BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Van maziyi arıyor!

Van maziyi arıyor!

Yakınlarım, bu yazı dizim için niçin kışın en şiddetli geçtiği günleri seçtiğimi merak edip durdular!... İşte o sorunun cevabını bu satırları okudukça bulacaklar. O Doğu’nun insanı o kadar çilekeş ki bir yandan hükümet ilgisiz bırakmış diğer yandan da doğanın sillesinin yemiş...



Yakınlarım, bu yazı dizim için niçin kışın en şiddetli geçtiği günleri seçtiğimi merak edip durdular!... İşte o sorunun cevabını bu satırları okudukça bulacaklar. O Doğu’nun insanı o kadar çilekeş ki bir yandan hükümet ilgisiz bırakmış diğer yandan da doğanın sillesinin yemiş... Spor yapacak tesis yok, olanlar da derme çatma ancak bu kez de doğa izin vermiyor. Bunu fırsat bilen yöneticiler kolayını bulmuş. Onlar da topu doğa şartlarına atıyor... Oysa demokrasilerde çare tükenmediğini sayın Cumhurbaşkanımız söylemiyor mu? Bir ülkenin her köşesine futbol takımı kurmak şart mı? Yöreye göre seçim yapılsa olmaz mı? Mesela, Ağrı, Hakkari, Van, Kars, Bitlis, Bingöl ve Ardahan’a kış sporları ve salonları getirsen, bu potansiyelle dünyada söz sahibi olamaz mısın? Olur da futboldaki imparatorluk, bir ülkenin üzerine kara bulutlar gibi çökmüş!...Rant çok büyük, bu payı o kadar sistemli kullanıyorlar ki amatör sporlar kimsenin umurunda değil!...Ama bir gerçek var ki ülkede amatör spor gelişmediği taktirde ülke sporu kaybolmaya mahkumdur... KIŞ VAR SPOR YOK! Hani dedim ya, benim işim doğunun beyaz çiminde kırımızı topu koşturanların, amatör takımların içler acısı halini ve zorluklarını dile getirip ilgililere bilgi vermekti. İşte Bitlis’in ilçesi Tatvan’dan itibaren bu atmosfere girdim. Bakın, benim hayalimde yaşattığım doğudaki gençlerin dramında bir değişiklik var mı? Seyahatimin 35. günü Tatvan’da mahsur kaldığım o 4 günü hiç unutmayacağım. Ne sağa, ne sola bir yere kıpırdayamamanın acısını çektim..Bir gün önce feribot için telefon ettim ve “Sabah 9-10 arası kalkar” dediler. O kadar sıkıntıdan sonra uyur muyum? Sabahın 7’sinde sırtımdaki o kadar yükle limanın yolunun tuttum. Tren yolları kar ile kaplı olduğundan açılmasını bekledim ama ne beklemek taa akşam 17.00’ye kadar. Nihayet 5 saa sonra sağ salim Van’a ulaştık. Akdamar Oteli’ne bitkin halde geldim... Ertesi sabah ilk işim görevimi yerine getirmek için İHA bölge müdürlüğüne gittim. Emin Toker bey ve arkadaşları son derece ilgi gösterdiler. Çünkü onlar da Van’ın yalnızlığından şikayetçilerdi... Onlar da beni seslerini duyuracak biri olarak gördüler... Evet ben Doğu’ya ilgi göstermeyenlere mesaj götürmeye geldim... KULÜPLER KAPANIYOR Van halkı, sporu çok seven ve spora yaptığı atılımlarla Türkiye’nin gündemini değiştiren Mahmut Yılbaş ve Abdülkadir Sarı’yı mumla arıyor...1. Amatör Küme’de bulunan Yün İplik, Özşen Gençlik, EBK, Maliye, Tarım, Yapı, Öz Van Gençlik kulüpleri ve salon sporları ilgisizlikten ve parasızlıktan kapanmış. 6 bin futbolcu, 9 bin lisanslı sporcu şu anda geleceğinden endişeli... Muradiye, Çaldıran, Özalp, Erciş’te ki saha ve salonlar iki yıldır ödenek beklediğinden bir türlü spor yapmaya müsait değil. Van’da devletin gözetim ve denetiminde sadece zar zor ayakta kalan 1. Lig takımından başka sportif hiç bir faliyet olmaması, özellikle ASKF Başkanını çılgına çevirmiş...Mahmut Yılbaş’ın ASKF’ye tahsis ettiği binanın ellerinden alınacağı haberi başkan Cengiz Polater’i çileden çıkardı. Polater, “Van gençleri spora hasret bırakılıyor...Eski Vali’mizden sonra Van’da sporcu kıyımı yapıldı. Doğru dürüst sahamız,tesislerimiz bile yok. Bu yokluk içersinde yetkililere sesleniyoruz, sesimize kulak verin. Aksi taktirde bu gençlerin geleceği karanlık!...” diyor. Futbol Federasyonu ve Amatör Sporcular Konfedarasyonu Başkanı Orhan Saka’ya sitemler yağdıran biçare Van ASKF Başkanı Cengiz Polater, “Federasyonun havuzda dünya kadar parası varken bunu adaletli dağıtmayıp yüzde 60’ını 3 büyük kulübe, yüzde 30’unu Anadolu’ya, diğer kalan 10’un ise sözde amatör kulüplere verilecekmiş. Bu Federasyon, ülkemizde ne kadar amatör kulübün olduğunu bilmiyor her halde? Kalan para ne ki onu on binlerce kulübe dağıtacaksın? Adaletli dağıtsan bile kulüp başına 10 milyon düşmez!...Bir de bizim oylarımızla, sözde bize hizmet edecek Konfedarasyon Başkanı Orhan Saka var ki; onu arayıp da bulanan aşkolsun...O kendisine çok güzel bir mekan olarak 4. Levent’teki Rerili Köşkü seçmiş...Federasyon Başkanı Haluk Ulusoy’un danışmanlığını yapıyor. Oysa biz onu amatörlerin derdine çare olur diye o mevkiye getirdik!...Yani Van’ın spordaki içler acısı halini ancak buralara gelip görenler anlar. Gerisi yalan!...” derken, ilgisizliğin canından bezdirdiğini gözlerinden anlıyoruz... İŞTE ÖRNEK İNSANLAR Van gençliğinin karamsarlığı beni öylesine derinden yaraladı ki, aylardır salgın olan gripten daha fazla kaçamayıp, sonunda yatağa düştüm. Akdamar Oteli’nde bir gün yattım. Bu arada otel personeli Özgür Esur, amatörlerle ilgili yazı dizisi hazırladığımı duyunca beni havaalanı yanındaki Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na götürdü. Ama burası sanki o hayal kırıklığına uğradığım Van değil de bir Avrupa şehri...Bu kadar kısa sürede yaşadığım olumsuzluklardan sonra gördüklerim beni şoke etti... Müdür Yardımcısı Rezzan Bayram hanımın tesisleri gezdirmesine bir an olsun tereddütle baktım!... Böyle düzenli eğitim bizde de olduğu için önce şaşırdım sonra gururlandım... Hayret!...Reklam peşinde koşmayan bir avuç işadamının sessiz ve derinden gidişine ilk defa Van’da şahit oldum!... Atatürk’ün özlemini duyduğu gençlere hayat veren, başta Koç Grubu ve İstanbullu ünlü işadamlarının yaptığı olağanüstü ve insanlık adına gurur verici tesisi görmek bana nasip oldu... Tesisler o kadar muhteşem ki; insan bakmaya kıyamıyor. Burada spor veya kurs görenler ise sadece ekonomik durumları bozuk olan gençler. Bu da sevincimi bir kat daha arttırıyor... Bu vakfın en büyük özelliği ise, Van Üniversitesi’nde okuyan yüzde doksan dışardan gelen öğrencilerin gönüllü öğretmenlik yapmaları... Bu vakıf binasında neler yok ki? Bilgisayar, biçki dikiş, sağlık kursları, kütüphane, tüm spor dalları hatta hergün belirli saatte askeri doktor gözetiminde hastalıklarla mücadele kursları veriliyor... Üniversiteli hocalar da, paneller düzenleyerek gençleri yarına hazırlıyor... Buraya kadar çok güzel ama hükümeti bunları yapmakla yükümlü değil mi? Bir gençlik spor il müdürümün dediği gibi bu ülkede sporun kalkınması için mutlaka Milli Savunma, Milli Eğitim gibi bir Milli Spor Bakanlığı’nın kurulması gerekiyor galiba. Bunda ısrar edildiği takdirde gençleri kurtarırız. Çünkü o zaman devletin tekelinde olacak, kimse birbirine topu atıp menfaat peşinde değil, başarı için koşup dünya standardını yakalayacak... Belki bu mağdur gençler de ilgisizliğin acısını yaşamayacaklar!... GERÇEK BİR VATANSEVER Benim bu vakfı tanımama vesile olan Özgür Esur, gerçek bir vatanperver genç... 100. Yıl Üniversitesi İngiliz Dili Edebiyatı 4. sınıf öğrencisi. Hayatta en büyük ideali; kendisini geliştirmiş futbolcuların Doğu’dan tüm ülkeye hatta Avrupa’ya kanalize olması. Maddi imkansızlık içersinde olan gençlerin yetişmesi için gece otelde, gündüz de okul ve sporcu çocuklarla ilgilenen Özgür Esur’un, özellikle hayatlarını okul sonrası boyacılık, çobanlık, çıraklık yapan gençleri, vakfın spor sahalarında yetiştirerek onları topluma kazandırmak için kendisini vakfetmiş... Hayallerin gerçek, bahtın açık olsun... Sen çok yaşa ÖZGÜR ESUR... YARIN: YOLUMUZ DOĞU BEYAZIT VE GÜRBULAK’A
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT