BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bütün kötülüklerin başı: Yalan

Bütün kötülüklerin başı: Yalan

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretleri Mesnevî’de buyuruyor ki: “Gönül yalan sözden ferah bulmaz. Yağa su karışırsa kandil güzel aydınlatır mı?..”



Yalan, günâhların en çirkini, ayıpların en fenası, kalbleri karartan bütün kötülüklerin başıdır. Peygamber efendimizin en sevmediği huydur. Eshâb-ı kirâm da en çok yalana buğzederdi. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Îmân sâhibi, her hatâya düşebilir. Fakat, hâinlik yapamaz ve yalan söyleyemez.) Abdullah bin Âmir hazretleri anlatır: Ben küçüktüm. Resûl-i Ekrem evimize gelmişti. Oynamaya gidiyordum. Annem bana, “Abdullah gel, sana bir şey vereceğim” dedi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem, (Ona ne verecektin?) buyurunca, o da “Hurma vereceğim” dedi. Bunun üzerine Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Dikkat et, eğer bir şey vermeyip aldatmak için söyleseydin, sana bir yalan günâhı yazılırdı.) AĞIZLARI YIRTILACAK!.. Peygamber efendimiz, yine bir hadîs-i şerîfte; yalan söyleyenin ağzının bir taraftan kulağına kadar demir çengelle yırtıldığını, diğer tarafa geçildiğinde, önceki yırtılan tarafın iyi olduğunu, sonra iyi olan tarafın tekrar yırtılarak bu şekilde kıyâmete kadar, kabrinde azâbın devam ettiğini bildirmiştir... Adamın biri Peygamber efendimize dedi ki: - Üç günâha tutuldum yâ Resulallah! Onları yapmadan duramıyorum. Bunlar; zina, yalan ve içki. Peygamber efendimiz de buyurdu ki: - Yalanı benim için terk et! Adam gitti. Bir günâhı işleyeceği zaman, kendi kendine, “Eğer bu günâhı yaparsam, Resûlullah sorduğunda, evet dersem suçum meydana çıkar. Hayır yapmadım dersem, yalan söyleyerek verdiğim sözü tutmamış olurum” diye düşündü. Diğer günâhları işleyeceği zaman da aynı şekilde düşünerek kötü huylarını terk etti. Hazret-i Lokman Hakîm oğluna buyurdu ki: “Oğlum, yalandan sakın, zira o serçe eti kadar tatlıdır. Ondan az kimseler kurtulabilir.” Tâbiînin büyüklerinden, meşhûr âlim ve velî Âmir bin Şerâhîl (Şa’bî) hazretleri buyurdu ki: “Yalancı ile cimri Cehenneme gidecektir. Fakat, hangisinin daha derine atılacağını bilemiyorum!..” Hazret-i Âişe vâlidemiz, “Eshâb-ı kirâm indinde yalandan daha kötü bir şey yoktur. Çünkü, yalanla îmânın bir arada bulunmadığını bilirlerdi” buyurdu. Mevlânâ hazretleri Mesnevî’de buyuruyor ki: “Gönül yalan sözden ferah bulmaz. Yağa su karışırsa kandil güzel aydınlatır mı?” Yalan söylemek harâmdır. Ancak üç yerde câizdir: Harbde, iki Müslümanı barıştırmak için, hanımı ile iyi geçinmek için. Zâlimden, bir Müslümanın bulunduğu yeri, malını, günâhını saklamak câizdir. İki Müslümanın, karı-kocanın arasının açılmasını önlemek için, malını korumak için, Müslümanın ayıbının meydana çıkmaması için ve bunlar gibi harâmları önlemek için, yalan câiz olur... İyiliğe vesile olan yalan, fitneye sebep olan doğrudan makbûl olduğu için, insanlığın faydası için bazı yerlerde yalan söylemekle insan yalancı olmaz. BAŞVEZİR!.. Bir kimse, hükümdarın şahsına karşı büyük bir suç işler ve idâma mahkûm olur. Bu kimse nasıl olsa öldürüleceğim diye, “Hükümdar şöyledir, hükümdar böyledir...” diye ağzına gelen kötü sözleri haykırmaya başlar. Biraz sonra hükümdar gelir. Oradaki iki vezirden birine sorar: - Bu adam deminden beri ne söylüyordu? Birinci vezir der ki: - Hükümdarım bu adam, “Affedenlerin yeri Cennettir” diyerek sizden af talebinde bulunuyordu. Bunun üzerine hükümdar suçluyu affeder. Fakat ikinci vezir, ortaya atılıp der ki: - Hükümdarım bu vezir yalan söylüyor. Bu adam size kötü sözler söylüyordu. Hükümdar, doğru söyleyen vezire der ki: - Ey vezir! Öteki vezir yalan söylemekle bu mahkûmu kurtarmıştı. Sen ise yersiz doğru söylemekle hem mahkûmun, hem de vezirin ölümüne sebep olmak istiyorsun! Hükümdar, yersiz doğru söyleyen veziri azleder, yalan söyleyerek bir suçluyu kurtaran veziri de kendisine başvezir yapar...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT