BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Deli kuyuya bir taş atar...

Deli kuyuya bir taş atar...

Ülkede yaşanmakta olan şu gereksiz ve trajikomik kriz, bir delinin kuyuya attığı taşı, kırk akıllının çıkarma hikayesine benzetebiliriz. Ne de olsa “Teşbihte hata olmaz!..” değil mi?



Ülkede yaşanmakta olan şu gereksiz ve trajikomik kriz, bir delinin kuyuya attığı taşı, kırk akıllının çıkarma hikayesine benzetebiliriz. Ne de olsa “Teşbihte hata olmaz!..” değil mi? Yalnız sıkıntı şurada: Kaç tane kuyu ve kaç tane taş var acaba? Dikkat ederseniz kaç tane deli (veya akılsız) var diye sormuyorum!.. Zira bunlardan yeteri kadar, hatta mebzul miktarda olduğu anlaşılıyor... Hatip Dicle konusu ayrı, KCK davasından tutuklu diğer beş ‘vekil’ meselesi ayrı. Ergenekon sanıkları Haberal ve Balbay ile Balyoz sanığı Engin Alan, aynı gibi görünse de apayrı tartışma konusu. Bunların her biri ile ilgili anayasa, milletvekili seçimi kanunu, ceza kanunu, terörle mücadele kanunu, ceza muhakemeleri kanunu ve adli sicil kanununda, kimi çelişkili kimi uyumlu hükümler var. Birinde değişiklik yaparsanız, diğerlerindeki denge veya uyum muhakkak bozulacak! Zaten anayasanın temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması ile ilgili 14, kişi hürriyeti ve güvenliği ile ilgili 19, milletvekili seçilme yeterliliği ile ilgili 76 ve milletvekili dokunulmazlığı hakkındaki 83. maddelerinin muhtevası, halihazırda bile uyum bakımından problemli görünüyor. Bir de 90. madde hükmü var ki, yargı mercilerinin uygulamaları sebebiyle, başlı başına bir mesele teşkil ediyor. Türkiye’nin altına imza attığı uluslar arası sözleşme hükümleri, iç hukuk normlarının üzerinde olduğu kabul edilmiş. Ama uygulamada hayli çelişkili örnekler var. Mesela, YSK’nın şahıslarla ilgili aldığı kararlarının da kesin olması ve bu kararlara karşı itiraz yollarının kapalı olması, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 8. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 13. maddesine (Etkin başvuru hakkı) aykırılık teşkil ediyor... Şimdi bu da nerden çıktı demeyin! Görüldüğü gibi taşlar birbirine değiyor ve sayıları giderek çoğalıyor! Hele bir de Türk Ceza Kanunu ile Ceza Muhakemeleri Kanunu sistematiğini değiştirecek bir adım atılırsa, seyreyleyin siz gümbürtüyü. Hali hazırda var olan çelişkileri ortadan kaldırmak için, Adli Sicil Kanununa 13/A maddesini ekleme mecburiyeti hasıl olmuştu... Hatırlayınız, 1974 yılında çıkarılan genel afta, güya terör örgütlerinin üyeleri istisna edilmişti. Ama daha sonra Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal kararı ile hapishanelerde ne kadar anarşist varsa hepsi tahliye edilmişti! Şimdi soruyorlar ya, Ogün Samast da vekil seçilirse ne olacak? Ogün Samast Çocuk Mahkemesinde yargılandığına göre, seçilme için yaşı müsait değil. Ama mesela Murat Karayılan ve Alparslan Aslan örneklerinin üzerinde pekala durulabilir değil mi? Zaten Hatip Dicle üzerinde bu kadar ısrar edilmesinin sebebi başka ne olabilir ki... Hele hele CMK’nın 231. maddesine (Hükmün açıklanmasının ertelenmesi) uygulama alanı açmak için, Adalet Bakanlığı’ndan bir kanun yararına bozma talebi koparılırsa, neler olur neler!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT