BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > Bu mu çözüm?

Bu mu çözüm?

Adına ister “Kürt Meselesi” deyin; ister, “Kürt Halkının Meselesi.” Ortada bir mesele var. Parlamento’nun ele alacağı konuların en başında da zaten Anayasa değişikliğiyle birlikte bu meselenin çözümü geliyor. Ki, bu da meselenin çözümü hakkında toplumda bir konsensüs sağlandığı anlamını taşıyor.



Adına ister “Kürt Meselesi” deyin; ister, “Kürt Halkının Meselesi.” Ortada bir mesele var. Parlamento’nun ele alacağı konuların en başında da zaten Anayasa değişikliğiyle birlikte bu meselenin çözümü geliyor. Ki, bu da meselenin çözümü hakkında toplumda bir konsensüs sağlandığı anlamını taşıyor. Eğer bir mesele çözülmek isteniyorsa, önce problemi doğru tespit etmek lazım. Teşhis doğru olsun ki, tedavi doğru yapılsın. Çözüm için kendini yetkili sayan organlar doğru tespit yapıyorlar mı acaba? Bendeniz hiç o havayı alamıyorum şahsen. Türkiye’de çeşitli aidiyetlere mensup insan toplulukları yaşıyor ve onların varlığını kimse inkâr etmiyor. Ayrıca bu durum, bir farklılık değil de zenginlik olarak kabul görüyor. En azından konuşan, öyle konuşuyor! Da... iş fiiliyata döküldüğünde tam tersi! Sanki bu insanlar birbirinin hasmı. Fırsat bulsa, parmağını diğerinin gözüne sokacak! Böylesine peşin hükümlüyken çözüm gerçekleşir mi Allah aşkına? Birbirinin açığını arayan, pundunu buldu mu karşısındakine çelme takacağı düşünülen iki grubu birbirine yaklaştırmanın imkânı var mı? Türkiye’nin sıkıntısı bu işte! Birbirini dinleyip anlayacağı yerde aykırı gitmeyi yeğ tutuyor! Tabii her ürettiği çözümü de eline ayağına bulaştırıyor! Hani, “insanlar konuşa konuşa”ydı?!. Meseleyi çözmek isteyenin masaya önyargılı oturmaması lazım bir kere. Biz öyle miyiz ya?!! “Kürtler Türkiye’yi bölmek istiyor. Aman böldürmeyelim!” Bu evhamımıza dayanağımız da var. Kürtler, “Sosyal özerklik” istiyor. “Kendi dilinde eğitim” istiyor. “Bu bölünmek değil de nedir?” Ben size bir şey söyleyeyim mi, bunların hiçbirisi bölünme arzu ve isteğine kanıt gösterilemez. Daha da ileri gideyim. Kürtlerin “Bölgeye Kürdistan densin” türü seslendirmeleri de bölünme arzu ve isteğini göstermez. Aksine, bir arada yaşama arzu ve isteğini gösterir. Bölüneceklerse, neden sorsunlar ki? Haa, bölünme ihtimali hiç mi yok? Var tabii. İki nedenden dolayı bölünme olur. 1) Birlikte yaşamak zorlaşırsa 2) Ya da bölünmek Kürtlere çok büyük menfaat sağlarsa. İşte o zaman bölünme yaşanır ve buna da kimse mani olamaz! Birincisi iç kaynaklı, ikincisi ise dış. Türkiye’yi yönetenlerin bu iki nedene de müsaade etmemesi lazım. Bölgede işsizlik de önemli bir etken tabii. Huzura kavuşursa, işsizlik kısa sürede önlenir. Barajlar sayesinde topraklar sulanıyor artık. Her türlü ulaşım imkânı da mevcut. Sınır ticareti zaten var. Bölgenin yatırımcı akınına uğraması işten bile değil. Yeter ki, huzur gelsin. Onun yolu da tarafların birbirini anlamasından geçiyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT