BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilinçli tercih nasıl yapılır?

Bilinçli tercih nasıl yapılır?

Uzmanlar lise tercihi yapacak adayları uyarıyor: Yazacağınız okulun alt yapı imkânlarına bakın. Tercihinizin ilgisi, yeteneği, birikimi, potansiyeline uygun olup olmadığını dikkate alın.



SBS’NİN SON VİRAJINDA KAZA YAŞAMAYIN İlköğretim 8. sınıf öğrencileri bugünlerde önemli bir tercih arefesinde. Yüzbinlerce öğrenci 20 Temmuza kadar, okumak istediği liseyi seçecek. Lisenin türü aynı zamanda öğrencinin ileride yapacağı mesleğin de ipuçlarını vermiş olacak. Öğrencilerin ve ailelerin bu aşamada yanlış seçimlere düşebildiğini belirten uzmanlar, doğru tercihin çok önemli olduğunu söylüyor. Rehberlik Uzmanı İsmail Baran, “Okul seçimleri genellikle okulların SBS’deki taban puanlarına bakılarak yapılıyor. Oysa bunun dışında, seçilecek okulun özellikleri de çok önemli” diyor. Baran, velilerin şu hususlara dikkat etmesini tavsiye ediyor: OKUL SEÇERKEN... “Okulda altyapı imkânları iyi olmalı. Fen bilimleri ile ilgili laboratuarlar, bilgisayar laboratuarı, kütüphanesi, çok amaçlı salonları ve internette araştırma yapabilme imkânları vs. olmalı. Okulun altyapı imkânlarını değerlendirecek iyi yetişmiş, dinamik bir öğretim kadrosu olmalı. Okulda ölçme ve değerlendirme sistemi yerleşmiş ve rehberlik çalışmaları yerinde olmalı. Sınıf mevcutları en azından gelişmiş ülkelerin standartlarına yakın olmalı. Bilinçli bir tercih, öğrencinin aldığı puanın karşılığında, hak ettiği okula girmesini sağlar. Bu durumda yapılacak en akıllıca iş, tercihler konusunda yeterli bilgi ve donanıma sahip kişilerin görüşlerine başvurup, yardımlarını almaktır. YETENEĞİNİZE BAKIN Tercihleri yaparken çok bilinçli davranmalı, öğrencinin ilgi ve yetenekleri dikkate alınmalıdır. Oysa bazı anne-babalar tercih konusunda öğrencilere baskı yapıyor ve tercih aşamasında çocuklarının ilgi ve yeteneklerini dikkate almak yerine kendi isteklerini dayatıyorlar. Kendi özlem ve ideallerini çocuklarının gerçekleştirmesini isteyen anne-babalar, çocuklarının başarısını kendi başarısı olarak kabul ediyorlar. Daha sonra da büyük hayal kırıklıkları kaçınılmaz oluyor. Her çocuk kendi ailesinin gözünde dünyanın en iyisidir veya aile, kendi çocuğunun dünyanın en iyisi olmasını ister. Okul tercihi yaparken bu objektif olmayan duygu ve düşünceler referans alındığında, çocukların başarılı olması çok zordur. Çünkü tercihlerde öğrencinin ilgisi, yeteneği, birikimi, potansiyeli dikkate alınmalıdır. Bu konuda çocuğa baskı yapılmamalıdır. Anne-baba, çocuğuyla çatışmaya girmeden onun yetenek ve ilgilerini dikkate alarak çocuğunu yönlendirmelidir.” Gitmeyeceğiniz okulu kesinlikle yazmayın! Rehberlik Uzmanı İsmail Baran “Bir asil, dört yedek yerleştirme olmasına rağmen tercih işleminin sadece bir defa yapılacak olması sebebiyle, herhangi bir kazaya uğramamak için tercih sıralamasını son derece dikkatli yapmak gerekir” diyor ve adaylara şu kısa uyarılarda bulunuyor: > En fazla 12 tercihte bulunabilirsiniz. Bu tercihleri istek sırasına göre ve okul türlerine göre karışık veya sırayla yapabilirsiniz. > Kazandığınız takdirde gitmeyeceğiniz veya gitmek istemediğiniz okulları listeye almayın. > Okullar arası nakil işlemleri belli kurallara göre yapıldığından (gidecek olduğunuz okulun taban puanının okuduğunuz okula eşit veya oradan daha az olması ve orada kontenjan açığının bulunması), düşük puanlı okulu kazanıp sonradan daha yüksek puanlı bir okula geçiş yapmak mümkün değil. Büyük şehirlerde bir okul kazanamayıp, Anadolu’daki düşük puanlı bir liseyi kazandıktan sonra geçiş yapmayı düşünenlerin böyle bir imkânı olmadığının bilinmesi gerekir. > Tercihte taban puanların kullanılması yanıltıcı olabilir. Bunun yerine yüzdelik dilim bilgilerinin kullanılmasını tavsiye ediyoruz. > Sınav kılavuzunu baştan sona dikkatle okuyun, anlaşılamayan yerleri öğretmeninize sorun. KARMA YAPABİLİRSİNİZ > Tercihlerinizi asil listelere göre yapın. Yedek liste taban puanlarını veya yüzdelik dilimlerini dikkate alarak tercih yapanların, hata ihtimalleri daha yüksektir. > Kazandığınızda gitmeyeceğiniz okulları tercih etmeyin. > İsteğe göre okulları karma olarak sıralayabilirsiniz (Anadolu, Fen, Anadolu Öğretmen lisesi gibi); önemli olan sıralamanın puanlara göre yapılmasıdır. > Tercih yaparken; “idealdeki okullar”, “kazanılabilecek okullar” ve her türlü ihtimale karşı “sigorta tercih” denilen, seviyenizden düşük puanlı okullar olarak üç başlıkta tercihlerinizi belirlerseniz kazanma şansınızı artırabilirsiniz. PENCERELER Utku Öztürk Emre Erdoğan utku.ozturk@ihlaskoleji.com HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ 3 ŞEY: Leonardo da Vinci (2) Sadece sanatçı değil o bir silah uzmanı > Leonardo da Vinci, en çok Mona Lisa tablosuyla ve ressamlığıyla tanınır; fakat o, çok yönlü bir insandır ve aslında bir bilim adamıdır. Savaş araçları tasarlayan bir pasifist (savaş karşıtı) ve çok katı bir vejetaryendir. > Gökyüzü neden mavi? Leonardo, gökyüzünün neden mavi olduğunu bilimsel ve mantıklı bir şekilde açıklayabilen ilk kişidir. (Gökyüzünün, yani havanın, ışığı saçma şekli sebebiyle) > Turistlere dikkat!: 2003 Ağustos’unda İskoçya’da, da Vinci’nin 65 milyon dolar değerindeki bir tablosu, önünde poz verip fotoğraf çektiren 2 turist tarafından çalındı. Akabinde ise turistler, Volkswagen Golf’e binip kaçtı. Ülkedeki bütün Golfler sınır dışı edildi(!) “Leonardo da Vinci bulmamış bir tek”, diyecektim fakat kendisi bulmasa da dönen vinç denen aracı tasarlamış. Da Vinci gerçekten çok yönlü bir sanatçı-bilim adamıymış. Çok fazla buluşu ve tasarısı var. Meselâ, uçan bir gemi, göl ve deniz dibi temizleyicisi, kazık sökücüsü (ne işe yarıyorsa), dilli makara, tırpanlı savaş arabası ve zırhlı savaş aracı tasarlamış. Fakat hepsini hayata geçirememiş. BİLİYOR MUYDUNUZ? Yunuslar su içerse Yunuslar su içmez. Eğer deniz suyu içerlerse hastalanırlar ve kuvvetli ihtimal ölürler. İhtiyaç duydukları tüm sıvıyı ise yedikleri yiyeceklerden alırlar. tweetçi twitter.com/twtci resulertas Ülkemizde son 6 ayda tam 105 kadın kocaları, abileri, babaları tarafından öldürüldü. Bu gün doğan kızlara isimler; Maktule, Merhume, Mağdure. Rapunzelll Ne acayip ülkeyiz abi! Sınavı şifreli, futbolu şikeli, interneti filtreli, seçimi püskevitli, twittırı panpişli. ceriLevis Gerilim filmi projem: Kasiyer aldıklarımı okutmayı ben poşetlemeye başlamadan bitiriyor. Sıra var. Poşetler açılmıyor, yalnız, çaresizim. okansafak Türkçe'de tam olarak 616.767 kelime var. Lakin benim içinde bulunduğum ruh halimi tanımlayacak bir kelime bile yok. birolguven Dünyanın gelmiş en temiz futbol ligine hazır olun. 2011-2012 sezonu çok temiz olacak. Bu yıl şampiyon olan gerçek şampiyondur. gerikafali 1 senedir yazıyoruz 13 bin takipçi oldu. Hilal Cebeci geldi orasını burasını açtı 80 bin takipçisi oldu. Değer yargınıza tüküreyim ben sizin. tootsieroll Arabadan vedalaşarak indikten hemen sonra arabanın gitmesini bekleyen ve el sallayarak defaten vedalaşan başka millet yok yeryüzünde. vız Türk kadınına 365 gün seni düşündüm dersen, kalan 6 saatte ne yaptın diye sorar. AkgunSeker Günün birinde baba olabileceğim aklıma geliyordu ama boş dondurma kaplarını yıkayıp bi kenara kaldırınca, otomatikman anne oluverdim. Mystic PC ve Kadın: İkisi de elektrik almak ister; İkisinin de hafızası çok güçlüdür; İkisinin de durup dururken niye bozulduğunu anlamazsınız. GOOGLE ARENA Arama motorlarına göre karşılaştırma Yeniçeri 1.5 milyon Şövalye 426 bin Fotoğraf 152 milyon Resim 11 milyon Çıtır simit 3.7 milyon Can simidi 13.8 milyon kalemin yazdıkları İşlemeyen demirin paslandığı, kullanılmayan suyun bozulduğu ya da donduğu gibi, kendi hâline bırakılan ruhumuz da çürüyecektir! (Leonardo da Vinci) etkili-yorum İbrahim CEBECİ icebeci@ihlaskoleji.com Yaşadığımız şehrin farkında olmak Süleymaniye Camii, Sultanahmet Camii, Topkapı Sarayı, Yerebatan Sarnıcı, Galata Kulesi, Kız Kulesi, 3. Ahmet Çeşmesi, Çırağan Sarayı, Dolmabahçe Sarayı, Çamlıca Tepesi... İstanbul’un nadide güzelliklerinden sadece birkaçı... Peki, ne kadarını gezdik ve biliyoruz? Eminim yerli değil de yabancı bir turiste sorsak bizden çok daha iyi bilirler buraları. Binlerce kilometre öteden gel ve bizi bizden daha iyi bil. Dibinde oturansa kendi kültürünü ve eserlerini bilmesin. Yıllar önce, Galata Kulesi’nin tam karşısında oturan bir yakınım buraları gezememenin sebebini çok mantıklı (!) bir şekilde açıklamıştı: parasızlık. Galata Kulesi’ne çıkmak için bir servet istiyorlar zannetmiştim. Şunun adına parasızlık değil de kültürsüzlük desek daha inandırıcı olmaz mı? Yaklaşık beş sene önce öğrencilerimi Galata ve Kız Kulesine götürdüm. Ecdat yadigârı İstanbul’un muhteşem manzarasına iki farklı kuleden seyr-i âlem yaptık. Bana minnettar oldular. Hâlbuki öğrencilerimin hemen hemen hepsi İstanbul doğumlu ve bu gizemli şehirde yaklaşık 16 yılı devirmişlerdi. Bu tür yerlere hiç gitmedikleri ve götürülmedikleri için burunlarının dibinde duran güzellikleri sanki ben onlara keşfettirmişim gibi sevindiler. Maalesef ülkemizde böyle bir kültür yok. Sanki bu eserler yabancılar için, biz ise 365 gün önünden geçip bön bön bakıyoruz. Sonra da para yok deyip işin içinden çıkıyoruz. 3-5 ayda bir, çalışan ve bütün ihtiyaçlarımıza cevap veren cep telefonumuzu yenilerken harcadığımız paracıkları hiç düşünmeden... İstanbul, dünyanın en müstesna, en nadide şehirlerinden biri. Bu şehir adeta bir açık hava müzesi. Bu şehirde bırakın yaşamayı, burayı ömründe bir defacık görmeye can atan o kadar çok insan var ki... Ne duruyoruz o zaman? Tatili fırsat bilip hemen çalışmalara başlayalım. İlk önce İstanbul’un tarihî ve turistik yerlerinden oluşan bir liste yapalım. İlk paragrafta yazdığım yerlerle yetinmeyin. Çünkü İstanbul’un her semtinde ayrı bir tarih, ayrı bir güzellik var. Buralar nerede ve buralara nasıl gidiliyor, bunları öğrenelim. Sonra da planımızı yapıp hiç olmazsa ayda bir İstanbul’u gezelim. Neler kaybettiğimizi o zaman görecek, belki de bana: “Niçin bu yazıyı daha önceden yazmadın?” diye sitem edeceksiniz. Çok uzağa gitmeye gerek yok; tavsiyem, herkes evine en yakın olan tarihî ve turistik yerlerden başlasın.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT