BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Gül ve Fazilet!

Gül ve Fazilet!

HEP ve DEP kapatıldıktan sonra, şimdi de HADEP’in bölücü emelleri ve PKK ile ilişkileri ortaya çıkan bu partinin de kapatılması ihtimali ortaya çıkınca, diğer tarafta da, Refah kapatıldığı zaman olduğu gibi, şimdi de, Fazilet’in kapatılması ihtimali ortaya çıkınca, sanki bazı kesimlerin, istedikleri şekilde ve istedikleri partilere oy vermek hakları kısıtlanmış, ellerinden alınmış gibi gösteriliyor ve yabancı odaklar tarafından da antidemokratik diye eleştiriliyor.



HEP ve DEP kapatıldıktan sonra, şimdi de HADEP’in bölücü emelleri ve PKK ile ilişkileri ortaya çıkan bu partinin de kapatılması ihtimali ortaya çıkınca, diğer tarafta da, Refah kapatıldığı zaman olduğu gibi, şimdi de, Fazilet’in kapatılması ihtimali ortaya çıkınca, sanki bazı kesimlerin, istedikleri şekilde ve istedikleri partilere oy vermek hakları kısıtlanmış, ellerinden alınmış gibi gösteriliyor ve yabancı odaklar tarafından da antidemokratik diye eleştiriliyor. Aslında geçenlerde de temas ettiğim gibi, Avusturya’da seçimleri, oyların 27’sini alarak kazanan Haider’in Özgürlük Partisi’ni, Nazi veya Faşist diye diskalifiye etmek isteyenlerin iddiaları seçimle gelen faşist bir partinin demokrasiyi ortadan kaldırması “teorik” ihtimaline dayanmakta; 1934’te seçimlerle Şansölye olan Nazi lideri Hitler’in, böylelikle demokratik hak ve yöntemlerden yararlanarak demokrasiyi ortadan kaldırdığı ve yerine müstebit bir diktatörlük kurduğu örneği hatırlatılıyor.. ancak bu, neticede bir spekülasyondan ileri gitmiyor. Buna mukabil, yabancılar, HADEP ve bir ihtimalle Fazilet’in Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması ihtimaline şiddetle karşı çıkarlarken, bir şeyi gözardı ediyorlar, anlamıyorlar; her iki partinin de, Haider’in partisinden çok farklı olarak Türkiye’nin rejimini ve milli bütünlüğünü, demokrasiyi ve demokratik hakları suiistimal ederek yıkmaları ihtimali Türkiye için çok daha “açık ve yakın bir tehlike” teşkil etmektedir.. TARİHİ GÖREV Kısacası, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan Türkiye’de büyük bir kesimin düşüncelerine tercüman olacak, İslâmî motifleri olan bir siyasi partinin mevcudiyeti ve belirli bir işlevi olacağı da, gene reel politika açısından kaçınılmazdır. Ne var ki Hürriyet gazetesinde Sedat Ergin’in çok doğru olarak tespit ettiği gibi, böyle bir partinin bazı sıkıntılar oluşturması da, adeta doğaldır. Ancak, özellikle Erbakan’a ve diğerlerine Milli Selamet tecrübesinden başlayarak büyük bir görev düşmekte idi; bu çelişkileri ülke hayrına telif etmek, partilerini, Avrupa’daki Hıristiyan Demokrat Partileri misali, rejim tehlikesi oluşturmadan siyasi sisteme entegre etmek ve böylelikle, “tarihi yanılgıları”, “geleceğin umutlarına” tahvil etmek, basiretini ve dirayetini göstermek görevi! Ama, gene özellikle Erbakan ve hempaları bu fırsatı kaçırdılar, hele ele geçirdikleri Başbakanlık ve iktidar döneminde, azdıkça azdılar. Şimdi bütün o zaman olanları unutup da 28 Şubat sürecini kınayanlara Refah’ın, tehlikeli bir müsademe rotasında, ihtarlara rağmen, pervasızca ilerlediğini hatırlatmak gerekir. Eğer müdahale edilmese idi, işler bazılarının umut ettiği gibi, belki “çiçek gibi” olacaktı ama Erbakan’ın ve diğerlerinin tehdit ettikleri gibi de muhakkak “kanlı” sona erecekti. FAZİLET TECRÜBESİ Refah kapatıldıktan sonra, bu partinin devamı olmamak iddiasıyla kurulan Fazilet yeni bir fırsat, yeni bir başlangıç olabilirdi. Genel Başkan Recai Kutan, saygın ve sağduyulu kişiliği ile yeni partiyi sisteme entegre edebilirdi ama yapmadı, yapamadı; o da eskiden gelen dalgaya kapıldı gidiyor. Ama ben hâlâ referansları İslam olan bir partinin pekala laik düşünce tarzına ihanet etmeden, siyasi sisteme entegre olabileceği umudunu kaybetmedim. Böyle bir “milliyetçi” merkez sağ Cumhuriyet Partisi’nin -ama takiyeye dayanmayan bir partinin- gerekliliğine inanıyorum. Aksine bir boşluk büyük bir kitlenin yanlış yerlere kanalize edilmesine ve büyük sıkıntılara yol açabilir. Aslında bu yazıya kasten böyle bir girişle başladım. Maksadım, 14 Mayıs’ta yapılacağı söylenen, Fazilet kongresinden önce adaylığını koyan Kayseri milletvekili Abdullah Gül’ün yeni bir umudu temsil ettiğini belirtmekti. Onun ve destekçileri Abdullatif Şener ile Bülent Arınç’ın, bazılarının düşüncelerinin aksine, “demokrasiyi” bütün boyutları ile özümsediklerine ve takiye yapmadıklarına inanmak isterim. Tanıdığım kadarı ile, Gül ve arkadaşları herhalde Şevki Yılmaz, Hasan Hüseyin Ceylan vb. katı kişiler değiller. Gül görünüşte çok uygar ve makul bir kişi. Sempatik bir kişiliği var. Kolay komünikasyon kuruyor. Dil biliyor, yabancılar üzerinde çok müspet tesir bırakıyor. Sonunda Genel Başkan seçilebilir mi, temsil ettiği Yenilikçi Hareketi gerçekte ne dereceye kadar yenilikçi ve bu söylemleri ile Fazilet’in dayandığı kitleyi kazanabilecek mi? Fazilet camiasında bir “bilen” değil, “bilemeyen” olarak hâlâ etkisi süren Erbakan, Gül’e icazet vermeyeceğini ima etmiş. Paradoksal olarak Gül’ün aleyhindeki bir husus da bir çoğumuzun, ona Türkiye’yi bu çelişkilerden ve sıkıntılardan kurtaracak, Fazilet’i veya tabanını doğru, demokratik ve laik yörüngesine oturtacak bir kişi nazarı ile bakmamız! Bunlar tabanı nezdinde olumlu referanslar sayılmayabilir. Neticede, Fazilet kapatılsın veya kapatılmasın, o camianın bir “müsademe rotasında” devam ettirilmesi, sonunda Türkiye’nin zararına olacaktır. * * * Okuycularımın mübarek Kurban bayramını kutlarım. GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Allah’a inanmak, bir dine bağlı olmak fazilettir. İnancı insanları bölmek için kullanmak da ihanettir!” Oliver Wendell Holmesp
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93274
    % 0.29
  • 4.8047
    % -0.33
  • 5.5945
    % -0.02
  • 6.2521
    % -0.08
  • 189.132
    % 0.05
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT