BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > İstanbul Konferansı

İstanbul Konferansı

Bugün İstanbul’da -hemen hemen milletlerarası denecek- Libya için konferans toplanıyor.



Bugün İstanbul’da -hemen hemen milletlerarası denecek- Libya için konferans toplanıyor. ABD dış işleri bakanı Hillary Clinton ve NATO genel sekreteri Rasmussen katılıyor. İslâm Birliği genel sekreteri Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu, Arap Birliği genel sekreteri var. Fas, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, İngiltere, Fransa, İtalya, Kanada, Avustralya, Hollanda, Danimarka, Malta dış işleri bakanları beklenenler arasında... Davet sahibi Türkiye, Rusya ile Çin’e de davetiye çıkardı. BM Güvenlik Konseyi’nin bu iki daimi üyesi, NATO’nun askerî müdahalesine karşı. Yani “birbirlerini öldürsünler, bize ne?” diyorlar. Aslında Amerika’nın baş çektiği NATO’nun Kuzey Afrika’ya da el atmasını istemiyorlar. İsrail silâhlı kuvvetlerinin Türkiye’den özür dileyip sorunu kapatmasının İsrail’in lehine olacağını hükûmetlerine bildirmeleri, ilgi çekti. Ordunun teklifini ırkçı siyonist Netanyahu hemen reddetti, sakıncalı bulduğunu bildirdi. Sorunun ancak İsrail’de sosyalist muhalefetin iktidara gelmesiyle çözümlenebileceği anlaşılıyor. O zamana kadar İsrail, epey yoksul Filistinli’nin arsasını devletleştirecek, pardon onların tabiriyle “yerleşime açacak”! İstanbul Konferansı sırasında Hillary Clinton, dış işleri bakanımızla ayrıca ikili görüşme yapacak. Suriye bâbında... Ve Türk-Amerikan işbirliğinin detayları üzerinde... Prof. Ahmet Davutoğlu’nun ağırlıklı olarak Tahran’da Ahmedinecat’ın söylediklerini ve cevaplarını nakledeceği şüphesizdir. Bu konuyu yarına bırakıyorum. Önümüzde koskoca bir Suriye meselesi görünüyor ama, ardında İran ile Amerika’nın Yakın Doğu hegemonyası için çekişmesi var. Çekişme o derecede büyüyüp canavarlaştı ki, İsrail ile iki tarafça kullanılır hâle geldi (eh hep İsrail kullanacak değil ya!). İran, Siyonistler dediği İsrail’e karşı İslâm’ın (yani Arap devletleri dahil) koruyucusu, Amerika ise antisemit dediği İran’ın Yahudiler’i Akdeniz’e dökmesini engelleyen güç şeklinde pozisyon alıyorlar. Petrol ve gaz faktörleri nezaketen (!) konuşulmuyor. Terör örgütlerinden ise gûyâ her taraf müşteki... Bütün bunlara Fransa’nın derinlemesine Suriye meselesine dalmaya kararlı bulunduğunu eklemek gerekiyor. Türkiye bu kargaşa içinde pozisyon tayin edecek...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT