BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Necef küllerinden
doğuyor

Necef küllerinden
doğuyor

Eski resimlerine baktığım ve okuduğum şehirde o eski havayı bulmak zor. Şehre sükunet gelse de hüzün çökmüş. İnsanın içine işleyen ağlamaklı tuhaf bir havası var şehrin. Yerle bir olan şehir yeniden inşa ediliyor...



> İnan ARVAS inan.arvas@tg.com.tr HÜZÜN VE FERYAT ŞEHRİ ŞEHRE HÜZÜN ÇÖKMÜŞ Eski resimlerine baktığım ve okuduğum şehirde o eski havayı bulmak zor. Şehre sükunet gelse de hüzün çökmüş. İnsanın içine işleyen ağlamaklı tuhaf bir havası var şehrin. Yerle bir olan şehir yeniden inşa ediliyor... BOMBALAR YAĞMIŞTI Gözyaşları okyanus olup Necef’e konmuş. Tam huzura kavuştuk dedikleri?sırada?onca?ülke birden Irak’ın üstüne bombalar yağdırmıştı. Artık halk “Gelecek!.. Elbet gelecek!” diye haykırıyor.. Umutla.. inançla.. hasretle... Hazret-i Ali Efendimizin medfun bulunduğu mübarek ve şerefli belde Necef-ül Eşref... Gitmek isteyip de bir türlü kavuşamadığım şehir. Güneş bütün azametiyle İstanbul’u aydınlatırken havalanıyoruz. 2.5 saatlik yol boyunca Necef ve Kûfe’yi okuyorum. Sabırsızım.. Bir o kadar da heyecanlı. Savaş’tan sonra bu esrarlı şehir acaba ne halde? Zira Amerika Irak’ı istila edince en şiddetli çatışmalar Tıkrit, Felluce ve Necef’te meydana gelmişti. Ne acıdır ki, Necefli insanların içimizi dağlayan feryatlarını üzerlerine yağan misket bombalarını canlı yayında izlemiştik. Fırat havzasında kurulan şehre yaklaşırken nehrin kenarındaki hurmalıklar muhteşem görünüyor. Uçağın kapısından çıkarken sıcak bir fan gibi esen rüzgâr yüzümüzü okşuyor. Çöl sıcağı bu olsa gerek. Necef’in lügat manası “suyun ulaşmadığı yer” inanın şişedeki su bile kuruyor... Necef’te maziyi arıyorum... Gösterilen ilgi ve samimiyet bizleri ziyadesiyle memnun ediyor. Fakat benim derdim başka. Ben Necef’te kan kokan toprağın üstünde maziyi arıyorum... Otobüste pencere kenarına elimde fotoğraf makinem ile konuşlanıyorum. Şehre doğru ilerliyoruz. Yollar harap. Fakat hummalı bir çalışma görüyoruz. Yollarda can sıkıcı güvenlik tedbirleri var. İlginçtir güvenliği sağlayan şirketlerin çoğu İngilizlerin. Yollar yapılıyor, her taraf kazı alanı. Yerleşim yerleri belirmeye başlıyor. Savaş yüzünden şehir harabeye dönmüş. Binalarda hâlâ kurşun ve top izleri duruyor. Kimi yerlerde binalar tamir ediliyor kimi yerlerde Arap mimarisinin en güzel örnekleriyle yeni binalar yükseliyor. Necef savaşın izlerini silmek için yeniden inşa ediliyor. Yetkililer milyarlarca dolarlık ihalelerin yapıldığını hergün yeni bir proje hazırlandığını söylüyor. İnşasına başlanan Meclis Binası, Hastane ve Hazret-i Ali Türbesinin civar düzenlemesinin maketleri oldukça etkileyici. Bu inşaatları genelde Dubai, İngiliz ve Türk firmaları yapıyor. 1 miyondan fazla insanın yaşadığı Necef her ne kadar yarınlara ümitle baksa da havaya hakim olan hüzün gözden kaçmıyor. Hükümdarlar yarışta Necef Halife Harun Reşit zamanında kurulan bir şehir (791). Irak tarihi ve İslâm âlemindeki rolü çok büyük. Burada Hazret-i Ali (keremallahü vecheh) medfun. Az gidiyorsunuz (80 km. uzaklıkta) Kerbela! Burada da biliyorsunuz Hazret-i Hüseyin ve Ehl-i Beyt büyüklerinin mezarları bulunuyor. Kaldı ki Hazret-i Adem ve Hazret-i Nuh aleyhisselam’ın kabirlerinin de burada olduğu rivayet ediliyor. Bu yüzden Necef hep ilgi odağı olmuş. İlhanlı Hükümdarı, İran Şahları şehre bir şeyler yapma yarışına giriyor. Şüphesiz en büyük hizmeti yine Osmanlı Sultanları yapıyor. En huzurlu günler Osmanlı zamanında yaşanıyor. Necef bir ilim ve medeniyet merkezi... Şehirde hem Irak, hem de Arap ve İslam âleminin önemli liderleri yetişiyor. Necef ve Kûfe medreselerinde yetişen âlimler İslâm dünyasının her yerinde ilim yayıyor, medeniyetlerin neşvü nemasında rol sahibi oluyor. Necef’in hangi tarafına bakarsanız tarih ve inanç izlerine rastlanıyor... Şifa kaynağı “Necef Taşı” Necef denince akla Necef Taşı da geliyor. Necef bölgesinde çıkan bu taş kuvars türünden. Adını buradan almış. Ayrıca dağ kristali ismi de veriliyor. Yılın belli zamanlarında yağan dolu tanelerinin içinde bulunan bir sıvının oluklardan akmasıyla ve orada sertleşip donmasıyla oluşan bu taşın şifa kaynağı olduğu da belirtiliyor. Osmanlı Padişahları yaz aylarında elleri terlemesin diye Necef taşından yapılan tesbihleri kullanırlarmış. Ayrıca mühürlerin bir kısmı da yine Necef taşından yapılıyormuş. Gribe, baş ağrısı ve migrene çok iyi geldiği söylenen bu taşın insanın içini ferahlatıp huzur verdiği, kalbi güçlendirdiği ve yorgunluğu gidererek bedenin dengesini sağladığı da belirtiliyor. Hazreti Ali’nin türbesinin de bulunduğu cami... Başbakan Erdoğan’ı unutamıyorlar Bilindiği üzere Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz Mart ayında Necef’i ziyaret etmiş. Ve bu ziyaret İslâm aleminde olduğu kadar bütün dünyada da oldukça ses getirmişti. Zira Necef’e giderek Hazret-i Ali Efendimizi ziyaret eden ilk Sünni lider olma özelliği kazandırmıştı. Halkın yoğun sevgisine mazhar olan Başbakan şehirde dolaşmış Şii lider Ali Sistani ile görüşmüştü. Erdoğan’ın bu ziyareti Sünni ve Şii’ler arasında gerilimin arttığı bir dönemde önemli bir adım olarak görülmüştü. Necef’te bizim Türkiye’den geldiğimizi anlayan halk iki kişiyi soruyor selam yolluyor. Biri Başbakan Erdoğan biri de Kurtlar Vadisi’nde Polat Alemdar rolünü oynayan Necati Şaşmaz. Yanımıza yanaşan çocuklardan tutun büyüklere, hatta rambo görünümlü Iraklı askerlere kadar herkes Murat Alemdar’a selam söylememizi istiyor. Bu arada Kurtlar Vadisi dizisi Irak’taki televizyonlarda Arapça’ya çevrilerek yayınlanıyor. Orada Polat Alemdar karakterinin ismi Murat Alemdar olarak değiştirilmiş. Hani sorarlarsa garibinize gitmesin. Âmâ’lar Kâbe’ye gitsin diye... Necef ve Kûfe tarihi boyunca hep su sıkıntısı çekiyor. Padişahlar, hükümdarlar ve halifeler hep bu sıkıntıyı gidermek için çalışıyor. Yine Necef ve Kûfe halkının susuzluktan şikayet ettiği günlerde zamanın Abbasi Halifesi Harun Reşid şefkatli zahide hanımı Zübeyde elini keselerine atıyor. Tasavvur edin taaa Bağdat’tan Mekke’ye kadar su kanalları yaptırıyor. Bu vesileyle Kûfe ve Necef de suya kanıyor. Hâlâ o kanalların kalıntıları mevcut. Zübeyde Sultan bu kanalları yaptırmakla kalmıyor, gözü görmeyen âmâlar kendi başlarına Kâbe’ye gidebilsinler diye su kanallarına paralel ipler döşetiyor. Bu iplere tutuna tutuna bir âmâ Bağdat’tan Kâbe’ye kadar tek başına hacca gidebiliyor. İşte “Aşık’a Kâbe sorulmaz” sözü de oradan geliyor. Daha sonra İlhanlı Hükümdarı da Fırat Nehri’nden Necef’e bir kanal açtırıyor. Kanuni Sultan Süleyman da benzeri kanalları açtırıyor. Zamanla tıkanan kanallar Sultan Abdulhamid Han tarafından temizleniyor. Savaştan kültür başkentliğine Necef 2012 yılında İslam dünyası Kültür Başkenti seçildi. Hummalı çalışmalar bunun için daha çok hızlanmış. Irak Hükümeti 2012 yılı İslam Dünyası Kültür Başkenti çalışmaları için 573 milyar dinar bütçe ayırdığı belirtiliyor. Şehirde birçok medeniyetten izler bulunuyor. Hatta yüzlerce yıllık evler savaşa rağmen ayakta kalabilmiş. Bayanlar şehre ancak başları kapalı girebiliyor. Hatta cami ve türbelere girince çarşaf giymek şart. İlginç bir ayrıntı ise Necef’te sadece kadınlara hizmet veren bir banka var. İsmi Babil Bankası. Bu bankada çalışanların hepsi bayan. Sadece güvenliği sağlamak amacıyla kapıda 3-4 erkek duruyor. Hangi Müslüman Hazret-i Ali Efendimizi ziyaret etmek istemez ki? Herkes ister. Nitekim buraya yılda 3 milyon turist geliyor. Saddam döneminde Sünnilerin de bulunduğu Necef’te Sünniler sürülmüş çıkarılmış.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98899
    % -0.09
  • 5.5347
    % -0.51
  • 6.3755
    % -0.65
  • 7.2479
    % -0.96
  • 217.761
    % -0.74
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT