BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İsyanlar İngiliz oyunu!

İsyanlar İngiliz oyunu!

53 yaşında Kürt olduğunu öğrenen Yazar Ahmet Kardam, “Kürt meselesinin başlangıcı, 1847’de İngilizlerin Kürtlere silah göndermesine dayanır” dedi.



ÖZEL HABER MURAT ARVAS Ahmet Kardam darbe mağduru olarak yıllarca yurt dışında yayıncılık yaparak hayatını kazanmak zorunda kalır. Yurda döndüğünde 1.5 yıl hapis yatar çıktıktan sonra tesadüfen eline geçen bir günlükte Bedirhanbey ve Mihail gazinin soyundan geldiğini öğrenir. -Türkiye’yi uzun yıllardır meşgul eden ve yıllarca da meşgul edeceğe benzeyen ekonomik kaynaklarını tüketen bu sorunun başlangıç noktası neresi size göre araştırmalarınız da nelere rastladınız? Günümüzdeki Kürt meselesinin temelleri (yani başlangıç noktası) Bedirhan Bey’in Osmanlı karşısında 1847’deki yenilgisidir. İsyanın sebebi İngilizlerin bu bölgedeki emelleridir. İngiltere Padişaha baskı yaparak Mustafa Reşit paşayı Sadrazam yapmasını sağlar. Mustafa Reşit paşanın ilk icraatı Kürt beylerine ağır vergiler ve karşılanması zor olan talepler olur. Bölgedeki Kürt beylerinin bazıları bu vergi ve talepleri reddeder bazıları kabul eder. Red edenlerin başında Cizre Botan Beyi Bedirhan vardır. Bölgedeki en önemli Kürt aşireti odur. Gücüne güvenir ve bazı Kürt beylerini de yanına alarak isyan başlatır. Osmanlı ordusu bölgeyi kuşatır bazı Kürt beylerini yenilgiye uğratır; Bedirhan Bey de bunların arasındadır. İngiltere bu dönemde Kürtlerle temasa geçer onlarla silah ve gıda malzemesi gönderir. Bedirhan Bey ve Kör Muhammed adlı Kürt Beyi sürgüne gider daha sonra ülkeye dönerler ama eski güçleri artık ellerinde yoktur. Devlete bağlı kalacaklarına söz verirler. 1841 Şubatı’nda Haziran’ın başında Cizre meselesi başlıyor. Cizre Bedirhan Bey’den alınıp, Musul’a bağlanıyor. Bedirhan Bey için kritik bir değişiklik oluyor. Musul valisiyle aralarında bir husumet vardır. Mısır valisi eli kanlılığıyla tanınan bir insandır. Böylece, 1835’ten beri süren Kürdistan’ı fetih harekatı tamamlanmış, beylik düzenini dağıtarak Kürdistan’ın 16. yüzyıldan beri sahip olduğu özerkliğe son verilmiş, o coğrafyanın kendi iç dinamikleriyle gelişme imkanı yok edilmiştir. Cumhuriyet Türkiye’si, Osmanlının o tarihte oluşturduğu bu problemi devralmış ve ona asimilasyon boyutunu da ekleyerek bugünkü haline getirmiştir. Bu isyanlar kaybedilen özerkliği almak üzere devam ediyor. Bu özerkliğin tarihsel kökenleri 16. yüzyıla Yavuz Selim’e kadar dayanıyor. 1835’te başlayan, 47’de tamamlanan bu özerklik isyan hareketiyle geri alınıyor. Bugüne kadar öyle geliyor. Cumhuriyet aynı meseleyi devraldı; üstüne asimilasyon ekleyerek içinden çıkılmaz bir hal oldu. -Bugüne dönecek olursak bu problem nasıl sona erer? Kürtler bu özerkliği istiyorlar. Bu sadece Türkiye ile ilgili bir sorun da değil. Türkiye, İran Suriye ve Irak parçası var. Dikkat ederseniz Irak’ta aldılar bu özerkliği. Suriye’de bir statü elde edecekler. İran’ı da etkileyecek bu durum. Bunların birbiriyle ilişki kurabildikleri, (tek devlet olmaktan bahsetmiyorum) bir formüle doğru gidiliyor. Avrupa ve Amerika da işin içinde Kılıçdaroğlu’nun söylediği şey, Kürtler’i tatmin etmez. Kopmaktan bahsetmiyorum ben. Ama bir tür özerkliklerini de koruyan, kavgaya dönüşmeyen. Güçler dengesine bağlı bir oluşuma gidilecek. Öyle görüyorum. Sizin hayat hikayeniz de ilginç. Tesadüf de olsa 71 ve 80 darbelerinde Avrupa’daydınız tutuklanma veya hapis yattınız mı? Önce Kürt Beyi Bedirhan’ın soyundan geldiğinizi daha sonra Bizans tekfuru Mihail Gazi’ye dayandığınızı öğrenince neler değişti hayatınızda? Tutuklanma gelmedi, vatandaşlıktan çıkarılmadım, ama kaçmasaydım başıma çok kötü şeyler gelirdi. Sol faaliyetler içinde olduğum sebebiyle 10 yıla mahkûm oldum. 1.5 yıl yatıp 1991’de aftan çıktım. Bütün bunları öğrenmek bende gerçek bir şoka sebep oldu. Bu, beni araştırmayı derinleştirerek bu kitabı yazmama sebep oldu. Bütün bu olanlardan dolayı memnunum. Bu süreç içinde Kürt olduğumu hiç bilmiyordum. Kendimi Türk zannediyordum. Babaannemin bir defteri ablam tarafından bulununca ve araştırmaya başlayınca beni bu kitaba kadar götüren maceralar yaşandı. Kürtler çok büyük rağbet gösterdiler kitaba. Çünkü tarihlerini bilmiyorlar. Kürt meselesi başlangıcının Bedirhan’la başladığını bilmiyorlar; Şeyh Sait isyanıyla başladığını zannediyorlar. Halbuki Şeyh Sait isyanı cumhuriyetin ilk yıllarında başladı. Bedirhan isyanının bitişi ise 1847’dir. Aralarında 100 yıla yakın bir zaman var. 1921 Anayasası, Kurtuluş Savaşına iştirak etmeleri için Kürtler’e özerklik veren anayasadır. KÜRT OLDUĞUNU TESADÜFEN ÖĞRENDİ 53 yaşında Bedirhan Bey’in beşinci kuşak torunu ve Kürt olduğunu öğrenen Yazar Ahmet Kardam, “Ailem bile gizliyor bunu. Babaannem Bedirhan ve Mihalzadelerden geliyor, yani Osmanlı kuruluşunda önemli bir yer tutan Mihail Gazinin torunlarındanız. Mihail Gazi Osman beyle arkadaş olan ve işbirligi yaparak Osmanlı impatorluğunun kuruluşunda rol oynayan Bizans Tekfurudur. Bedirhanlardan, Necip Bey’in kızlarından bir tanesini alıyor ve babaannem onların ürünü. Fakat ailede bunlar hiç anlatılmadı, hep saklandı. Biz Türk olarak yetiştirildik. Kürt olduğumu, babaannemin babasından kalan el yazması bir deftere tesadüf eseri ulaşarak öğrendim. Tabii 53 yaşından sonra öğrenince de şok geçiriyorsunuz. Bütün bakış açınız değişiyor hayat adeta yeniden başlıyor” dedi. Yazar Kardam, Bedirhan Bey hakkında Osmanlı arşivlerinde ulaşabildiği 800 küsur sayfa belge üzerinde üç yıllık yoğun bir çalışmayla hazırladığı “Cizre Botan Beyi Bedirhan” kitabını Mart 2011’de yayınladı.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT