BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fiuvvvsttaksi!

Fiuvvvsttaksi!

Çocukluk güzelmiş be... Eline bir tencere kapağı geçirdinse şoförsün tamam. Önce gıv gıv gıvvv marşa bacaksın... Ha gayret çalışacak...



Çocukluk güzelmiş be... Eline bir tencere kapağı geçirdinse şoförsün tamam. Önce gıv gıv gıvvv marşa bacaksın... Ha gayret çalışacak... Brrrınn ın ın ınnn... Artık ver gazı gitsin. Brrr demekten dudakların acıya. Şimdi dolan dur, oda oda. Vitesleri İETT’nin Leyland’ları gibi geçireceksin... Kollar sabit, eller bilekten hareketli, “tıs tıs” eko yapa yapa. Virajlarda iiii diye lastik öttüreceksin. İiiiyyyk diye fren basacaksın sonra... Derdimiz büyüyüp dolmuşçu olmak. Soranlara “avokat, tabib, muallim” diyoruz tabii, duy da inanma. Mahallede otomobil yoktu sadece caddede birkaç “damalı” yatar. Gün boyu pinekler müşteri bakarlar... Sol çamurluklarının üzerinde çeyiz sandığı cesametinde taksimetreler... Üzerinde “serbest” yazıyorsa, müsaittir, tutabilirsin. Araba yürümeye başladı mı rakamlar şıktık şıktık atar. Eski benzin pompalarını bilir misiniz? Aynen o hesap. Es kaza otomobile bindik mi gözümüzü dört açarız, bak bakalım kollar pedallar ne işe yarar? Sağda vites, solda sinyal, dümen üzerinde çat çat korna... Radyo düğmesi, far anahtarı, silecek butonu. Bıçkın şoförler torpido altına pikap sıkıştırırlar. Plakları yarıktan itersin dönmeye başlar. Cızıltılı bir ses, “telgrafın telleriine kuşlar mı konaar?” KAÇ YAPIYO? Hangi arabanın kadranında kaç yazar bilirsiniz. Hatta mil ile kilometrenin farkını da. Stop lambalarının üzerindeki ince yazıları bile okur ezberlersiniz. Bir sürü ıvır zıvır... Üretildiği yıl, yer, ürün kodu, seri numara... Nemenem bir yerse, bütün adresler Detroit’e çıkar. O yıllarda yeryüzünde imal edilen 100 otomobilden seksenine ABD imza atar. Varsa yoksa Dodge, Desoto, Plymouth, Chevrolet, Cadillac, Oldsmobil, Buick, Ford, Mercury, Rambler... Daha da geri gidersen Packard’lar, Studebaker’lar.. Birkaç Mercedes meraklısını kenara koyarsanız Avrupalıların esamisi okunmaz. VW tosbağa, Opel, Pegueot, Skoda, Citroen, Austın, Fiat’a da rastlarsınız ama nadirattan... Toyota, Mazda, Nissan, Honda çook sonra düşecektir yollara. Düşünün Audi bile üretime başlamamıştır. Wanderer, Horch, DKW ve NSU ayrı firmalardır daha... Draman, Aksaray arasında işleyen yeşil bir 64 vardı (İmpala tabii), de ki yayla... Cübbeli sarıklı bir ağabeyimiz çalıştırırdı. Bir insan ile bir makine bu kadar ahenk içinde olabilir ancak. Araba kasislere girmeden amcam yaylanmaya başlar. Vitesi (tabii ki koldan) yukarı kaldırır, elini indirmeden arkaya uzatır “alayım canım”. Parayı alır vitesi aşağı indirirken kilometre kadranına atar. Gösterge paneli fırın ağzı gibidir. Geniş mi geniş, derin mi derin. Bakkal kasası kumbara kalır yanında. Direksiyonu avucunun içi ile okşar, araba bi sağa yatar, bi sola. Kaporta jilet gibi, döşemeler beyaz deri, ayna boncuk işlemeli. İçerisi misk, amber kokar, bazen de Arafat ya da Karakedi. - Şoför bey münasip bir yerde... Dikiz aynasından bakar, sarsmadan silkmeden yanaşıverir kaldırıma... Güle güle kardeşim selametle der dualar yağdırır ardınızca. Arabayı doldurmak kahyanın işi... Bazen sabırsızın biri “bekleme” der “iki kişilik vereyim de kalk!” Kalkar ama kimseden iki kişilik almaz. Ha yolda “ördek” çıkarsa ne âlâ. AÇIKGÖZÜN GÖZÜNÜ... Evvelce kira arabaları vardır, gidersin durağa. “Bilader Tatavla kaç para?” -Şu kadar. -Çok dedin be... Al takke, ver külah! Buhran yıllarında (930’lar) memleket dibe vurur, taksiler tutulmaz olur. Halid adlı bir uyanık aynı yöne giden dört müşteriyi cem eder, hesabı üleştirir aralarında. Karaköy iskelesinin önüne çeker “Taksim, Taksim 5 kuruşa!” Taksime çıkınca plağı değiştirir “Karaköy, Karaköy kalkıyo!” Meslektaşları siftahsız dönerken o paraları çuvala basar. Derken Fatih - Bâyezid, Bağlarbaşı - Kadıköy hatları da hizmete başlar. Vali, şehremini ve emniyet şaşkındır. “Memnu” deseler değil, “meşru” deseler o da değil. Bu usulü nereye koysalar acaba? Dolmuş ancak Menderesli yıllarda kâbul görür, talimat ve tarifeleri asılır duvara. KES YAPIŞTIR UZAT Ellili atmışlı yıllarda imal edilen Amerikanlar, salon salomanjedir. Hele steyşınları 8 kişiyi kaldırırlar... Bunlar koldan viteslidir, ön koltukları yekparedir, iki kişi rahatlıkla oturabilir şoförün yanına. Üç kişi de arka koltuğa (dörtleyebilirsiniz icabında). Ama bu yetmez yurdumun uyanıkları arabayı ortadan keser, uzatıp kaynatırlar. Araya atılan çakma koltuğa üç kişi daha tıkıştırırlar. Ha, şakülü kayar bu arada. Hele o güp güp vuran fındık sekizlerin yerine homurtulu dizeller takılınca... Bilahare devreye minibüsler girecektir ki o ayrı bir mevzu... Takdir edersiniz ki o destan, bu sütuna sığmaz!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT