BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Yönetici ‘Sevk ve idare’ edilir mi?..

Yönetici ‘Sevk ve idare’ edilir mi?..

Yönetici profili biraz patrondur, biraz da burnu büyük. Desteğe ihtiyaç duyarlar da bunu kabullenip kendilerine yediremezler.



Bugün bir hikaye anlatacağım sizlere... Bunu alıp, ister Futbol Federasyonunun yeni yapılanmasına, ister G.Saray’ın toza dumana büründürülen son haline uygulayın. Hikayedeki karakterleri siz yerleştirin. Bulursunuz kimin hangi rolü üstlendiğini. Buradaki figürler hergün etrafımızda, ekranlarımızda ve gazete sayfalarında bolca rastladığımız ve asla vazgeçemediğimiz futbol adamlarıdır... Yönetici profili biraz patrondur, biraz da burnu büyük. Desteğe ihtiyaç duyarlar da bunu kabullenip kendilerine yediremezler. Farklı özelliklere sahip insanlar bir araya gelebilecekler ve çok farklı özelliklere sahip bir oyuncu grubunu sevk ve idare edecekler... Pek kolay bir iş olmasa gerek... Bakın... Günün birinde bir fizikçi, bir kimyacı, bir jeolog ve bir antropolog bir araya gelmiş ve bir araştırma için araziye çıkmışlar. Birden yağmur bastırır. Hemen yakında bir arazi evi görürler ve oraya sığınırlar. Ev sahibi bu değerli ekibe bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati odada bulunan soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar. Kimyacı, “adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış”; fizikçi, “adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş”; jeolog, “burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış”; matematikçi, “sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış”; antropolog, “adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş” diye yorum getirmişler. Tam bu sırada ev sahibi içeri girmiş. Tabii hemen sormuşlar ve bekledikleri cevaptan her biri haklı çıkmayı umuyormuş. “Üstat, bu soba neden taşların üzerinde, ve zeminden yukarıda...” Ev sahibi orman köylüsünün cevabı ise kısa ve basit olur: - “Boru yetmedi...” NİYE TERİM? Mehmet Ali Aydınlar iletişim projesini öne çekip önce onu halletmeye çalışırken değerli ama bir o kadar da birbirini tamamlamayan bir kurulla geliyor. Konuşmasında en çok geçen kelime ise “saygı...” Demek ki bundan müşteki ve önce buradan başlıyor. Sonra da geçmiş yönetimin içine kapanık halinden sıyrılmaya kararlı... G.Saray’da ise kimse “boru sayısının yeterli olup olmadığını” tartışmıyor. Masaya yumruğunu vuran hayali kahramanlar üretmeye çalışıyor. Oysa adım adım sorun çözüyor yönetim ve çözdükçe dolaşıyor yumak... Alttan çıkan ve medyanın bile ıskaladığı sorunları bir bilseniz, Terim-Tulun meselesini sorun olarak bile görmezsiniz... Ayrıcaaaa... Terim, “boru yetmediği” için, kısa ve acil başarı için getirildi ise ve Fatih Terim varsa, bir tek formül geçerlidir... “Terim yönetilmez... Yönetir...” Terim kulübü değil ama Florya’yı dünyada en iyi yönetecek adamdır. Zaten o da buna taliptir... Anlaşılan sorun yumağına bulaşmaktan, kendi hiyerarşisinde düzen sağlayamıyor G.Saray... Aysal Başkanın ivedi çözümü buradan üretmesi gerektiğine inanıyorum. Sorunun transferler olduğunu değil, geçmişin karmaşasının üstüne kurulan yeni düzenin bir an önce sağlanması olduğunu düşünüyorum. O zaman “boru yetecektir”... Fatih Terim’in kullanma talimatı... Benimki biraz uzaktan ahkam kesmek sayılabilir ama, yine de deneyeceğim... Terim, medyanın istediği kalıba girmez. Söylediği ve yaptığı sanal alemde olsa “tık rekoru” kırar. Çok taklidi vardır ama bundan gocunmaz. Sprit kavramını asla yitirmeyen “Humour” hep bir yerinde asılı duran, mum olup dibine de ışık verebilen tek örnektir. Survivor da seyreder, siyaset meydanı da... Nihat Doğan’ı da bilir, Moratti ile konuşabilmeyi de... Bilinen, en azından benim bildiğim en evrensel Adanalı odur... Efendidir ama olmak zorunda olmadan. Asla duraklama devri adamı olamıyor. Yükselme devri için her şeyi yapar. Efendilerin kapıştığı alemde, çok ses çıkaranın kazandığı bir futbol aleminde bekler son sözü. Akılda kalacak tarzı ve cümleyi beklemektedir şu anda. O lider gibi davranmaz, çünkü liderdir... Böyle biri varsa şayet, onu kullanamayanlar Fatih Terim’in prospektüsünü doğru okuyamayanlardır... Boru yetmedi!.. İranlı bir şair der ki: “Aşka uçarsan kanatların yanar” Mevlana der ki: “Aşka uçmazsan kanat neye yarar” Yunus Emre der ki: “Aşka vardıktan sonra kanadı kim arar?’’ Demet Akalın der ki: “Aşkın açamadığı kapı, kanatlanıp uçamadığı yer mi var’’ Ümit Aktan der ki: “Boru yetmedi...” POST-İT Kısır iktidar kavgası verenlere bir sözüm var: “Biriniz piyonsa ötekiniz şah! Piyon giderse en fazla iki puan gider ama şahı kaybedersen oyun biter. Ve sonunda şah ile piyon aynı torbaya girer...” S-ÖZ Güç erkeğe, güzellik kadına verilir. Ama her şeyi yenebilen güç, neden sadece güzelliğe yenilir!... Aristokratların ve zenginlerin kulübü River Plate düştü ve varoşların takımı Boca Juniors kutlamalar yapıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT