BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > Yaz okulunu dikkatli seçin!

Yaz okulunu dikkatli seçin!

Okulların tatile girmesiyle anne-babalar çocukları için yaz okulu arayışına girdi. Özellikle son beş yılda yaz okulu sayısının hızla artması ve alternatiflerin çoğalması, aileleri seçim yapmada bir hayli zorluyor.



Yaz okulları, çocukların öz saygısının artması, fiziksel ve sosyal yönden sağlıklı gelişimleri için olumlu katkılar sağlar. > Faruk Levent Öğrenciler, dokuz aylık yorucu bir dönemin sonunda yaz tatiline girdi. Yaklaşık üç ay sürecek bu uzun tatilde, çocukların yeni aktivitelerle vakitlerini, eğlendirici ve eğitici bir şekilde geçirmelerini sağlamak çok önemli. Bu konuda yaz okulları, anne-babalar için çocukların zamanlarını etkin kullanmaları ve yaşıtlarıyla iletişim kurmaları açısından bir fırsat olabilir. Çocukların; tatili sağlıklı, eğlenceli ve verimli bir şekilde geçirmelerine yardımcı olan yaz okullarını seçerken nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda sizlere birkaç tavsiyemiz var: > İlk olarak evimize en yakın ve en uygun yaz okulu seçeneklerinin bir listesini yapmalıyız. > Öncelikle güveneceğimiz yaz okulunun bağlı olduğu kurumu iyi değerlendirmeliyiz. HİJYENİK OLSUN > Sağlıksız yaz okulları, çocuklarımızın sağlığına ciddi şekilde zarar verebilir. Bu sebeple hijyene önem veren, güvenlik konusunda her türlü önlemi alan okulları tercih etmeliyiz. Özellikle spor yaz okullarında, mutlaka, konusunda uzman kişilerin bulunup bulunmadığına, yüzme gibi derslerin yüzme hocaları tarafından verilip verilmediğine dikkat etmeliyiz. > Okul öncesi dönemde yüzme eğitimi alacak öğrencilerin Hepatit A’ya karşı korunuyor olmasına özen göstermeliyiz. > Yaz okullarına göndermeden önce çocuklarımızın yapacakları sporla ilgili bir sağlık kontrolünden geçmelerinde fayda var. > Yaz okulu seçiminde servis ve ulaşım imkânları, kararımızı belirleyecek önemli bir kriter olmalıdır. > Yaz okulunun eğitim kadrosu bir diğer önemli konudur. Görevli spor eğitimcilerinin, mutlaka, spor eğitimi almış kişiler olması gerekir. Antrenör veya beden eğitimi ve spor yüksek okulu mezunlarının ya da son sınıf stajyer öğretmenlerin görev aldığı okulları tercih etmeliyiz. Ayrıca eğitmenlerin derse hâkimiyeti, tecrübeleri ve uzmanlık alanlarını araştırmalıyız. BESLENME ÖNEMLİ > Yaz okuluna kayıt yaptıran diğer çocukların yapısı, yaş grupları ve cinsiyetlerine göre çocuk sayısı da bizim için önemli kriterlerden biri olmalı. > Bu dönemde çocuğumuzun neyle besleneceği, beslenme programı hatta varsa haftalık yemek programını iyi incelemeliyiz. > Seçtiğimiz yaz okulunda spor dışı aktivitelerle ilgili bilgi almalı ve sosyal etkileşime yönelik aktivitelerin çoğunlukta olmasına dikkat etmeliyiz. > Çocuğumuzu ilk defa yaz okuluna göndereceksek adaptasyon süreci için ek süre istemeliyiz. Bu noktada, deneme süreci olan yaz okullarının tercih edilmesi, bütçemizi koruma altına almak için daha akıllıca olacaktır. > Her şeyden önemlisi de yaz okulu seçimi yaparken çocuğumuzun görüşlerini alarak birlikte karar vermemizdir. SPORDA GAYE, TEMEL ÖĞRETİM VE OYUN OLMALI > Öğrenci kapasitesi fazla olan büyük okullarda kontrol zor olabilir. Önemli olan bir öğretmene düşen öğrenci sayısıdır. Bu da yaş gruplarına ve seviyelere göre değişir. Örneğin yüzmede 9 yaşın altında yüzmeyi hiç bilmeyen çocuklarda 3-6 kişilik gruplar, yüzmeyi bilen ve 9 yaşından büyük olan çocuklarda 5-10 kişilik gruplar ideal olarak kabul edilir. Basketbol, futbol veya voleybol gibi branşlarda grupların biraz daha kalabalık olması gerekir. Spor okullarında programın temel öğretim ve oyun amaçlı olmasında fayda var. Ağır antrenman yapılan, sporcu seçen ve belli becerileri zorunlu kılan okullar, çocukların -eğer yeteneği yoksa- spordan soğumasına sebep olabilir. PENCERELER Utku Öztürk Emre Erdoğan utku.ozturk@ihlaskoleji.com HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ 3 ŞEY: KEÇİBOYNUZU Sütten 3 kat daha zengin kalsiyum deposu Keçiboynuzu, öyle bir besin kaynağı ki içinde yok yok! Çok yararlı bir yiyecek olan keçiboynuzu hastalara şifa, dertlilere devadır, tabii yiyebilene. Yiyebilene derken çok yenmeyecek bir tadı yok, bizzat denedim (Ve iki ısırıktan fazla yiyemedim ama çaktırmayın.) > En eski: Yeryüzünün en eski bitkilerinden olan keçiboynuzu, bazı yörelerde harnup olarak da bilinir. Türkiye’de tıbbi bitki ihracatında en büyük pay ile harnup birinci sıradadır. Günümüzün yaygın virüsü olan radyasyona panzehirdir. > Yiyene zindelik kazandırır: Keçiboynuzu vücudu kuvvetlendirir. En çok korkulan hastalıklardan olan akciğer kanserini %90 oranında önleme gücüne sahiptir. Genel ve alerjik nefes darlığı olanlarda ise olumlu sonuç verir. İshale karşı müthiş bir takviyedir, fakat kabızlık çekenlere de iyi gelir. Harnup, pekmezi yapıldığında aliyyülâlâ olur, faydası katlanır. Harnup pekmezi, kalsiyum bakımından sütten 3 kat daha zengindir. Öksürük, grip, kemik erimesi ve kansızlık durumlarında vücuda yardımcı olur. Balgam söktürmede, göğsü yumuşatmada, bronşları açmada etkilidir. Sigara tiryakileri için çok faydalıdır. Mide şişkinliğini giderir. Yüksek mineral ve vitamin içeriğiyle de diş ve diş etleri üzerinde çok olumlu etkileri bulunur. > Keçiboynuzunun içeriğinde gallik asit bulunur. Bu asit öyle bir şey ki bunun içinde yok yok! Yukarıda yazdığım hastalıkların çoğunun şifası bu asidin içeriğinde var. Paylaşım merkezi Sağ kolumu kaybettim ama sol kolum var! > Seddülbahir ve Conkbayır’ın büyük kahramanlarından biri de Bombacı Mehmet Çavuş’tu. Bu kahraman Anadolu çocuğu, İngilizlerin siperlerimize fırlattığı el bombalarını korkusuzca hemen yakalar, karşı tarafa fırlatır ve zararını kendilerine dokundururdu. İngilizler bunu anlamış olacaklar ki bombaları birkaç sayı saydıktan sonra fırlatarak Mehmet Çavuş’un iadesini önlemeye çalışmışlardı. İşte böyle bir bomba, Mehmet Çavuş’un elinde patlayarak sağ elinin bileğinden kopmasına sebep olmuştu. Bu yiğit delikanlı, vazife şuuruyla şifahaneden tabur kumandanına yazdığı mektupta şöyle diyordu: “Sağ kolumu kaybettim, zararı yok, sol kolum var. Onunla da pekâlâ iş görebilirim. Beni müteessir eden ve yine kıtama iltihak edip düşmanla çarpışmama mani olan şey, yaramın henüz kapanmamış olmasıdır. Şifahaneden kurtularak hâlen harbe iştirak edemediğim için beni mazur görünüz, affediniz muhterem kumandanım...” tweetçi twitter.com/twtci MirgunCabas facebook’a bir ‘başın sagolsun’ tuşu lazım... adam facebook’ta ‘babam öldü’ yazmış. 20 kişi de bunu ‘beğenmiş’. prialterno Oku, da, baban, gibi, eşek, olma. Risk alamam. tuvaletterligi Önceden karşı cinsin dikkatini çekmekte kullanılan araçlar: “Köpek, kedi, küçük tatlı çocuk” Yıl 2011: “Profesyonel fotoğraf makinesi” metinustundag Doğarsın ve ölürsün.. / Arada / Bir hayat olduğunu fark edersen yaşarsın! AbSurDMaN_ Duş alırken sıcak soğuk musluklarını ayarlıycam diye DJ Tiesto oldum, Armin van Buuren oldum arkadaş. ostoros Kâinat güzeli de hep dünyadan çıkıyo... kaansezyum Minibüste cam kapatan kadın, Turkiye’nin ilerlemesini engelleyen gizli bir el gibi. Yaşadıklarımızdan sen sorumlusun cam kapayan kadın! istiklalAkarsu “Trabzonspor’da yeniden doğacağım” diyen Halil Altıntop’a, R.Madrid’li ikizi Hamit’ten jet cevap “Bu sefer sen tek doğ”. kalemin yazdıkları Aptallarla tartışmaya girmeyin! Zira sizi görenler, aranızdaki farkı anlamayabilir. (İmam-ı Gazali) BİLİYOR MUYDUNUZ? Dişlere doğal sağlık > Bugün, modern tıbbın diş sağlığı konusunda ortaya koymaya yeni başladığı tedavi usullerini, İslamiyet 14 asır önce öğretmiştir. Diş sağlığına büyük bir fayda temin eden misvak, gayet basit ve iyi bir diş temizleme vasıtasıdır. Dişlerin çürümesini önlemek için misvak kullanmak çok faydalıdır. Filler dört çekermiş! > Fillerin yürüyüş ve koşusunu özel kameralarla gözlemleyen İngiliz bilim adamları, bu büyük hayvanların bacaklarının dört çeker bir arazi taşıtının tekerlekleri gibi hareket ettiğini gördü. Buna göre filler her bacağını hız kazanmak ve fren yapmak için kullanabiliyor. GOOGLE ARENA Arama motorlarına göre karşılaştırma PAZAR 82.3 milyon AVM 32.3 milyon İLAÇ 25.5 milyon KEÇİBOYNUZU 536 bin YÜZMEK 13.6 milyon KOŞMAK 2.9 milyon etkili- yorum İbrahim CEBECİ icebeci@ihlaskoleji.com Bir teşekkür Her zaman birbirine muhtaç olan yegâne varlık insandır. Nereye gidersek gidelim, ne yaparsak yapalım mutlaka birilerinin yardımına ihtiyaç duyarız. İnsanlardan yardım alabilmek için de insanlara yardım etmek gerekir. Her şeyin karşılığında para vermemiz mümkün değil. Fakat yapılan her iyiliğe, güzelliğe, yardıma, insanlığa teşekkür edebiliriz, etmemiz gerekir. Candan yapılan bir teşekkür, hem çok basit hem de çok etkili bir metot. Mesela toplu taşıma araçlarında zaman zaman şahit olduğumuz bir vaka: Gencin biri, yaşlı birine veya bir bayana yer veriyor. O da sessiz sedasız oturuyor. O anda yolcular tamamen oturan kişiye odaklanmış. Herkesin beklediği bir çiçek, bir şeker veya bir hediye değil. Sadece nezaketin sembolü, insanlığın icabı hoş bir teşekkür. Teşekkür ederim, sağ ol, eyvallah, Allahü teâlâ razı olsun, şükran, mersi... Aklına hangisi gelirse gelsin; ama bir teşekkür ifadesi mutlaka gelsin be kardeşim! Engin kültürümüzden gelen nefis hasletlerimizden biri de nezaket. Nazik insan teşekkür etmesini bilen insandır. Yapılan iyiliğe teşekkür etmemek vefasızlık, belki biraz ağır olacak ama nankörlüktür. İnsanlara teşekkür etmeyen Rabbine de şükretmiş olmaz. Günümüz dünyasında köyden şehre göç eden insanlar şehirleri de metropol hâline getirdi. Şehirlerin gitgide kalabalıklaşması, insanları birbirine daha da yaklaştırdı. Maddeten birbirine yaklaşan şehir insanı manen birbirinden gittikçe uzaklaştı. Şehir hayatındaki ilişkilerin daha çok menfaate dönük olması da sadece teşekkür etmeyi değil bazı insanî taraflarımızı da yitirmemize sebebiyet verdi. Birbirine yardım eden, birbirinin hastalığına üzülen, mutluluğuna sevinen, zarar edeni teselli eden, yakınını kaybedene yakın olan insanımız gitti, yerine; vurdumduymaz, bana neci, menfaatçi, komşusunu tanımayan, büyüklerini takmayan bir nesil türedi. Teknolojinin hediyesi robotlar hücrelerimize kadar sirayet etti ve hepimizi robotlaştırdı. Herkesten şüphelenir ve korkar olduk. Avrupa’nın olumsuz bütün özelliklerini kopyalamaya başladık. Robot teknolojisinde geri kaldık ama robotlaşma konusunda hayli mesafe katettik. Biz, en iyisi aslımıza dönelim. Avrupa’nın ilmini ve teknolojisini alalım, fakat diğer özelliklerini onlara bırakalım. Zaten onlar da bizim insanî yönlerimizi öğrendikçe hayretler içinde kalıyor, bize benzemek için can atıyor. Fakat çok geç kaldıklarının farkındalar. Yarın, bizim için de çok geç olabilir. Gelişme noktasında Avrupa’nın, hatta dünyanın en ümitvar ülkelerinden biri olan Türkiye, milli-manevi değerlerimiz noktasında ise sürekli geriye giderse bundan sadece Türkiye değil bütün insanlık zarar görür. Çünkü insanlık, bize muhtaç!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT