BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Alınteri

Alınteri

Babam rahmetli samimi bir adamdı. Yunan ordusu çekilirken altı yedi yaşlarında esir düşmüş, sonra bir şekilde kurtulmuş, tenekeci çıraklığı, ustalığı Devlet Demiryolları işçiliği, marangozluk, kerestecilik derken bir ömür boyu her an çalışarak, didinerek kimseye muhtaç olmadan ömrünü tamamlamış biriydi.



Babam rahmetli samimi bir adamdı. Yunan ordusu çekilirken altı yedi yaşlarında esir düşmüş, sonra bir şekilde kurtulmuş, tenekeci çıraklığı, ustalığı Devlet Demiryolları işçiliği, marangozluk, kerestecilik derken bir ömür boyu her an çalışarak, didinerek kimseye muhtaç olmadan ömrünü tamamlamış biriydi. O’nun en önemli ölçülerinden biri ‘Alın teri’ idi. Bir iş, bir alışveriş’te alınteri varsa tamamdı. Yoksa o işten hayır gelmezdi o’na göre. Bundan önceleri yine bahsetmiş olabilirim, Özal Rahmetli memlekette sermaye birikimini sağlamanın en önemli araçlarından olan ‘Sermaye Piyasasını’ geliştirebilmek için ön adım olarak hisse senedi alıp vermeye imkân veren bir düzenleme yapmış halkımızın ‘Bankerlik’le tanışmasını sağlamıştı. Ortalık birdenbire karışmış, hisse senedi alışverişi almış yürümüş, bankerler adeta mantar gibi çoğalmış, alan memnun, satan memnun havası etrafa yayılmıştı. Rahmetli o günlerde bana ne olup bittiğini sormuş ben de dilim döndüğü kadarıyla kalkınmanın en önemli ayaklarından birinin sermaye birikimi olduğunu, bunun için tasarruf gerektiğini, bankaların bu işe kafa yormayıp işin tatlı yönüyle faiz alıp vermekle uğraştıklarını, işte faiz değil kâr getiren bu hisse senetleri alışverişinin milletin kafasına yatabileceğini anlatmıştım. Bu sistemi yaygınlaştırabilirsek yastık altındaki muazzam altın stokunu kalkınma hamlesi için devreye sokabileceğimizi söylemiştim. ‘Tamam anladım da, alınteri yok bu işte!’ diye kestirip atmıştı. İşte babamı çocukken esir alıp en az yüz kilometre aç susuz yayan yürüten Yunanlıların torunlarının son günlerde düştükleri durumu düşünürken yine rahmetlinin ‘alınteri’ kriteri aklıma geldi. “Yunanistan birçok kriteri yerine getirip AB’ye bir şekilde kapağı attı. Ama eskiden beri alıştıkları gibi ‘gelsin turist vire! bıraksın paracıkları, biz de onlarla beraber yiyelim içelim eğlenelim’ anlayışını yıllardır sürdürdükleri, yanisi dünyada olup biteni algılayamayıp, günde üç beş saat çalışıp ‘siesta’lı, çalgılı, çengili, avrolu günlerin sürüp gideceğini zannettikleri için, kısacası rahmetli babam ve benzerleri gibi ‘alınterine’ değil ‘Avrupa’nın şımarık çocuğu olmalarına’ güvendikleri için sıkıntıya düştüler” dedim kendi kendime. Haksız mıyım ama?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT