BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünyanın en ıssız bölgeleri ÇÖLLER

Dünyanın en ıssız bölgeleri ÇÖLLER

Sonsuzluğu simgeleyen bu uçsuz bucaksız aşırı kurak (arid) ekosistemler, doğal iklim şartlarının milyonlarca yılda değişimi, koşulların elverişsizliği veya insanların tabiatı tahrip etmesi sonucu meydana gelen devasa büyüklükte alanlardır.



> Afrika’daki Sahra Çölü görkemiyle kendisine hayran bıraktırıyor. Sevgili okurlar, Birleşmiş Milletler 1994 yılının Aralık ayında, her yılın 17 Haziran gününü “Çölleşmeyle Mücadele Günü “olarak ilan etmişti. Bu vesileyle sizlere bugün Çöller hakkında biraz açıklayıcı bilgiler sunmayı uygun buldum. Aşırı derecede sıcaklık ve kuraklık nedeniyle sık bitki örtüsünün gelişmesine ve insanların yerleşip yaşamasına elverişli olmayan, yüzeyi kum, çakıl, kırık taş, tuz veya soğuk bölgelerdeki gibi daimi buzla kaplı alanlar “ÇÖL” olarak nitelenmekte. ASYA VE AFRİKA BAŞI ÇEKİYOR Oluşum nedenlerine ve bulundukları bölgelere göre çöller iki ana sınıfa ayrılır: - Kuru ve Sıcak Çöller - Soğuk Çöller veya Buz Çölleri (Tundra’lar) Kuru ve Sıcak Çöller, 23.5 derece kuzey Yengeç Dönencesi ile 23.5 derece güney Oğlak Dönencesi arasında kalan bölgelerde yoğunlukta bulunur. Afrika’daki Batı Sahra Çölü, büyük ve tipik bir kum çölüdür. Her yıl güneyindeki Sahel bölgesinde bulunan dünyanın en fakir 7 ülkesini kum fırtınalarıyla tehdit etmekte ve bu ülkelerin topraklarını onlarca kilometre kumla kaplamaktadır. 70 DERECELİK SICAKLIK! Asya’da, Türkmenistan’da Karakum ve Kızılkum çölleri de örnek gösterilebilir. Bu çöllerde oluşan yüksek basınçlı hava, bulutları dağıttığından, yağmur hiçbir şekilde yüzeye düşmemektedir. Ayrıca güneş ışınları 90 derece dik bir açıyla yeryüzüne geldiği için yüzey sathı 70 derece gibi yüksek ısıya ulaşmaktadır. Yüzeyden 1.5 metre yukarda ise 55 derece sıcaklık ölçülmüştür. Buna mukabil, geceleri sıcaklık sıfırın altına inebilmekte ve gece gündüz ısı farkı 45-50 dereceyi bulabilmektedir. Be nedenle yaşam koşulları diğer çöl formasyonlarına göre çok çetin olup, pek az bitki ve hayvan türü bu şartlara adapte olabilmiştir. Sıcak Çöllerden Afrika’daki Büyük Sahra ve Asya’daki Gobi Çölü “ekstrem çöller” olarak nitelenir. TÜRKİYE’DE ÇÖL YOKTUR AMA UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu) tarafından 1977 yılında “Dünya Çölleşme Konferansı”na sunulan bildirilere göre, dünyada çölleşme tehlikesi “çok yüksek” olan alanların genişliği 3.5 milyon kilometrekaredir. Bugün dünyada çölleşme tehlikesi içinde 116 ülke bulunmaktadır. Ülkemizde ise gerçek anlamda çöl yoktur. Değerli okurlar, bütün mevcut çöllerin kapladığı alan, dünya karalarının 5’te 1’ini oluşturup, 30 milyon kilometrekareye yaklaşıyor. Bir bölgenin çöl olarak adlandırılabilmesi için yıllık yağışın 150 litre metrekareden az olması gerekiyor. En eski çöller bugün 5 milyon yaşında. Ülkemizde gerçek anlamda çöl bulunmadığını belirtmiştim. Ancak, Orta ve Güneydoğu Anadolu’da belirli yöreler (örneğin Konya-Karapınar) bazı yıllar 250 mm. civarında yağış alabilmekte, bu nedenle bu bölgeler Yarı Çöl (semi arid) şartlarına oldukça yakın bulunmaktadır. EN BÜYÜK TEHDİT: EROZYON Ayrıca, dünyanın çölleşmeye duyarlı birçok bölgesinde toprak, orman ve mera gibi doğal kaynakların aşırı ve yanlış kullanımları sonucu yaşam ortamı bozulmalarına ve sonuçta çölleşmelere neden olduğu bilimsel bir gerçektir. Erozyon sonucu verimli üst toprakların kaybedilmesi ve alttan ham taş ve kayaların çıkması bir çölleşmedir. Büyük ozanımız Aşık Veysel’in dediği gibi “Benim sadık yarım kara topraktır”. Bize hayat veren Yaşam Kaynağımız “Toprak ve Su”dur. Kıymetini bilelim, tüketmeyelim! Okulların tatiliyle birlikte yaz dönemine girdik. Hepinize güzel ve sağlıklı günler diliyorum. Sevgiyle Kalın. En büyükleri... Çölün adı Bulunduğu yer Büyüklüğü (km²) SAHRA Afrika 8.700.000 VİKTORYA Avustralya 1.560.000 GOBİ Asya 1.040.000 KALAHARİ Afrika 900.000 TAKLAMAKAN Asya 330.000 SONORA Kuzey Amerika 320.000 Buzdan çöl mü olur, demeyin!.. Belli başlı çöl türlerini şöyle sıralayabiliriz: > TAŞ ÇÖLLERİ: Bu çöllerde kırık, keskin kenarlı taşlar yüzeyin büyük bir bölümünü kapsar (Hamada, Gobi gibi). > TUZ ÇÖLLERİ: Aşırı buharlaşma sebebiyle büyük çöküntü alanlarında oluşur (Büyük Tuz Çölü, Utah/ABD). > BUZ ÇÖLLERİ: Dünyanın kuzey ve güney kutup bölgelerine yakın yerlerde ve yüksek dağ yamaçlarında bulunur. Isı çok düşük olduğundan, bu çöllerde su donmuş durumdadır. Toprakta su bulunmasına karşın, bitkiler bu sudan yararlanamaz.Yüzeyin buz tabakasına rağmen hava çok kurudur. Örneğin, Güney Kutup Bölgesi Antarktika tamamen yağmursuzdur. > SİS ÇÖLLERİ: Düşük ısı, okyanus suları üstlerindeki hava kütlelerini soğutur. Bu soğuma sonucu bulutlar oluşur. Ancak bu bulutlarda ısı düşük ve nem oranı yüksek olduğundan atmosferin üst katmanlarına bulutlar ulaşamaz ve yüzeye yakın sis oluşur. Bu sis yüzeyden gelen sıcaklıkla ısınır ve nemini yüzeye bırakır. Bu çöl tipine en uygun örnek Pasifik Okyanusuna yakın Şili’nin içindeki Atacama Çölü’dür. Afrika’daki Namib Çölü de örnek gösterilebilir. Çölde çok az canlı yaşar Çöllerde yaşayan bitkiler birkaç yaşam formu ile temsil edilmektedirler: > Bir Yıllık Bitkiler: Bunlar çok kısa yağış döneminde gelişimini tamamlar, uzun kurak periyodu tohum halinde geçirirler. > Çöl Çalıları: Kısa gövdeli, yaprakları dar ve serttir. Böylece su kaybını azaltmış olurlar. Bazı türler ise kuraklığı “uyku durumunda” geçirirler. > Sukulent Bitkiler: Kaktüs ve Sütleğen cinsleri, dokularında suyu biriktirme yeteneğine sahiptir. > Çöl Hayvanları: Umumiyetle gece aktif olurlar. Sürüngen cinsleri, Böcek sınıfları, birkaç Çöl Gazeli (antilop) gibi memeli türler, susuzluğa son derece dayanıklı Deve ve hiç su içmeden, sadece bitki köklerini kemirerek yaşayan Kemirici hayvanlar sayılabilir. Türkiye’nin çevre vitrini Çağımızın artan çevre problemlerine çözümler üretmek ve daha yaşanabilir bir dünyaya katkıda bulunmak için yepyeni bir dergi yayın hayatına başladı. Çevre ve Orman Bakanlığı’nın katkılarıyla TÜÇEV (Türkiye Çevre Koruma Vakfı) tarafından yayınlanan ve Grup E Yayıncılık’ın hazırladığı ÇEVRE DÜNYASI dergisi, her ay önemli dosyalarla tabiat dostlarının hizmetinde olacak. Birbirinden önemli konuların masaya yatırıldığı derginin Haziran sayısında; “Ergene Havzası 1 milyar TL’lik bütçe ile hayata dönüyor”, “Türkiye kendi Çevre İdaresi’ni kurmalı”, “Çevre mühendisliği eğitimi ve sorunları”, “Orman köylülerine balık tutmasını öğretmeliyiz”, “Türkiye iklim politikalarında liderlik yapabilir” gibi başlıklar öne çıkıyor. Biz de Yeşil Sayfa olarak kendilerini kutluyor, çevreye hizmet yolunda başarılar diliyoruz. KÜRESEL ISINMA UYARISI Bu yaz bir terleyeceğiz bir ıslanacağız İTÜ Afet Yönetim Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, bu yaz mevsiminde arada bir şiddetli yağış ile çok bunaltıcı sıcaklıklar olacağını belirterek, “Bu yaz bir terleyeceğiz, bir ıslanacağız” dedi. Hazirandaki yağışları değerlendiren Kadıoğlu, “Küresel iklim değişikliğinden dolayı, yağışlar kısa sürede şiddetli ve dolu şeklinde düşüyor. Şehirlerdeki altyapılar bu yağışları taşıyamıyor. Tüm dünyada şehir sellerinde artış yaşanıyor ve daha da artacak. Artık iklim değişikliğinin neden olduğu yeni yağış rejimine göre kentlerin altyapılarını dizayn etmemiz gerekir” şeklinde konuştu. > Yabancı uyruklu kardeşler, 5 litrelik pet damacanalarla havuzu su ile dolduruyor. Kurbağalar ölmesin diye su taşıyorlar İstanbul Büyükçekmece’de oturan Tommy (10), Lena (8) ve Lizzy Bonifield (7) kardeşler, evlerinin yanındaki süs havuzunda henüz 15 günlük olan yüzlerce yavru kurbağanın ölmemesi için her gün havuzu taşıma suyla dolduruyorlar. “Kurbağaları çok seviyoruz” diyen minik çevreciler, havaların ısınması yüzünden havuzun suyunun buharlaştığını belirterek yüzlerce yavru kurbağanın ölmemesi için sabah akşam evlerinden su getirdiklerini söylediler. > İSTANBUL İHA Şah Kartal Yozgat’taki yuvasına geri döndü Nesli tükenmekte olan yaban hayvanlarından Şah Kartal (Aquila heliaca), bir yıllık aradan sonra Türkiye’nin ilk milli parkı Yozgat Çamlığı’ndaki yuvasına döndü. Kartal, Yozgat Orman İşletmesi tarafından koruma altına alınan yuvada, yavrusunu büyütmeye çalışıyor. İSTANBUL SAHİP ÇIKTI Topbaş: Ters Lale vatanında yaşayacak > Cüneyt Bitikçioğlu İstanbul Büyükşehir Belediyesi, dünkü gazetemizde manşetten verdiğimiz “ters lale” haberiyle ilgili çalışma başlattı. Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, yöresel adı “ağlayan gelin” olan “Ters Lale”nin İstanbul’da yetiştirileceğini söyledi. Dünyada sadece Erzurum Karayazı’da yetişen bir tür ters lale olan çiçeğin 2 Hollandalı tarafından kaçırılmak istenmesi üzerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden bir ekip Erzurum’a gitti. Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Park ve Bahçeler Müdürüne “Ters Laleleri yerinde, doğal ortamında köylüler yetiştirsinler, ayrıca İstanbul’da da yetiştirilmesi için çalışma yapın” dedi. TÜRKİYE’NİN ZENGİNLİĞİ Lale’nin Türkiye’ye ve İstanbul’a tekrar kazandırıldığını belirten Belediye Başkanı Kadir Topbaş, ‘Türkiye’nin zenginliği olan çiçek soğanlarının üretilmesi ve ihracatının yapılması için yeni girişimler başlattık. Özellikle Lale konusunda çok ciddi çalışmalarımız var” dedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İzmir Bayındır, Silivri, Şile’nin köyleri, Yalova, Van’ın köylerin Lale soğanı ve çiçek yetiştiricilerine destek vererek istihdam sağlıyor. BA­NA YA­ZIN! Çevre ve tabiatla ilgili her tür­lü soru­nu­zu ba­na iletebilirsiniz. “Gü­zel bir dün­ya” için bu say­fa­ya siz de kat­kı­da bu­lu­nun. 29 Ekim Cad­. No: 23 Ye­ni­bos­na İS­T. e-ma­il: ediz.hun@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT