BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Nasıl sevinmeyeyim!”

“Nasıl sevinmeyeyim!”

Sevinince İsmâil, “kurban” olacağına, Babası Halîlullah, çok hayret etti buna.



Sevinince İsmâil, “kurban” olacağına, Babası Halîlullah, çok hayret etti buna. Buyurdu: (Seni kurban edeceğim diyorum, Buna rağmen seni çok, sevinçli görüyorum.) Dedi ki: (Babacığım, nasıl sevinmeyeyim, Rabbimden istediğim, bu idi zâten benim. “Onun rızâsı” üzre, ve O’nun huzûruna, Gitmekten daha büyük “müjde” yok zirâ bana. Bütün ömrüm boyunca, çeksem de çok eziyyet, Yine de kolaylıkla, ele geçmez bu nimet. Şimdiyse bu devlete kolay kavuşacağım, Sen şimdi vazifeni, ifâ et babacığım! Ne emir aldın ise, Allahü teâlâdan, Çabuk getir yerine, geçirme daha zaman. Senden, Hak teâlâya, “oğlunu” fedâ etmek Benden de Allah için, “bir can” fedâ eylemek. Haydi, bitir işini, çabuk ol babacığım, Zir⠓dosta varmağı”, çok ister şimdi canım. Nemrud seni ateşe, atınca son olarak, Sabrettin, “râzı oldu”, zâtından cenâb-ı Hak, Ben de boğazlanmaya, sabredeyim ki şu an, Belki Allah benden de, “râzı olur” o zaman. Senden ayrılırsam da, Rabbime kavuşurum, O’na, kendi rızâsı, üzre vâsıl olurum. Gerçi ayrılırsam da, dünya nimetlerinden, Cennet nimetlerine, ererim ebediyyen. Can vermek “bir an” sürer, sabretmesi kolaydır, Benim asıl üzüntüm, sırf senden dolayıdır. Çünkü sen, elin ile, “boğazlarsın” oğlunu, Hem de ömrün boyunca, unutmazsın hiç bunu. “Evlât hasreti” ile, dâim yanar ciğerin, Devam eder bu acı, ta ki ölene değin! Niçin daha önceden, vermedin bana haber, Sarılıp koklaşsaydık annem ile beraber.) Buyurdu: (Bir gevşeklik, olur da birinizden, Azarlanırız diye, çok korktum Rabbimizden.) İsmâil arz etti ki, (Ey şefkatli pederim, ‘Senin rızân’dan gayri, bir gâyem yoktur benim. Senin gibi babanın, rızâsını kazanmak, Sonsuz saâdetimin, sermâyesidir ancak. Birkaç “vasiyyetim” var, iznin olursa eğer, Onları hazretine, diyeyim birer birer.) Babası buyurdu ki: (Ey saâdetli oğlum, Nedir o vasiyyetler, beyân et, dinliyorum!) Dedi ki: (Önce “beni, bağla” ki şu ip ile, Bir kusûr etmeyeyim, canımın acısıyle. İkincisi, “topla ki”, mübârek eteğini, Kanımdan sıçrayıp da, üzmesin hazretini. Üçüncüsü, “bıçağı bile” ki şunun için, Fazla zahmet çekmeden, hâllolsun senin işin. Dördüncüsü, “yüzüme, bakma” ki bir kez bile, Emri geciktirirsin, babalık şefkatiyle. Beşincisi “çıkarıp, gömleğimi” sırtımdan, Boğazla ki, gömleğe, sıçramasın kanımdan. Sonra bu “gömleğimi”, götürüp anneme ver, Selâm söyle ve de ki, etmesin fazla keder.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT