BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kırkpınar’a en fazla destek bizden (1)

Kırkpınar’a en fazla destek bizden (1)

Türk oğlunun dünya görüşünü, hayata bakışını en güzel şekilde anlatan Kırkpınar er meydanı şenlenecek... 8 Temmuz Cuma günü, 650. defa dualar edilecek, “Allah! Allah!” sesleriyle pehlivanlar rakiplerine doğru yürüyecek tıpkı Kosova’da, Varna’da, Mohaç’ta olduğu gibi.



Türk oğlunun dünya görüşünü, hayata bakışını en güzel şekilde anlatan Kırkpınar er meydanı şenlenecek... 8 Temmuz Cuma günü, 650. defa dualar edilecek, “Allah! Allah!” sesleriyle pehlivanlar rakiplerine doğru yürüyecek tıpkı Kosova’da, Varna’da, Mohaç’ta olduğu gibi. Ecdadımız, yeryüzünü, ebedi güzelliklerin kazanılacağı imtihan yeri, er meydan kabul etmişler... İnsanların da bu meydanda şeytana, nefsine ve çevresine karşı doğumdan ölüme mücadele etmek mecburiyetinde olan “er” olduğunu anlatmak için “Kırkpınar geleneğini” en güzel vesile bilmişler. Kırkpınar’ı, yağlı güreşi, nice bin güzelliklerle, insanlığın unuttuğu mesajlarla donatmışlar. 24 yıldır Kırkpınar’ı takip ediyoruz ve 22 yıldır gazetemizde yazıyoruz. Bugüne kadar Kırkpınar’ı, çok çeşitli yönleriyle (spor geleneğimiz, vatan ediniş, alperenler yadigârı gibi) inceledik. Her sene gazetemizdeki beş günlük tanıtım yazısında Kırkpınar’a başka bir cepheden bakmağa çalıştık. Bu sene, Kırkpınar’ın 650. yılı... Bu sebepten bu seneki yazımızda Kırkpınar’a 650. yıl penceresinden bakmak istiyoruz. 650. yılında nasıl bir Kırkpınar ile karşı karşıyayız? Ne yazık ki buna cevabımız, “Günümüzdeki Kırkpınar, köklerinden, aslından, manasından koparılmış bir Kırkpınar...” şeklinde olacak. Senelerdir Kırkpınar’la ilgili “Kırkpınar’ı dünyaya tanıtacağız, enstitüsü kuracağız, yağlı güreşi yurt dışına açacağız, bütün dünyaya seyrettireceğiz” benzeri beyanatlar verilir, mangalda kül bırakılmaz. 650. YILINA ARMAĞAN Ne yazık ki gelinen noktada, hâlâ Kırkpınar’a dış basının ilgisi sağlanamamış, devlet ve millet olarak ABD’li Donald Miller’in yaptığı tanıtım yapılamamış, baş güreşler seyredilir olmaktan çıkmış. Kırkpınar denilince akla, doping iddiaları, gay muhabbetleri ve kavgalar gelir oldu. 21 senedir Kırkpınar yazıyorum. Yüzlerce makalem yayınlandı. Kırkpınar ile ilgili beş tebliğ sundum. Koca Yusuf ve Kara Ahmet’ten sonra “Kırkpınar” kitabını da yayınlamak kısmet oldu. Gazetemiz Türkiye sayesinde Kırkpınar için karınca kararınca bir şeyler yaptığımıza inanıyorum. Geçen sene “Kırkpınar/Türklerde Spor Anlayışı ve Kırkpınar Ruhu” isimli kitabımız son anda çıkan engeller sebebiyle basılamadığında epey üzülmüştüm. Bu sene sevindik. 648, 649 ve 650. Kırkpınar Güreşleri Ağası Seyfettin Selim’den aldığımız destekle, yayıncımız Babıali Kültür Yayıncılığı’nın (BKY) cesur tutumu ve kararlığıyla kitabı bastırmak kısmet oldu. Evet vaki olanda hayır varmış. Kitabımız bu sene basılınca çok güzel bir buluşma meydana geldi. Kırkpınar’ın 650. yılına armağan oldu. Kırkpınar nedir, ne değildir? Neyi temsil eder, ne söyler? Kimlerin hatırasıdır? Peşrev neyi anlatır? Yalnızca güle yenilenler kimlerdir? Galibiyette mağlubiyeti aramak nedir? Ecdadımızda spor anlayışı neydi, sporu ne için yaparlardı? Madalya, birincilik için her şeyi mübah görürler miydi? Galipken pehlivan olarak kalabilmek nedir? Ağalık nedir, ağa neyi temsil eder? Pehlivan kime denir? Pehlivanlar kimi temsil eder? Koca Yusuf-Aliço ve Koca Yusuf-Mümin Pehlivan arasındaki unutulmayan Kırkpınar güreşleri... Eski yeni başpehlivanlar, ağalar... Günümüzde yağlı güreşin geldiği nokta.... Bütün bunları kitabımızda toplamağa çalıştık. “Kırkpınar’dan kırk damla-kırk gül” diyerek yer verdik kitapta, Kırkpınar’la ilgili yüzlerce makalelerimizden seçtiklerimize... Kırkpınar’ı en güzel gülün anlattığına inanarak.... EBEDİ GÜZELLİKLER İÇİN Yirmi dört yıldır neler yaşamadık ki Kırkpınar ve yağlı güreşleri takip ederken... Demirel’i susturduk, Gümülcine-Alantepe Yaylası’nda soydaşlarımızı coşturduk, aylardır yağmur yağmayan Üsküp’e yağmurla girdik, Koca Yusuf’un memleketi Deliorman’a yağlı güreşçileri götürdük, yıllar sonra yağlanmış pehlivanları gören Koca Yusuf’un torunlarıyla ağladık. Bugün Yunanistan topraklarında kalan Kırkpınar’ın doğduğu yere gittik. Amsterdam’da cazgırlık yaptık. Hollanda’da bölücüleri korkuttuk. Ve daha neler neler... Kitabımızın “Kırkpınar’dan Hatıralar” bölümünde bunlardan bir kaçını nakletmeğe gayret ettik. Kırkpınar’la ilgili karınca kararınca yapmaya çalıştıklarımıza kısaca göz attıktan sonra gelelim Kırkpınar’ın nasıl doğduğuna... Kırkpınar’ın tarihçesine bakmazdan önce geleneğimizde spor nedir, buna cevap aramalıyız. Türk geleneğinde, spor, amaç değil, güzelliklerin savunulmasında bir araçtır. At yarışları, kılıç kalkan, cirit, okçuluk, güreş, lobud, gürz ve mızrak atmak gibi Türk sporlarının hepsi, savaşa hazırlık içindir, insanı eğlendirirken eğitmeğe, bedenen ve zihnen güçlü kılmağa yöneliktir. > Yarın: Kırkpınar, Osmanlı yadigârıdır
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT