BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Araştırmacı tartışmalı türetici eğitim

Araştırmacı tartışmalı türetici eğitim

(Vasıflarını saymaya çalıştığım ezberci olmayan gerçekten Çağdaş Eğitim konusunda “Eğitim-Bilim” dergisinin (Aralık 1999) 13. sayısında dünya ölçüsünde ilim adamımız Prof. Oktay Sinanoğlu ile yapılmış çok canlı bir mülakat okudum. sizlere zevkle sunuyorum:)



(Vasıflarını saymaya çalıştığım ezberci olmayan gerçekten Çağdaş Eğitim konusunda “Eğitim-Bilim” dergisinin (Aralık 1999) 13. sayısında dünya ölçüsünde ilim adamımız Prof. Oktay Sinanoğlu ile yapılmış çok canlı bir mülakat okudum. sizlere zevkle sunuyorum:) 26 yaşında profesör olmuş başarılı bir bilim adamısınız. Size göre 21. yüzyıl öğretmen ve öğrencisinde bulunması gereken vasıflar nelerdir? Önemli olan, insanların kendisine güvenidir. kendi kimliği, kültürü ve gelenekleriyle içiçeyse kendine güveni de vardır. Bunların hepsinin olduğunu varsayalım. yine de herkes bilim adamı olmuyor. Mesela, Edvard Teller’in lakabı “Hidrojen bombasının babası”dır. Bu adam “Bilim % 1 ilham, % 99 terlemektir” diyor. Oradaki çocuklar hocayla görüşmek için oda numarasını sordukları zaman asistanına, “Senin oda numaran kaç?” diye sordu. Asistan cevap verdi: “150 mesela” O da dedi ki, “150 bölü 2 artı 10’dur!” (Yani 85)” “Bakın, hatırlamıyorum ama türetebiliyorum!” dedi. Muhakeme çok önemli. Öyle ezberlemeyle bilim olmaz. Biz doktora öğrencisiyle, doçent, hatta profesörle “Bakın şurdan şöyle birşey çıkar, yepyeni birşey olur!” diye konuştuğumuz zaman, tepki hemen şu: “Canım! Bunu dışarıda birileri yapmıştır!” Yani millet aşağılık duygusu içinde kıvranıyor. Türkiye’nin problemleri ne iktisadidir, ne de siyasi. Birincisi aşağılık duygusudur. Sorgulamak, birşeyler bulmak hissi yok. (Halk eğer eğitimden geçmemişse yine de birşeyler yapıyor.) Eğitimin amacı kendine güvenen, ben çözebilirim diyebilen kişidir. Karmakarışık bir problemle karşılaştığı zaman bunun püf noktalarını sorgulayarak bulabilen insan yetiştirmektir. Bunu devamlı yaparsa alışkanlık haline gelir. Bu bütün bilimler için geçerlidir. Okullarımızdaki eğitimde olmaması gereken nelerdir? Olmaması gerekenler: 1- Dershaneler: Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir rezillik yok. Bunları belli çerçeve içinde dosdoğru bir özel okul yapın. Mesela tanıdığımızın bir çocuğu özel okula gidiyor ama çocuk bütün gün evde. “Sen neden evdesin?” dediğimiz zaman, “Niye gideyim ki, ben hafta sonu dershaneye gidiyorum ve üniversiteyi kazanmanın yollarını öğreniyorun” diyor. Dersanede de A, B, C hangisi işaretleniyor; bunun gibi şeyler öğreniyor. 2- Hazırlık sınıfı: Hazırlık sınıfı diye bir olay dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Dünyada herkes liseyi üç senede okuyor. Bizde bir sene de hazırlık sınıfı, oldu dört. Üniversite dört sene, bir sene de hazırlık sınıfı, oldu beş. Çocukları iki sene fazla okutuyoruz. Amerikalı’nın biri geldi, “Siz bizden bir iki sene daha fazla eğitim veriyormuşsunuz. Vay canına!” diye korkuyor. Bunlar böyle okursa adam olur, atılım yapar, uyanır diye korkuyor. Soruyor: “Bilgisayarın neresini okutuyorsunuz?” Yok canım korkma, birkaç tarzanca öğretiyorlar, bir de Londra’nın neresinde kilise var, Amiral Linson ne yapmış falan. Mesela kitaplarda şu var: Ahmet İngiltere’ye gidiyor. Orada kendine bir kız arkadaşı buluyor. Kız arkadaşı ona “Ahmet, senin ne biçim adın var, sana John diyelim mi?” diyor. Ahmet de, “Evet, haklısın!” diyor. Soran Batılı rahatlıyor, “Tamam tamam,siz devam edin!” diyor. Halbuki milletin gidecek okulu yok, imkanlar yetmiyor. Sen % 30, 40 öğrenciyi sokağa atıyorsun. Zaten yarım yamalak yabancı dille eğitim olmaz. Böylece topçular, popçular gün geçtikçe arttı. Araştırma yapılmıyor. Zaten şunu araştıralım diye araştırma olmaz. Her ülkenin bir siyaseti vardır. Nedir bu? Mesela, devletin şunu yapması gerek. Özel kesimin şunu yapması lazım. Bunun yapılabilmesi için bazı temel bilimlerin gelişmesi lazım. Böyle temel hedefler ortaya çıkarsa ve onlar desteklenirse birtakım araştırmalar ortaya çıkar, gibi... Bu her ülkede böyledir. Fakat bizde böyle bir şey yok. Öğretmen orda burda 40 saat ders veriyor. Ne zaman araştırma yapacaksın? Sonra öğrendik ki ders başına para alıyorlarmış. Peki, araştırma yaparsan ne olur? Hiçbirşey olmaz. İstanbul Teknik’te bir hoca var. Adını biz de duyuyorduk. Adam devamlı araştırma yapıyor ve öğrenci yetiştiriyor. Adama yapmadıklarını bırakmamışlar. “Sen niye araştırma yapıyorsun?”, “Niye öğrenci yetiştiriyorsun?” diye. Durum bu. Araştırma yapamıyorum diye yakınanlara da hiç sempatim yok. Şartlar ne olursa olsun, çok istersen birşeyler yaparsın. Yani sorgulayacaksın, püf noktalarını bulacaksın. Şurada bilgi var, git al! Olmaz. Bilgi organik birşeydir. Tarla faresi gibi canlıdır. Bilgi öyle konserve kutularında durmuyor. Nerde ne var, bileceksin ama asıl bilgiyi kendin üreteceksin!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT