BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Balkan İstikrar Paktı-II

Balkan İstikrar Paktı-II

Balkan İstikrar Paktı, düşünce olarak çok yerinde. Savaş sonrası, büyük maddi ve manevi tahribatı, tedricen de olsa, ortadan kaldırabilmek için, ortak çabaların, belli plan ve hedefler doğrultusunda, birleştirilmesi gerekiyor.



Balkan İstikrar Paktı, düşünce olarak çok yerinde. Savaş sonrası, büyük maddi ve manevi tahribatı, tedricen de olsa, ortadan kaldırabilmek için, ortak çabaların, belli plan ve hedefler doğrultusunda, birleştirilmesi gerekiyor. İkinci Dünya Harbi sonrası Avrupası için düşünülen ve uygulanan da, aslında, gerek askeri, gerek iktisadi ve sosyal alanda, biribirini tamamlayan bir dizi paktlardı. Geride bırakılan örneklere bakıldığında, doğrusu, Balkan İstikrar Paktı için, hemencecik, pek iyimser olunamıyor. Yani, Paktın, askeri olmadığı gibi, parası da yok. Güvenlik alanında, beklentiler, tümüyle, AGİT’e odaklanmış, iktisadi kaynak teminine gelince, bu konuda da, umutlar, başta Avrupa Birliği olmak üzere, belli başlı uluslararası finans kuruluşlariyle, ileri gelen ikili donörlere bağlanmış. Bu amaçla, ilk taahhüt toplantısı 29-30 Mart tarihlerinde Brüksel’de yapılacak. Bunu, belki de, Mayıs’ta ikinci bir taahhüt toplantısı takip edecek. Taahhüt toplantılarından ne elde edilebildiğini, Bosna örneğinde sık yaşadık. Ancak bu defa, önce para toplansın, sonra proje hazırlansın gibi, işlemediği artık kanıtlanmış olan yöntem yerine, işe daha farklı bir biçimde yaklaşılacak. Ezcümle, finanse edilbilecek projelerin, önceden, hazır olmasına çalışılacak. Genel Koordinatör Bodo Hombahch’ın ifadesine göre, bölgenin bütünü için yararlı olabilecek nitelikte, şimdiye kadar, yaklaşık 120 proje saptanmıştır. Bunlar için, gerekli kaynağın, 10 milyar dolar civarında olabileceği hesaplanmıştır. Ancak, ilk aşamada, acil nitelikte, 10 kadar proje, hemen ele alınabilecek ve bu projeler için, 1 milyar 800 milyon dolar kadar katkı toplamak gerekecektir. Türkiyemizin, önümüzdeki Brüksel taahhüt toplantısında ne kadar katkıda bulunabileceğini bilmiyoruz. Geçirilen deprem ve benzeri olağanüstü bütçe ağırlıkları nedeniyle, katkımız az olacaksa, bu tabiatiyle yine Bosna misalinde olduğu gibi, taahhüt sektörümüzün, öncelikli yeniden yapılanma ve rehabilitasyon projelerinde, halihazır deneyim ve kapasiteleriyle mütenasip ölçüde yer almalarını engelleyebilecektir. Her ne kadar, Hombach, İhalelerin uluslararası kurallara göre yapılacağını ve Türk girişimcilerin de, Türkiye’nin AB üyeliğine adaylığının kabulünden sonra, herhangi bir ayırımcı muameleye tabi olmadan, ihalelere kabul edileceklerini ifade etmiş ise de, yine de, az katkı ile girişimcilerimize yeterli destek sağlamak zor olacaktır. Yine Hombach’ın ifadelerinden öğrendiğimize göre, Yunanistan, Brüksel taahhüt toplantısını beklemeden, kendi öz imkanlariyle, Balkanlar için, 400 milyon dolarlık bir fon kurmuş bulunuyor. Yunanistan’la birlikte, İtalya da, şimdiden, ön planda yer tutmanın yoğun gayreti içinde gözüküyor. Paktın öngördüğü hedeflerin gerçekleştirilmesinde finans üretme yanında, bu oluşum içinde, üst düzeylerde görevler üstlenmek de, aynı derecede önem arzetmektedir. Bu konudaki girişimlerden de ne sonuçlar alınabildiği hakkında pek bilgi mevcut değil. Yunanistan’la birlikte, Bulgaristan’ın ve Romanya’nın, bizim fazlasiyle etkinlikte yapabileceğimiz görevlere talip olup, fiiliyatta, bölgede, yerimizi kapmalarına, bu ülkelerle dostluk adına, pek sessiz kalmamız ve hatta müsamahakar davranmamız, doğru değil. Sonra iş işten geçiyor ve çok geç oluyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT