BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Brandalı havuz

Brandalı havuz

98 yılında, Gelibolu yakınlarında deniz kenarında bir otel (motel) görmüştüm.



98 yılında, Gelibolu yakınlarında deniz kenarında bir otel (motel) görmüştüm. Sıradan bir oteldi. Tek özelliği denizle bağlantılı (devir daimle suyu dolup boşalan), çevresi kapalı bir havuzunun olmasıydı. Bu havuzu hanımlara tahsis etmişti. Civardaki diğer oteller boş kalırken burası dolup taşıyordu. Otel sahibi o tarihte bu işi tavsiye üzerine yapmış, iş tutunca heyecanlanmış, nasıl büyütürüm derdine düşmüş. Uyduruk sayılabilecek bir havuzun çevresini kapatıp hanımlara tahsis edince iki adım öne geçmiş. Civardakiler de heveslenip aynı şeyi yapmaya kalkışınca jandarma gelmiş, “hanımlara ayrı havuz, plaj yapamazsınız” diyerek havuzun kapalı kısımlarını yıkmış ya da sökmüş. Bir ihtiyaç var, bir adam yarım yamalak bu ihtiyacı keşfediyor, talep patlamasına sebeb oluyor, iş yaygınlaşır gibi olunca jandarma müdahale ediyor. Acaba o devirde jandarma nasıl bir gerekçeyle müdahale etmiş olabilir. Herhalde havuzları ayırırsanız irtica gelir, dememiştir. Otelciler asker değil ki, disiplin suçu adı altında müdahale etsin. O dönemde sormak da mümkün değildi. 28 şubat’ın dumanının tüttüğü günlerdi. .... Tatil beldesi yaparken, ev, daire yaparken insanların eğilimlerinin dikkate alınmasının nesi kötü. Edirne’den Kars’a kadar apartman daireleri iyisiyle kötüsüyle toplu konutuyla birbirine benziyor. Biraz büyüktür, biraz küçüktür, lüsktür o kadar.. Hepsi aynı. Oysa insanlar farklı farklı.. Yöresellik yok artık. Diyarbakır’dan yeni gelen varlıklı adam da aynı sitede oturuyor, dedesi 80 sene önce şehre gelmiş, babası ve kendisi burada doğmuş adam da.. Ben yıllar önce amatörce bir anket yapmıştım. 3000 daireli bir sitede küveti hergün dolup boşalan insan sayısı yüzde beşti.. Ama her evin küveti vardı. Taşradan gelen Türk, durgun suya girmez.. Eski usul suyu akıtacak. Bunun yanlış ya da doğru olduğunu tartışmak yerine onun arzusunu dikkate almak daha doğru bir yol değil mi.. Evlerin yüzde 80’ine ayakkabı çıkarılarak girilir. Ama evlerin yüzde 99’u ayakkabı ile girilecek şekilde dizayn edilir. Bu ihtiyaç dikkate alınmaz. İnsanları mı eve uydurmak lazım evi mi insanlara.. Devlet eskiden de depremzedelere ev yapardı. Şehirdekiler neyse de.. Köylerdekiler boş kalırdı. Depremzede köylüler devletin yaptığı evlerde oturmazdı. Deprem evleri ahır ardiye yapılır, imkanı olan köylü ayrıca oturacağı evi yapardı. Bu tip eğilimlerin dikkate alınmasının refah seviyesi ile de bağlantısı var ama zihniyet daha baskın çıkıyor. Dar günlerde de yapılabilecek işler var. Köylüye 50 sene önce oturabileceği bir ev yapabilmek için empati kurmayı bilmek lazım. > 28 şubat günlerinde, bir adam insanların bir ihtiyacını keşfediyor, talep patlamasına sebeb oluyor, iş yaygınlaşır gibi olunca jandarma müdahale ediyor.
Reklamı Geç
KAPAT