BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Anneler-babalar!Size sesleniyoruz

Anneler-babalar!Size sesleniyoruz

Anneler, babalar, aile büyükleri bu haftaki yazımız sizlere. Lütfen dikkatle okuyun, gençler istedi, biz yazdık. Gazetemize gelen mektuplardan, e-maillerden anladık ki gençlerin sizlere söylemek istedikleri var. Ama önce şu soruya cevap vermeniz gerekiyor;



“Gençler büyüklerine soruyor: Siz hiç genç olmadınız mı?” Anneler, babalar, aile büyükleri bu haftaki yazımız sizlere. Lütfen dikkatle okuyun, gençler istedi, biz yazdık. Gazetemize gelen mektuplardan, e-maillerden anladık ki gençlerin sizlere söylemek istedikleri var. Ama önce şu soruya cevap vermeniz gerekiyor; “Siz hiç genç olmadınız mı?” Elbette ki siz de genç oldunuz. Sizin de başınızda kavak yelleri esti, olur olmaz şeyleri kafanıza taktınız. Aşık oldunuz, ulaşılamayana göz diktiniz. Dünyayı kurtaracağınızı, her şeyi kendinizin bildiğini zannettiniz. Güldünüz, ağladınız. Bazen de anne-babalarınız, öğretmenleriniz, işvereniniz dahil herkese, her şeye isyan ettiniz. Sonra, sonra ne oldu? Geçen her seneyle birlikte olgunlaştınız. Gençler de demiyorlar ki, biz hep böyle kalacağız. Onlar da sizden bir şans istiyorlar, gençliklerini dolu dolu yaşayabilmek için. Özellikle liseli çağlarında başlayan ebeveyn-genç arasındaki kavgalar, daha sonra gencin üniversite hatta bazen çalışma hayatına girdiği ilk yıllarda bile her iki taraf için de zaman zaman yıpratıcı, zorlayıcı olabilmektedir. Gerçi son yıllarda, Türk ailesinin muhafazakar yapısında da bir değişim yaşandı. Gençlerimizin bir kısmı, tıpkı Avrupa’daki yaşıtları gibi (evlenme, iş, okul vb. sebebler hariç) hayatını kendi başına sürdürebilmek, daha özgür olabilmek düşüncesiyle (özellikle büyük şehirlerimizde) ailelerinden ayrı bir eve çıkmaya başladı. Ancak bu sayı bütünlüğü etkilemeyecek kadar az ve aile sistemimiz kendini korumakta. Çünkü orası hem çocuklar, hem de ebeveynler için sıcacık bir yerdir, sevinciyle kederiyle... SAĞLIKLI İLETİŞİM KURULMALI Ama bazen istemesek de bu yuvadan dışarıya, sesler yükselir, “kuşak çatışması” denilen durumlar yaşanır ve kalpler kırılır. Oysa bunu gidermenin yolu çok basittir; karşılıklı olarak kurulacak sağlıklı bir iletişim... Bunun için de önce karşılıklı olarak duygu ve isteklerimizi ortaya koyabilmeliyiz. Başlangıç olarak biz, sizlere yardımcı olalım; Meselâ özellikle bu dönemlerde gençler anlaşılmadıklarını, aileler de çocuklarını tanıyamadıklarını söylerler. Unutulan bir nokta var ki o da şu; çocuğunuz sizden ayrı, bağımsız bir kişilik geliştiriyor ve arzularının, isteklerinin sizinle aynı olmasını beklemek hem imkansız, hem de böyle bir beklenti içine girmek onlara karşı yapılacak büyük bir haksızlık. Ne var ki bazı ebeveynler, kendileri isteyip de sahip olamadıkları meslekleri, yaşam standartlarını çocuklarında görmek istedikleri için yaptıkları baskılarla, beklentilerle çocuklarını mutsuz olacakları bir işe ya da evliliğe zorladıklarının farkında bile değiller. Genç Türkiye olarak daha evvel yaşları 16-20 arasında değişen 300’e yakın genç kitlesine yaptığmız bir anket çalışmasını “gençler ailelerinden daha fazla güven bekliyor” şeklinde yayınladık. Ancak, daha sonra gazetemize gelen yazılardan da anladık ki gençlerin daha söyleyecekleri çok sözleri var. İşte bazıları: Bizlere güvenin. Küçük hatalarımızı hoşgörün. Hata yaparak doğruyu bulacağımıza inanın ve desteğinizi üzerimizden çekmeyin. Arkadaşlarımıza (daha onları tanımadan) müdahaleci olmayın. Karşılıklı sohbet edebilelim. Her lafımız karşılıklı itirazlarla bitmesin. Bizim için yaptıklarınızı başımıza kakmayın. Arkadaşlarınızın, yakınlarınızın çocuklarıyla bizi kıyaslamaktan vazgeçin. Anne ve babalarımız; kendi aranızdaki sorunların, sıkıntıların kaynağı olarak bizi görmekten vazgeçin. Bizlerden gücümüzün üstünde bir beklentiye girmeyin. “Dediğimi yap, yaptığımı yapma” gibi bir mantık izlememizi de beklemeyin. Olayları kendi zamanınızın değer yargılarıyla, koşullarıyla değerlendirmeyin. Artık birçok şeyin çok hızlı değiştiğini, sizlerin tamamen değişmenizin güç olduğunu bildiğimizi ancak yine de daha hoşgörülü, daha anlayışlı olaileceğinizi kabul edin. Okul, iş ve eş seçimi gibi insan hayatını etkileyen en önemli 3 şey hususundaki isteklerimizi ve duygularımızı anlamaya çalışın. Gelecek ile ilgili düşüncelerimizi, hayallerimizi ciddiye alın, bunlar sizi ürkütmesin, şaşırtmasın. Yukarıda okuduklarınız, gençlerin sizlere ulaşmak istedikleri mesajlardan sadece bazıları. Gençler, ebeveynleriyle birlikte olmaktan son derece memnunlar ancak yukarıdaki hususlardan seslerini duyurabilmeleri de en önemli istekleri. Kabul ediyoruz ki hiçbir şey tek taraflı olmaz ve gençlerin de üstüne düşen çok fazla görev var. Bunları da sizlerin yönlendirmesiyle köşemizde işleyeceğiz. Ancak kesin olan şu ki; karşılıklı olarak sağlıklı bir iletişim kurmak için çaba harcarsak her şey çok daha güzel olacak. Bugün Bayram:‘Erken kalkın çocuklar’ ugün bayram. Kendi gök kubbemiz altında idrak ettiğimiz bir mübarek gün daha ninelerimizin bizim için hazırladığı mendiller gibi ak ve temiz, gönülden harçlıklar kadar bereketli. Günlerin ilki ve telaşı daha gün doğmadan gökte ezan sesiyle başladı. Birazdan bayram namazından gelinecek, ardından kurbanlar kesilecek. Kurban kavurmasıyla edilen kahvaltı. Sonrası bayramlıklar giyilip, bayramlaşılacak, eller öpülüp, gönüller alınacak. Sonra kulaklar kapıda, bir yandan etler parçalanırken, “Bu parça amcanlara gitsin, bu da komşuya.” Evin küçükleri, kurban etlerini dağıtacaklar. Kapı çalınacak, gelenler mahallenin çocukları. Bir gönüle girmek, mükafatıyla mukayese edilemeyecek ölçüde bir şeker vermek kadar kolay, kapımızın önü kadar yakın. Bayramda kapılar, kapalı olmasın. Eşi yıllar önce vefat eden ve çocuklarından evlilikti, işti derken yurdun çeşitli köşelerine dağılan yaşlı bir hanım; (kızı, komşum olur) “her bayram mutlaka evimde olurum. (Kendisi Tokat’ta oturuyor). Tıpkı eski bayramlardaki gibi, “rahmetli sağmış gibi hazırlığımı yapar, kapının çalmasını beklerim, kimse kapıda kalmasın” dedi, bayram önü yollara düşüp, niçin evine gittiğini sorduğumda. Bu cevap beni hem çok şaşırttı, hem de etkiledi. Gerçekten de gelenler boş dönmemeli. Bu rahmet günlerinde yüce yaratıcının kapıları hep açıkken, kullarının kapıları kapalı olmamalı, hiçbir gönüle hayal kırıklığı yaşatmamalı. ugün bayram. Gönül alma zamanı. Günler var ki kapısı çalınmayan bir yaşlı bulalım. Bir yetim başı okşayıp, ona en büyük çikolatalardan alalım. Etrafımıza gülümseyip, herkesin bayramını kutlayalım. Hayatımızın hep bayram olması için bayramları yaşatalım. Bütün adetleriyle; kurbandan, şekere, mendile, bayram yerlerine kadar. Bugün bayram, tatil değil. Ne olur bayramları; tatil yapmak, uzaklara gitmek ya da kalan işlerimizi bitirmek için fırsat bilmeyelim. Güzel adetlerimizi tartışma konusu etmeyelim. Yardıma muhtaçları, depremzedelerimizi unutmayalım, onları dualarımızdan eksik etmeyelim. Bu vesileyle, büyük küçük herkesin, mübarek kurban bayramını kutluyor, sağlıklı, mutlu günler diliyorum. Sevgiyle kalın... Ailenin temeli Karı-koca arasındaki ilişki ailenin temelidir. Eğer bu temel sağlıklı ise, ailenin tüm işlevleri sağlıklı olacaktır. Bir süre bazı aksaklıklar ortaya çıkabilir, ama zaman içinde bu aksaklıklar ortadan kalkacak, ailenin temelindeki sağlıklı ilişki her şeye damgasını vuracaktır. Karı-koca arasındaki ilişki sağlıksız ise, eninde sonunda bu sağlıksız ailenin ekonomik koşullarını, çocukları, insan ilişkilerini, kısacası kendimiz dahil tüm yaşantımızı etkileyecektir. Bu nedenle eşimiz dahil hem çocuklarımızla hem de kendimizle barışık, sağlıklı bir aile ortamı oluşturmak için hep beraber çaba harcayalım, aile içindeki gereksinimlerimizi bilelim. Okuyucu Köşesi:Hayata pozitif bakın Mersin’den yazan sevgili Uğur; sayfamızın sizlere faydalı olduğunu bilmek, bizleri gerçekten çok mutlu ediyor, çalışma şevkimizi artırıyor. O yüzden size ve tüm okuyucularımıza ilgi dolu satırlarınız için çok teşekkür ediyorum. Kendinizi psikolojik olarak iyi hissetmediğinizi ve depresyona girmekten korktuğunuzu yazmışsınız. Zaman zaman birçoğumuz kendimizi mutsuz, huzursuz ve keyifsiz hissederiz! Bunlar insanca duygulardır ve çok doğaldır. Sana hayatındaki olumlu yanları düşünmeni hatta bunları listelemeni tavsiye ederim. Listene koyduğun her artı senin hayattaki mutluluğundur ve biz insanoğlu maalesef elimizdekilerin kıymetini bileceğimize, hep olmazlara takılı kalır, sonra da yaşamdan keyif alamayız. Yukarıda hayatındaki olumlu şeyleri listele demiştim ya; bu konuda ben sana yardımcı olayım. (Mektubundan edindiğim bazı bilgilere göre) -Geleceğini kurtarmak adına binlerce gencin mücadele verdiği bir ortamda, sen iyi bir üniversitemizin ve bölümün öğrencisisin. -Bir aileye sahipsin ve en azından bir yuvanın sıcaklığına hasret değilsin. -Arkadaşlarının dert ortağı olduğuna göre, belli ki seviliyorsun. -En önemlisi sağlığın yerinde, aklın başında, elin ayağın tutuyor. Cilt problemini dert etme. Birçok gencin senin yaşlarında bu tip sorunları oluyor ve iyi bir cildiye uzmanıyla birlikte, bu sorunu kısa bir sürede çözebilirsiniz. Beslenmene, uyku düzenine dikkat et. Kendini sıkıntılı hissettiğin zamanlar yürüyüş yap, müzik dinle, hobiler geliştir, arkadaşlarının sorunlarına nasıl çare olmaya çalışıyorsan aynı şekilde sen de sıkıntılarını onlarla paylaş. Hani demiştin ya; “bazen onların dertlerini çözeceğim derken çok yoruluyorum, üzülüyorum” diye, belli ki çok hassassın. Ancak unutma ki hayat senin için de devam ediyor ve çevremize yardımcı olurken kendimizi de korumak zorundayız. Pozitif bir insan olmaya çalış. Kendinin kıymetini bil ve çevrene yardımcı olma özelliğinden asla vazgeçme, bak o zaman her şey ne kadar güzel olacak. Sağlıklı ve güzel günler geçirmen dileğiyle. Bunlar nelerdir derseniz; Değerli olma duygusu: Ailemizdeki her birey değerlidir ve “en az benim kadar senin de duygularının, varlığının farkındayım” mantığına dayanır. Güven ortamı: “Birbirimizi her sıkıntıda, dertte sevinçte asla yalnız bırakmayız ve başarısı için çaba harcarız” mesajı taşır. Sorumluluk duygusu: “İstersen her şeyi yapabilirsin, yeter ki gerçekten, yürekten kendini işine ver” anlamını içerir. Zorluklarla mücadele ederek onların üstesinden gelmeyi öğrenme: Böylece kendine güvenli, sorun çözme becerileri gelişmiş bireyler yetişir. Yakınlık ve dayanışma duygusu, mutluluk ve kendini ifade edebilme yeteneği: Sağlıklı manevi yaşamın temellerini oluşturma vb. şey, aile ortamında öğrenilir. tanın Sözü Yaşlılar her şeye inanırlar; orta yaşlılar her şeyden kuşkulanırlar; gençlerse her şeyi bilirler. Oscar Wilde
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 91445
    % -1.5
  • 5.4513
    % -0.73
  • 6.1428
    % -1.25
  • 7.0355
    % -0.45
  • 211.13
    % -0.42
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT