BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > The Globalist Seyr-i Âlem

The Globalist Seyr-i Âlem

Dünyadaki gelişmiş ekonomiler, çok geniş işçi hakları ve koruması dahil yüksek bir hayat standartı elde etmekle övünüyor, ama konu kadınların işyerindeki hakları olduğunda aralarında çok büyük farklar görülüyor. Acaba aşağıdaki hangi gelişmiş ekonomide kadınların doğum izni en uzun süreli?



1. Küresel Test Dadı devletler Dünyadaki gelişmiş ekonomiler, çok geniş işçi hakları ve koruması dahil yüksek bir hayat standartı elde etmekle övünüyor, ama konu kadınların işyerindeki hakları olduğunda aralarında çok büyük farklar görülüyor. Acaba aşağıdaki hangi gelişmiş ekonomide kadınların doğum izni en uzun süreli? A. Avustralya B. ABD C. Şili D. İngiltere A. AVUSTRALYA. YANLIŞ. Çok kısa zaman öncesine kadar Avustralya OECD ülkeleri içerisinde en kısa süreli doğum iznine sahip olan ülkeydi - sadece 6 hafta ve bu sürede işveren maaş ödemek zorunda değildi. Ocak 2011’de hükümet bu durumu iyileştirerek, çalışan ebeveynlere asgari ücretle 18 hafta doğum izni kullanma imkanı sağladı. B. ABD. YANLIŞ. ABD’de çalışan kadınlar 12 hafta doğum izni kullanabiliyor, bu rakam diğer gelişmiş ekonomilerin oldukça gerisinde. Ayrıca ABD, OECD ülkeleri içerisinde doğum iznine ayrılan kadınlara maaş ödenmeyen tek ülke konumunda. Diğer bir çok ülkede, Fransa, Almanya ve Kore dahil, kadınlar doğum iznine ayrıldığında tam maaş alıyor - bu ülkelerde izin süreleri sırasıyla 16, 14 ve 13 hafta. C. ŞİLİ. YANLIŞ. OECD’nin en yeni üyelerinden biri olan Şili’de doğum izni 18 hafta ve bu izin süresinin tamamında tam maaş ödeniyor. OECD üyeleri arasındaki ortalama doğum izni süresi ise 19 hafta ve bu ülkelerdeki kadınlar ortalama 13 hafta tam maaş alıyor. Ebeveyn izninde en cömert davranan ülke Almanya, hem anneye, hem de babaya 17 hafta izin ve 12 hafta maaş imkanı sağlanıyor. Almanya’nın kuzey komşuları Norveç ve İsveç’te ise ebeveynlik izni sadece 10 hafta ve 8 haftalık maaş veriliyor. Türkiye’de de bu süre anneler için oldukça iyi, toplam 16 hafta ücretli doğum izni var, ancak babalara hiç hak tanınmamış, işverenin inisiyatifinde olarak 3 gün izin olabiliyor. D. İNGİLTERE. DOĞRU. İngiliz kadınlar doğum yaptıklarında tam 1 yıl izin kullanabiliyor - OECD ülkeleri arasında uzak ara en uzun süre. İzin süresi ikinci sırada yer alan Yunanistan’da 43 hafta, İrlanda’da ise 42 hafta. (2008 rakamları) Ancak İngiltere’deki çalışan kadınlar doğum izni sırasında sadece 13 haftalık maaş alabiliyor. Portekiz, Avusturya ve Hollanda’da ise doğum izni kullanan kadınlar maaşlarının tamamını alıyor. 2. İlginç Rakamlar 1- Tunus, kızlar için mecburi eğitim olan tek müslüman ülke. (Wall Street Journal) 2- Üniversitelilerin sadece yüzde 2’si kendi vatanlarının dışında okuyor - ve insanların sadece yüzde 3’ü doğduğu toprakların dışında yaşıyor. (Ghemawat: World 3.0) 3- Hindistan dünya nüfusunun yüzde 17’sini barındırıyor, ama dünyadaki karaların sadece yüzde 2.4’ünü kaplıyor. (Washington Post) 4- Facebook’un kurucusu ve CEO’su Mark Zuckerberg, Google halka açıldığında hâlâ Harvard’da öğrenciydi. (Wall Street Journal) 5- Dünyadaki tatlı suların sadece yüzde 1’inin altıbinde biri nehirlerden akıyor. (Forbes) 6- Şu an 84 milyon olan Mısır nüfusunun, 2065 yılına kadar 114 milyona çıkarak sabitlenmesi bekleniyor. (BM) 7- 2050 yılında Pakistan nüfusu 335 milyona ulaşacak, 1951 sayımındaki rakamın tam 10 katına. (World Bank) 8- Rusya’da alkol zehirlenmesinden yılda yaklaşık 40 bin kişi ölüyor - bu rakam ABD’de sadece 300. (New York Times) 9- İnsanların günde 90 gram et yemesi gerekirken, günümüzde bundan daha fazla tüketiyorlar. (The Lancet) 10- Çek yazar Karel Capek “robot” kelimesini 1920’lerde popüler yaptı. Robot, Çekce çalışmak ya da kölelik manasına gelen bir kelimeden türetilmiş.” (Financial Times) 3. Dudak Okuma Recep Tayyip Erdoğan konuşuyor Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) lideri ve 2003 yılından beri Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan, son seçimlerden de büyük bir zaferle çıktı. Bu bölümde Tayyip Erdoğan’ın; Avrupa, İslam ve ülkesinin geleceği hakkındaki görüşlerini sunuyoruz. 1- Seçim zaferinin ardından ilk hedefiniz nedir? “Halkımız bize yeni anayasayı uzlaşma ve müzakere yoluyla yapın mesajı verdi.” (Haziran 2011) 2- Avrupa’daki ekonomik kriz, kıta hakkında ne anlatıyor? “Yaşanan mali kriz Avrupa’da daha büyük bir dinamizme ve değişikliğe duyulan ihtiyacı ortaya çıkardı. Avrupa’daki iş piyasası ve sosyal güvenlik sistemleri komada. Avrupa ekonomileri durgun ve nüfus çok yaşlı.” (Ocak 2011) 3- Sizce Türkiye üye olsaydı, AB daha mı güçlü olurdu? “Türkiye, AB’ye yük olmaya gelmiyor. Avrupa Birliği’nin omuzlarındaki yükleri azaltmaya geliyor.” (Ocak 2009) 4- Avrupa’da Türkiye’yi hararetli bir şekilde eleştirenlere ne demek istersiniz? “Türkiye hakkında hiç bir şey bilmiyorsunuz ve hep başka yerlerden duyduklarınızla hareket ediyorsunuz. Türkiye’ye çok Fransız’sınız.” (Nisan 2011) 5- İslamiyeti gericilik olarak görenlere cevabınız nedir? “Bir müslüman için modernliğe karşı olmak diye birşey yoktur. Bir insan hem müslüman hem de modern niye olamasın? Ben, bir müslüman olarak dinimin bütün gereklerini yerine getiriyorum. Demokratik ve sosyal bir ülkede yaşıyorum. Zorluklar yok mu? Tabii var, fakat bunlar karşılıklı güven varsa bir olgunlaşma sürecinden sonra çözülüyor.” (Nisan 2009) 6- Sizce İslamafobi büyük bir problem mi? “İslamafobi de antisemitizm gibi insanlığa karşı çok büyük bir suçtur.” (Şubat 2011) 7- Türkiye’nin AB üyeliğinde kimin başrol oynaması gerektiğini düşünüyorsunuz? “Türk halkı, Türkiye’nin AB üyeliği müzakerelerinde Almanya’nın başrolde olmasını bekliyor.” (Şubat 2011) 8- Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinin engellendiğini düşünüyor musunuz? “AB’ye aday hiç bir ülkeye bu kadar siyasi zorluk çıkarılmadı.” (Şubat 2011) 9- Asimilasyon hakkında düşünceleriniz nedir? “Entegrasyona evet, ama asimilasyona hayır. Hiç kimse bizi kendi kültürümüzden ayıramaz.” (Şubat 2011) 10- Son olarak, neden bu düşüncedesiniz? “Zaman zaman asimilasyon kendi gelenek ve göreneklerini bir kenara bırakmak için bireyler üzerinde baskı kurar - ve böyle bir davranış insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Asimilasyonun ne olduğu hakkındaki fikirlerimi değiştirmem imkansız.” (Ekim 2010) Editör’ün Notu: “Dudak Okuma”nın her bir bölümü, röportaj yapılan şahıslarca söylenmiş on alıntı içerir. Yalnız, bu sadece sanal bir röportajdır. Mümkün olduğunca, ifade edilen düşüncelere daha iyi bir anlam sağlayacak sorular eklenmiştir. © 2011 www.theglobalist.com
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT