BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Müsait bir yerde

Müsait bir yerde

Yetmişli yıllar. Vezneciler’den bindiniz dolmuşa... Bir süre Vefa’nın ara sokaklarında dolanır neden sonra Şehzadebaşı Camii şerifinin önünden çıkarsınız yola... Dolmuş, dolmuş ya da dolmamış fark etmez, Fatih İtfaiye önünde uzunca bir süre yatar, biteviye basar kornaya... “Küçükkö, Rami, Pazariçi Berecteeen!”



Yetmişli yıllar. Vezneciler’den bindiniz dolmuşa... Bir süre Vefa’nın ara sokaklarında dolanır neden sonra Şehzadebaşı Camii şerifinin önünden çıkarsınız yola... Dolmuş, dolmuş ya da dolmamış fark etmez, Fatih İtfaiye önünde uzunca bir süre yatar, biteviye basar kornaya... “Küçükkö, Rami, Pazariçi Berecteeen!” Araba bayılıp da kuyruğu titrettikçe gaz verir kalkıyo gibi yapar. Kalkan da yürümez, her sokağın ağzında durur, geri bakar, garibim şanzuman ikinci vitesİ göremez asla. Koltuklar dolar, koridor dolar, motorun üstüne bile adam oturturlar, muavine basamakta yer kalır ancak. Ama PTT’nin önünde bir harman daha kaldırırlar Yavuzselim’de bir daha... Karagümrük, Acıçeşme, Edirnekapı’da sürekli yolcu alırlar... Araba sıkıştıkça kazıklama fren yapar, boşluk açarlar. Teyzem ayağınıza basmış, amcam böğrünüze abanmış ne gam. Kim köfte ekmek, kim sucuk, lahmacun yedi bilirsiniz. Gecenin ilerleyen saatlerinde şarapçılar sökün eder, ekşi ekşi geğirirler suratınıza... Muavinler dakikada bir “ücret” diye sorarlar. Yüzlerinde bir savcı edası, ellerinden gelse kalem kıracaklar. Ama üstünü isterseniz bozulurlar: “Burdayız, kaçmadık ya!” TEKERLEKLİ DİSKOTEK Sur dışında trafik nispeten rahatlar, şoförün keyfi yerine gelir kaseti iteler, gaza basar. Bilmem bir insan bu iç karartıcı nağmelerden ne anlar? Arabesk dediğin hıçkırık, ağıt, beddua. Sözler isyankârdır, insanı dinden imandan çıkarır, Maazallah! Ha şu var, kandil, cuma bilirler, kabristandan geçerken sesi kısarlar. Bazen çevirme olur imparatorumuz emir buyurur “Eğilin!” Yolcular üstlerine vazife gibi mevziye yatar, yatmayanı da uyarırlar “çök çök çök.” Peki polis yutar mı? Nerdeee? Kapıyı bi açar, sardalye konservesi gibi, üst üste insan... Şoför başlar ağlamaya “yok şöyle oldu da böyle oldu.” Yemin billah. Hiç unutmam bir seferinde polis yolcuyu boşalttırdı. Yalan olmasın 60 - 70 kişi çıktık gaz tenekesi kadar arabadan. Şimdi bunları tekrar sığdırabilirsen ceza kesmeyeceğim sana... Gaz vermeden, fren yapmadan ne mümkün? Yarısını bile aldıramazdı, aldıramadı da! O yıllarda yollar dar, misal Eyüp Alibeyköy hattına iki araba ancak sığar. Minibüsçüler karşıdan gelen arkadaşını durdurur, kelebek camını açıp para bozdururlar. Geçiş üstünlüğü bu işte... Arkandaki haddini bilecek, konvoy olacak. Minibüsçülerin gözü keskindir, diyelim gayri ihtiyari eliniz kalktı önünüzde durur zıngadanak. Bineceksin artık, “yok abi kulağımı kaşıdıydım” İmkânı mı var? İstanbul yollarında acemilerin şansı yoktur, hiç beklemediğiniz anda dolmuşun biri önünüze kırar... Öylesi dalışlardan birinde acı bir fren sesi duyulur. Zor kurtaran otomobilden beş genç çıkar, biri cama yaklaşıp sorar “derdin ne?” - Abi yolcu alcaktım da. / - Bir yolcu kaç para? - 50 kuruş / - Al sana 5 lira, bir daha yapma! SELAMET DER KENAREST Eğer manzaraya tamah edip de önde oturursanız omzunuzu oyarlar, “kardeş uzatır mısın!” Uzatırsın, bir daha... “5 lira vermiştim üstü gelmedi hâlâ.” Şoförler dikiz aynasına kendi resimlerini asmaya bayılırlar, fotoğraf arabanın önünde çektirilmelidir, tam far ile Magirus ambleminin açıortayında. Sağda solda bayatlamış çıkartmalar. “Aşıksan vur saza, şoförsen bas gaza” Arabanın tamponunda boncuk, bebek patiği ya da at nalı... Bir nevi nazarsavar. Şoför dediğin sol omzunu ileri vermeli, hafif yan oturmalıdır. Çünkü vites arkadadır dönmeden ulaşılmaz. Bazı vitesler girip çıktıkça şık şık ses yapar. Vites topuzunda kuru kafa da olabilir, kırmızı yeşil ampuller de yanabilir icabında.. İç aydınlatmada pavyon renkleri hakimdir allar morlar ve ille de mavi... Mavi mavi masmavi! Durak isimleri gayri resmidir, kim koydu bilinmez, muamma. Benzincide, kaavede, yolağzında... Yolcu alırken adım başı durur ama inmek isterseniz, “az ye de taksi tut” derler, “yeni durduk daha!” Genellikle bir kafa sallayıcı musallat olur. Bunlar motorun üstüne oturur ve şoför ne derse alkışlar. Yanlış yapanlara yuh çeker, durup durup cık cıklanırlar. “Elden ele bizamet” der, para üstü verir, cam siler, teybin ayarı ile oynarlar. “Vay 347 maça yapmış ha!” “duydun mu 876’yı bağlamışlar” gibi cümleler kurar, sektöre olan ilgilerini cümle aleme duyururlar. Şoför, “az geri gelir misin bilader aynayı göremiyorum” deyince bozulurlar o başka...
Reklamı Geç
KAPAT