufa merâkını bilenler, ona, zamanın büyük velîsi, Hâcı Bayrâm-ı Velî hazretlerine gitmesini tavsiye ettiler. Bir gün Akşemseddîn, Ankara’ya giderek, Hâcı Bayrâm-ı Velî ile görüştü. Bu gidişinde henüz talebesi olmadı. Akşemseddîn (rahimehullah), 840 (m.1436) senesinde meşhûr Velî Şeyh Zeynüddîn hazretlerine talebe olmak için Haleb’e gitti. Haleb’e vardığında bir rüyâ gördü. Rüyâsında, boynuna bir zincir takılmış ve kendisi zorla Ankara’da Hâcı Bayrâm’ın eşiğine bırakılmıştı. Zincirin ucu ise, Hâcı Bayrâm-ı Velî’nin elinde idi. Bu rüyâ üzerine, Akşemseddîn yaptığı hatâyı anladı ve hemen Ankara’ya geri döndü. Hâcı Bayrâm-ı Velî, onun tevâzu ifâde eden bir hâline dayanamayarak: “Köse, kalbimize girdin, gel yanıma” dedi ve ona iltifâtlar etti, kendi sofrasına oturttu. Sonra ona; “Zincirle zorla gelen misâfiri böyle ağırlarlar” diyerek onun rüyâsından haberdâr olduğunu belirtti. Akşemseddîn buna çok sevinerek, kendini onun irfân meclisine verdi ve tasavvuf yolunun bütün inceliklerini öğrendi. Kısa bir süre sonra Hâcı Bayrâm-ı Velî, ona icâzet (diploma) ve hilâfet verdi...
Reklamı Geç
KAPAT