BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bitkin bir haldeydi Şehnaz...

Bitkin bir haldeydi Şehnaz...

Şehnaz koskoca evde bir hapis hayatı yaşıyordu adeta. Şahin giderken kapıyı üzerinden kilitliyor, pencereleri sıkı sıkıya kapatıyordu.



Şehnaz koskoca evde bir hapis hayatı yaşıyordu adeta. Şahin giderken kapıyı üzerinden kilitliyor, pencereleri sıkı sıkıya kapatıyordu. Telefonun kablosunu kopartıp atmış, genç kızın dış dünyayla irtibatını adeta kesmişti. Evden uzaklaşmaları da kısa süreli oluyor, gidip ya alış veriş yapıp dönüyor, ya da bir iki saatliğine dolaşıp geliyordu. Şehnaz ise bir yere kımıldayamıyor, adamın savurduğu tehditlerden son derece korkmuş bir vaziyette öylece oturuyordu. Şahin son derece kaba ve şiddet dolu bir tavır içindeydi. Alıp geldiği malzemeleri genç kızın önüne fırlatıyor: - Bana yemek pişir haydi! Diyerek emrediyordu. Bitkin bir haldeydi Şehnaz. Bu badireden kurtulmak için gece gündüz yalvarıyordu Allah’a. Fakat adamın içine yerleştirdiği korku her şeyden üstün geliyor, en ufak bir girişimde bile bulunamıyordu kurtulmak için. Çaresizdi. - Bana kahve yap... diye seslendi Şahin. Usulca kalktı oturduğu köşeden. Mutfağa gitti. Elleri titriyor, yüreği fırlayacak gibi atıyordu. Cezveye su doldurdu, iki kaşık kahve koydu. Babasının katiline böyle hizmet etmek ağırına gidiyor, nefreti tiksindirici boyutlara ulaşıyordu. Aklı annesindeydi geldiğinden beri. Bir haber uçurabilse, anacığına bir ulaşabilse, Seher’in kapıya dayanıp onu bu çirkefin içinden söke söke çekip alacağını biliyordu. Tedirgin ve ürkek bir tavırla getirdi pişirdiği kahveyi. Şahin alaycı ve şeytani bir bakışla süzdü onu: - Ne o? Neler geçiyor kafandan? - Hiç... hiçbir şey, ne geçsin ki... diye mırıldandı usulca yerine dönerken. Oysa haykırmak, içindeki kini, öfkeyi bu zalim adamın suratına kusmak istiyordu. - Sakın bir şeyler yapmaya kalkma. Yoksa o ananı da temizlerim, seni de... Yaşatmam, yaparım, laf değil bunlar. Yutkundu. Gözlerinde korku vardı. Bütün cesaretini toplayıp fısıldadı: - Bana ne yapacaksın? - Sana mı? Hah, hah, hah.... Sana ne yapacağım öyle mi?.. Bekle görürsün. Ürperdi genç kız. Bu adamdan her şey beklenirdi. Gözlerini kapattı. Kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığını düşündü: - Nasıl olsa yakalanacaksın, cezanı çekeceksin... Yaptıkların senin yanına kalır mı hiç? Yıldırım gibi fırladı oturduğu yerden adam. Elindeki kahve fincanını fırlatıp atmıştı. Şehnaz’ın yakasına yapıştı. Bir serçe kadar acizdi genç kız. Yaprak gibi titriyordu. Yalvardı cılız bir sesle: - Yapma, Allah rızası için yapma, hiç mi merhametin yok senin? Suratında patlayan şamarın etkisiyle savruldu, ağzından burnundan kan boşandı. Dudakları parçalanmıştı. Acıyla inledi yerde sürüklenirken. Şahin kudurmuş bir köpek gibi ağzından köpükler saçarak haykırdı: - Benimle böyle konuşmaya nasıl cesaret edersin sen ha? Seni de sülaleni de mahvedeceğim. Bir tekme attı hunharca yerde kıvranan genç kızın karnına. Boğuk bir haykırış yükseldi Şehnaz’ın dudaklarından. Her yer karardı. Sanki dipsiz bir kuyunun içine yuvarlanmış gibiydi. Boşlukta yok olduğunu hissetti. Şahin umarsız bir tavırla banyoya gidip ellerini yıkadı. İçeride perişan bir halde bıraktığı insanla ilgilenmiyordu bile. Geri döndüğü zaman genç kızın hareketsiz yattığını gördü. Ayağının ucuyla itekledi, bir külçe gibi yan tarafa yıkıldı Şehnaz. - Kalk ulan! Ayağa kalk... Hiçbir hareket yoktu. Bir endişe bulutu geçti gözlerinden. Eğildi, omuzlarından tutup sarstı kızı: - Kalksana be! Numara yapma bana. Boğuk bir hırıltı döküldü boğazından. Şahin kuşkuyla baktı onun yüzüne. Gözlerinin altı simsiyah olmuştu. - Allah kahretsin seni, kalksana... Birkaç kez daha itekledi. Hareketsizdi Şehnaz. Bu sefer şaşkınlık ve korku kapladı adamın yüzünü. - Başımı belaya soktu benim pislik... Hemen kucakladı kızı, yatak odasına taşıdı. Koşarak mutfağa girip bir sürahi su alıp geldi, başından aşağıya boca etti. DEVAMI YARIN
Reklamı Geç
KAPAT