BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kımıl zararlıları mahsulün düşmanıdır...

Kımıl zararlıları mahsulün düşmanıdır...

F.Bahçe bir mücevherdir...Kuyumcu sahtekar olabilir, satın alıp takan ahlaksız olabilir, bu nedenle mücevherin değeri düşer mi?..



Ortalığı toza dumana bulayan bir konuda bir şeyler yazmak zorundasın ve iki kez dikkatli olacaksın. Pek kolay bir iş olmasa gerek. Böyle bir ortamda size “kımıl zararlılarının mevsimler zararları” konulu bir şeyler de yazamam. Ya da... Fena fikir değil... Kımıl zararlılarını yazalım... Anlayan anlar belki... F.Bahçe bir mücevherdir...Kuyumcu sahtekar olabilir, satın alıp takan ahlaksız olabilir, bu nedenle mücevherin değeri düşer mi?.. Bugün bunu kurcalamak istiyorum davaların seyri yerine... Elmas çamura düşse bile elmastır... Bütün mesele onu düşürenin bir daha ona el sürememesidir. Ben olanlara şaşırmayanlardanım... Kontrolsüz gücü eline geçirenlerin gereğinden fazla bir özgüvenle sevimsiz ve saldırgan davranışlarının bedellerini ödemeleri gerektiğini, ama en büyük bedeli rızkını azaltıp arttırdığı son kuruşuyla sevgisini göstermek için takımının ardına takılanlar ödeyeceklerini biliyorum ve üzülüyorum. Onadır isyanım... Kim kime ne kadar parayı nasıl vermiş, aracı kimmiş, onlar ayrıntı ve onunla ilgileniyor yasalar ve uygulayıcıları. Benim bildiğim 14 Nisan öncesi “ayıp” olarak nitelendirilen şeyler, o günden sonra “yasak ve günah” olmuş. Yasağın ve günahın bedeli vardır... Ödenecektir... Biz pazar sabahından bu yana “bilgisiz fikirlerle” dansa kalkıyoruz. Hiçbir şey söylemeden bir şeyler söylemeye çalışıyoruz. “Protez fikirler” derleyip bir yerlerde bir şeyler söylüyoruz. Şampiyon olan bir kulübün başkanı ve iki asbaşkanı evinden alınıp içeride tutuluyorsa, o ülkenin en büyük gücü olan ve hatta Türk futbolunu yönetmesi önerilen “Kulüpler Birliği” denilen gücün birinci ve ikinci başkanı tutuklanıyorsa bu bir kulübün sorunu değil, UEFA nezdinde Türkiye”nin sorunudur. ‘ARTIK HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK’ UEFA dört konuda acımasız, tavizsiz ve kendi deyimiyle “zero tolerance” yani “sıfır tolerans” duruşundadır. Biri ve en önemlisi “Şike ve Teşvik.” Sonra “Şiddet...” Sonra “Irkçılık...” Son olarak da “bahis organizasyonları.” Hâlâ daha Yobo’nun elle topu yakaladığı ve 90 artıda penaltı yaptığı ve penaltının da gol olana kadar tekrarlandığı Nijerya maçı inceleme altında, biliyor musunuz?.. Değerlendirmeden çıkarıldı çünkü 88. dakikada “gol olur” diye tıklanan rakam 1 milyon euronun üzerinde... Bu dört konuda bizim yasalarımızın işlemesini beklemeden TFF”den hamle bekleyecek. Gecikirse kendisi hamle yapacak. Çünkü; bizim ıskaladığımız bir Fransız köşe yazarı şöyle yazdı dün: “....diyelim ki birkaç ay sonra aklandı yöneticiler. O sırada da mesela Lille-F.Bahçe veya F.Bahçe-Milan maçı oynanacak Şampiyonlar Ligi’nde. Rakip başkan, yargılanan başkan ile yan yana nasıl oturtulacak?. Veya UEFA Başkanı Platini o maça nasıl gelecek?. Bernard Tapie’yi hatırlatırım...” Buyurun bakalım... Bu da meselenin bu tarafı.. Öbür tarafı ise 30-40 kımıl zararlısı ile ilgilidir ve sadece ayrıntıdır... Bence ne oluyorsa iyi oluyor, çünkü F.Bahçe artık hepimizin takımı olma şansını yakalayacak. POST-İT Şu anda, bir canavar olarak yaşamaktansa, iyi bir insan olarak ölmeyi tercih etmenin yol ayrımında olan insanlar var. Hakkında karar verilecek olanlar ile karar verecek olanların hepsi bu yol ayrımında... “Şeytanın avukatı!..” Beni en çok hayrete düşüren, hukuk düzeninin tüm ayrıntılarını bilen ve kullanan Şekip Mosturoğlu gibi bir ismin 14 Nisan tarihinin bir milat olduğunu algılayamaması... Ya da bunun farkına varıp bir özgüven bombası haline dönüşmüş başkanına anlatamaması... Spor hukukunun tüm cambazlıklarına vakıf bir danışmanı ve yardımcısı olan bir başkanın nasıl olup da böyle bir duruma düştüğüne inanamıyorum. Bu meselede beni tek şaşırtan şey bu... Yangında kırınız... Şu an için F.Bahçe ve Futbol Federasyonunda “kırmızı alarm” durumu söz konusudur. Zaman anjiyo sonrası tekrar tutukluluk haline dönüşecekse makamın boş kalmaması için acil B planı oluşturulması, vekaleten başkan atanması ve takımı olanlardan uzak tutup hazırlıkların sağlıklı yürümesi için harekete geçilmesi zamanıdır.. TFF ise şimdiden alabileceği en fazla ek süreyi UEFA’dan talep edip, o güne kadar oluşacak duruma göre gardını alacak duruma gelmelidir. “Bekleyip göreceğiz” zamanı değildir şimdi... Çünkü UEFA Türkiye’deki sistemin hızıyla doğru orantılı bir bekleme içine giremez ve bizim “dava yorumcuları” bunu göremiyorlar... TFF dün savcılığa doğru yaptığı bilgi isteme hamlesiyle bir adım öne geçti. F.Bahçe ise ateşin kendi kendine sönmesini bekliyor. S-ÖZ “İnsanlar bir kere deli olduğunu söylemeye başladıklarında, istediğin kadar itiraz et, her seferinde deli olduğuna daha fazla inanırlar...” (Franz Kafka) F.Bahçe ile onu bu işe bulaştıranların birbirinden bir an önce “boşanması” gerekiyor. F.Bahçe bir değerdir ve kullanılamaz...
Kapat
KAPAT