BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > The Globalist Seyr-i Âlem

The Globalist Seyr-i Âlem

Arap bölgesi yeşeriyor



1. Küresel Test Arap bölgesi yeşeriyor Arap dünyasını oluşturan 22 ülkede giderek daha çok insan, Mısır ve Tunus dahil birkaç ülkede rejim değişikliğine yol açan devrimci dalgaya katılıyor. Acaba Arap ülkelerindeki toplam nüfus, ABD nüfusuna oranla ne kadar? A. Yaklaşık yarısı kadar B. Neredeyse aynı C. 1.5 katı A. YAKLAŞIK YARISI KADAR. YANLIŞ. 1950 yılında oldukça küçük olan Arap nüfusu 76 milyondu yani ABD nüfusunun yaklaşık yarısı kadar. O zamanlar 547 milyon olan Avrupa nüfusu ise Arap nüfusunun yedi katı büyüklüğündeydi. Ancak o zamandan beri Arap dünyasındaki nüfus artış hızı ABD’den yüzde 50 fazla, Avrupa’nın ise 2 katından fazla. B. NEREDEYSE AYNI. DOĞRU. 2010 yılında Arap dünyasının ve ABD’nin nüfusları birbirine çok yakındı, sırasıyla 357 milyon ve 310 milyon. ABD nüfusu 1950’den günümüze kadar olan 60 senede 2 katına çıkarken, Arap nüfusu 4 kattan fazla arttı. Ayrıca, Suudi Arabistan, Suriye ve Yemen gibi bazı ülkelerde son 60 yıldaki nüfus artışı 5 kattan fazla oldu. C. 1.5 KATI. YANLIŞ. İçinde bulunduğumuz yüzyılın ortasında Arap bölgesindeki nüfusun, yüksek artış hızına paralel olarak, 633 milyonu bulacağı ve 2050 yılı için tahmin edilen 403 milyonluk ABD nüfusunun 1.5 katı olacağı hesaplanıyor. Ayrıca yüzyıl sona ermeden, muhtemelen 2065 yılı civarında, Arap bölgesi nüfusunun Avrupa’yı da geçmesi bekleniyor. O yıllarda Avrupa nüfusunun şimdiki 739 milyondan yüzde 6 küçülerek 694 milyona düşeceği tahmin ediliyor. Arap dünyasında 1950 ile 2050 arasında olması beklenen 8 kat nüfus artışı aynı zamanda bölgedeki kaynak kıtlığı problemlerini de akla getiriyor, özellikle su ve tarım yapılabilir alan. Ayrıca her yıl ortalama 4 milyon gencin iş aradığı bir piyasada, bu gençleri istihdam edecek iş sahaları oluşturmak da ayrı bir problem. Bu gençlerin çok az bir kısmı üniversite mezunu. 2. İlginç Rakamlar 1- 2030 yılında Çin ekonomisinin, ABD ekonomisinin 2 katı (satın alma gücü bakımından) olacağı tahmin ediliyor. (Peterson Ekonomi Enstitüsü) 2- 1950 yılında dünya nüfusunun yüzde 32’si günümüzün zengin ülkelerinde yaşıyordu. 2100 yılında bu oran yüzde 13’e düşecek. (BM) 3- Çin’de yaklaşık 30-35 milyon piyano öğrencisi bulunuyor. Ülkede piyano çalmayı bilmek ilerlemenin ve orta sınıfa dahil olmanın bir göstergesi. (Financial Times) 4- Japonya’da Mart 2011’de meydana gelen deprem, kıtayı Amerika’ya doğru yaklaşık 4 metre yaklaştırdı. (Yahoo! News) 5- Bundan 1000 yıl önce dünyanın 4 büyük şehrinden üçü, Sevilla, Cordoba ve Palermo müslümandı. Dördüncü büyük şehir İstanbul’du. (Glaeser: Şehrin Zaferi) 6- Arap bilimi 500 yıldan fazla üretken bir hâldeydi, altın çağını ise 9 ile 11. yüzyıllar arasında yaşadı. (New York Times) 7- New York ve Şikago’daki çalışanlar Avrupa’daki banliyölerde çalışanlara göre daha hızlı yürüyor. Bundan dolayı asansör imalatçıları, bu şehirlerdeki asansör kapılarını daha hızlı kapanmaya programlıyor. (Wall Street Journal) 8- Skype 2010 sonu itibarı ile 663 milyon kullanıcıya sahipti. Ancak sadece 8.8 milyon kullanıcı paralı hizmetlerden faydalanıyor. (Skype) 9- Moldova vatandaşları dünyanın en çok içki tüketen milleti. Ülkede yıllık kişi başı 18.2 litre saf alkole eşit içki tüketiliyor. (Dünya Sağlık Örgütü) 10- Tarihçi Livy, Roma İmparatorluğu’nun, ülkedeki aşçılar meşhur olunca çökmeye başladığını düşünüyordu. (The Economist) 3. Dudak Okuma Chandran Nair ile Asya’nın küresel sorumluluğu üzerine Chandran Nair, Hong Kong’daki Yarınlar için Küresel Enstitüsü’nün kurucusu, CEO’su ve “Tüketimenomi” kitabının yazarı. Nair, çevreye duyarlı ve toplumsal bilince sahip bir kapitalizm -günümüzde hakim olan tüketim odaklı kapitalizm modelinden farklı bir model- oluşturmanın niçin Asya’nın görevi olduğunu anlatıyor... 1- Dünyayı tüketime dayalı kapitalizmden kurtarmak için en büyük etkiyi kim yapacak? “Paradoksal olarak, tüketime dayalı kapitalizmle mücadele edecek ve değiştirecek olan toplumlar Asya’da bulunuyor.” 2- Niye böyle? “Bu bölgedeki nüfusun yoğunluğu, bu modelin devamı için yeterli gözükse de, aslında yok olmasının sebebi olacak.” 3- Ne demek istiyorsunuz? “Asya, barındırdığı nüfusun büyüklüğü sebebiyle, toplumlarımızı ayakta tutacak doğal sistemlerin üretkenliğini nasıl sürdüreceği problemiyle karşı karşıya kalacak. Gerçekten de bu durum, Çin’deki ve Hindistan’daki hızlı artış sebebiyle ve tüketime dayalı kapitalizmin benimsenmesi ile herkesin tahmininden çok daha hızlı bir şekilde gerçekleşecek.” 4- Tüketime dayalı kapitalizm dünya için geçerli bir model mi? “En büyük yalan, tüketime dayalı kapitalizmin herkese zenginlik getireceği.” 5- Asya’da bu gerçekleşti mi? “Asya’da küçük bir azınlığa kısa süreli zenginlik sağlayabilir. Uzun dönemde ise herkese sadece acı verebilir. Bu, Batı’nın Asya’ya yutturduğu modelin merkezinde yer alan entelektüel bir sahtekârlık.” 6- Asya’nın meydana çıkma zamanı geldi mi? “Evet. Ancak bu, Asya bütün cevaplara sahip manasına gelmiyor. Ama Asya’nın dünyanın geleceğini belirlemede önemli bir rolü olduğu manasına geliyor.” 7- Nasıl? “Bölge ülkeleri tüketime dayalı büyüme modelini reddederek kısıtlı kaynak problemine çözüm bulunmasına ve iklim değişikliği gibi gerekli önem verilmeyen probleme çare olabilir. 8- Eğer böyle yapamazlarsa ne olur? “O zaman muhtemelen dünyanın karanlık bir geleceğe sürüklenmesini sağlarlar ve en kötü senaryo olarak, James Lovelock veya James Hansen gibi bilim insanlarının hesaplarına göre, gezegenin giderek ısınmasına ve yok olmasına sebep olurlar.” 9- Asya nasıl bir fark oluşturabilir? “Küresel ekonomik krizinin ardından, Asya liderlerinin farklı bir mesaj verebilmesi için bir fırsat ve zorunluluk ortaya çıktı - küresel ısınma ve diğer ekolojik kaygıları durdurmak için önlemler alınmasını sağlamak, bunlar küresel ekonomi iyileşinceye kadar ertelenebilecek ‘yüce hedefler’ olmaktan çok uzak, öncelikle yapılması gereken şeyler.” 10- Son olarak, neler yapılmalı? “Cesaretle ve hedefe kilitlenerek hareket eden Asya ülkeleri, hâlihazırda karşı karşıya oldukları çevre tahribatı ve kaynakların tükenmesi problemleriyle yüzleşerek uzun vadede kendi çıkarlarına olacak çözüm bulabilirler. Bu, politik olarak cesur ve güçlü olmayı gerektirir, zira birçok güçlü menfaatle karşı karşıya gelmek zorunda kalınacaktır.” Editör’ün Notu: Buradaki iktibasların tamamı Chandran Nair’in 2011 yılında Wiley tarafından yayımlanan Tüketimenomi kitabından yapılmıştır. Yazarın izniyle kullanılmıştır. © 2011 www.theglobalist.com
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT