BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Selimiye ve UNESCO

Selimiye ve UNESCO

Bir sene sonra yine o muhteşem kubbenin altındayız dini bir, tarihi bir insanlarla birlikte.



Bir sene sonra yine o muhteşem kubbenin altındayız dini bir, tarihi bir insanlarla birlikte. Tekbir sesleri kubbeyi ve yedi kat gökleri aşıp arşa ulaşıyor, Yaratan-yaratılan mutlak gerçeğini akıl sahiplerine haykırarak. Kırkpınar ve Selimiye Camii gerçeğini “Allahü ekber/ Allahü teala büyüktür” manasını taşıyan tekbir kadar ifade edebilen başka söz yoktur. Kırkpınar yağlı güreşleri, yeryüzünü er meydanı kılarken, mutlak hakikatin önündeki maddi-manevi engelleri kaldırırken doğmuştur... Er kişinin, dünyalıklardan soyunmuş, kulluk gerçeğine varmış kişinin, egosu, şeytan ve kötü çevreye karşı yaptığı mücadeleyi temsil eder. Peşrev sırasında pehlivan, elini toprağa dokundurduktan sonra, üç defa, dizine dudaklarına ve başına götürürler. Bu, “Ey pehlivan, gücün ve ustalığınla mağrur olma, topraktan geldin, yine toprak olacaksın, sahip bulunduğun nimetlerin hesabını vereceksin, gücün, ustalığın, malın, rütben, sende emanettir, sana ihsandır, bunlar mesuliyet demektir. Sahip olduğun bu üstünlükleri hak yolunda kullanıp kullanmadığının hesabını vereceksin” anlamındadır. Selimiye Camisi, kubbede tek nokta olan, birleşen binasıyla, yaradanın tek olduğunu, bütün kainatın O’nun sonsuz gücüne işaret ettiğini söyler. Tekbir de, gerçek büyüğün yalnızca Allahü teala olduğunu O’ndan başkasının O’nun yaratmasıyla varlıkta durduğunu ifade eder. Hep düşünmüşümdür; İstanbul varken Selimiye Cami’si niçin Edirne’ye inşa edilmiştir diye... Kırkpınar’ın 650. yılında Yüce Mevlamızın kullarıyla aynı safta, akıl almaz kubbenin altında omuz omuza kıbleye karşı namaza durunca biraz olsun anladım. Kırkpınar’ı, alperenler, gazi dervişler geleneğini yaşatanlar ancak Selimiye gibi kubbesi kırk pencereli bir camide namaz kılabilirlerdi. Senelerdir Kırkpınar dedik, Selimiye dedik, ikisi arasındaki bağı anlatmaya çalıştık. Ve 650. yılında Kırkpınar için biz bir şeyler yapamadık. Doping, şike, güreşte el nereye gider çirkinlikleriyle gündeme getirmekten başka. Bizim yapamadığımızı UNESCO yaptı. Kırkpınar’ı Somut Olmayan İnsanlık Mirası olarak kabul etti. Selimiye Cami’sini de Kalıcı Dünya Tarihi Eserleri arasında saydı. Kırkpınar ve Selimiye Camisi için, bundan sonra biraz daha ümitli olabiliriz. Aması var. Onları nasıl görecekler, nasıl anlatacaklar? Evrensen, insanlık derken bizim olan kısmı unutulacak mı?
Reklamı Geç
KAPAT