BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yemin krizi ve yeni anayasa

Yemin krizi ve yeni anayasa

Bu hafta siyasi gündemimiz CHP’nin çıkardığı ve bazı medya mensuplarının büyüttükleri “yemin krizi” oldu. CHP’liler meclise girdiler. Fakat yemin etmediler. Suçu AK Parti’ye yükleyip meseleyi Ergenekon sanıklarını neden salmıyorsunuz seviyesine getirdiler. Hem bağımsız yargı istediler.



Bu hafta siyasi gündemimiz CHP’nin çıkardığı ve bazı medya mensuplarının büyüttükleri “yemin krizi” oldu. CHP’liler meclise girdiler. Fakat yemin etmediler. Suçu AK Parti’ye yükleyip meseleyi Ergenekon sanıklarını neden salmıyorsunuz seviyesine getirdiler. Hem bağımsız yargı istediler. Hem de AK Parti’nin yargıya müdahalesini talep ettiler. Hatta “Yurt dışından bize milletvekilleriniz neden hapiste derlerse onlara ne cevap vereceğiz?” diye sordular. Cevap basitti: Biz aday gösterdiğimiz zaman onlar hapisteydiler. Netice olarak kamuoyu önce bu ilginç tavır karşısında şaşırdı. Bu şaşkınlık çerçevesinde değerlendirmeler yaptık. Bu değerlendirmelerde CHP’nin ne yapmaya çalıştığını anlamaya gayret ettik. Mantıklı bir neden bulamayınca da bu yapay krizi ciddiye almanın lüzumu olmadığını düşündüm. Türkiye sandıkta hükümeti ve muhalefeti ile bu meclise bir görev verdi. Bu görev yeni anayasa yapma görevidir. Durum böyleyken Ergenekon sanıklarını meclise taşıyarak onları aklama gayreti gerçekten çok yersiz bir girişimdir. Bu yapay gündemden sıyrılarak memleketin asıl meselesi olan yeni ve sivil bir anayasa gündemine yoğunlaşmamız gerekmektedir. 1982 anayasasının Türkiye’yi geleceğe hazırlayamadığı gerçeği ortadadır. Anayasa değişikliği konusunda muhalefetin ve hükümetin birleşebileceği birçok gerekçe vardır. Her şeyden önce, mevcut anayasa bir toplumsal uzlaşı belgesi değil, devleti “efendi” halkı “kul” gören ve sadece kendisini koruyan bir yaklaşım ile ülkemizde sıkıntıların ana sebebidir. Konu milli bir meseledir. Bağımsız yargıyı güvence altına almış, yerel sorunlara bütünleştirici yerel çözümler ve bireysel fırsat eşitliğine dayalı ahlak ilkelerini benimseyen, katılımcı demokrasi anlayışını teşvik eden başta sivil anayasa olmak üzere diğer hukuki reformları takvime alalım. Anayasa çalışmaları ile eş zamanlı olarak dernekler kanunu, siyasi partiler kanunu, toplantı ve yürüyüşler kanunu gibi çağın ihtiyaçlarına cevap veremeyen tüm kanunları birbiri ardına değiştirelim. Türkiye bu tartışmalarda zaten çok yol aldı. Değişikliklerin ne olması gerektiği üç aşağı beş yukarı bellidir. Bu yasalar üzerine uzlaşma çok zor değildir. Ayrıca bu uzlaşma arayışına kimlerin engel olduğunun bilinmesi Türkiye gençliğinin hakkıdır. Türkiye’yi gerçekten bir hukuk devleti olarak dönüştürmeyi hedefliyorsak bu adımların ivedilikle atılması kaçınılmazdır. Artık vakit de kaybetmeyelim. Türkiye’ye de vakit kaybettirmeyelim. Türkiye’nin yapay yemin krizleri gibi oyalanmaya sabrı yoktur...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT