BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > “Beni niçin tutukluyorsunuz?”

“Beni niçin tutukluyorsunuz?”

“Bilgisayar almışsınız. Ödemelerinizi yapmamışsınız. İcraya verilmişsiniz. Mal beyanında bulunmadığınız için de hakkınızda hapis kararı çıkartılmış. Sizi tutukluyoruz...”



Çocuklarımın yüzü sapsarı olmuştu. Hanımın da benzi kül gibiydi: -Ne oldu ya? Kimmiş zili çalan? -Polis... -Ne polisi? -Bilmiyorum iki polis var kapıda. “Hayırdır inşallah” diyerek yerimden doğruldum. Altı ay önce bir trafik kazası geçirmiş iki ay hastanede yatmıştım. Nekahet dönemindeydim. Zor yürüyordum. Dedim ki: -Bunda da vardır bir hayır. Ziyaretime gelen bir ahbap beklerken gele gele polis geldi. Kapıya vardım. Gerçekten de iki polis: -Buyurun memur bey? -Adil Özkan siz misiniz? -Evet benim... -Bizimle karakola geliyorsunuz. -Peki. Ama sebebini öğrenebilir miyim? -Yakalama emriniz var. Sebebini ise karakolda öğrenebilirsiniz. Çocuklar ağlamaya hanım dövünmeye başlamıştı. Kolay değildi elbet. Daha hastaneden geleli bir iki ay yeni olmuş, kırıklarım yeni kaynamaya başlamış bir adamdım. Bu halde ne olduğu belli olmayan bir şekilde götürülmem tabii ki normal kabul edilemezdi. Ama ellerinde yakalama emri vardı. Bindik arabaya. Vardık polis karakoluna. Bir odaya aldılar. Yakalama kâğıdıma bakarak internetten dosyamı aradılar. Ben de bu arada içimden dua ediyorum. -Rabbim, bilebildiğim bir suçum yok. Bir hatam bir günahım varsa affet. Beni iyi kullarınla karşılaştır ya Rabbi... Görevli polis memuru internetten benim niçin çağrıldığıma bakarken içeri bir polis memuru girdi. Ben onu görmedim. O beni görmüş ve tanımış: -Muhterem nasılsınız? Dedi. Başımı kaldırdım. Onu görünce o kadar duygulandım ki anlatamam. Orada dünyalar benim olmuştu. Ama niçin böyle olmuştu onu ben de bilmiyorum. Tamam, beni tanıyan bir polis memuruydu. Ama bu tanıdıklık öyle bildiğimiz gibi bir tanıdıklık değildi... -Teşekkür ederim. Siz nasılsınız? Diyebildim Sadece... Çünkü onun adını bile bilmiyordum. O da benim adımı bilmiyordu. Peki, bu bana “muhterem” diyen polis memuru beni nereden tanıyordu? Ben onu nereden tanıyordum? Akraba mıydık? Eş dost mu? Hayır... Sadece vakit namazlarına cemaate giden bir esnaftım. O semtin çocuğuydum. Bu memur da çok ender de olsa bazen sivil halde iken akşam veya yatsı namazına geliyordu. Yani namaz kılmak için gittiğimiz cami cemaati olarak birbirimize aşina idik. Hepsi bu... Bu arada dosyama bakan memur dedi ki: -Beyefendi siz, “binbir çeşit mağazası”ndan taksitle mal almışsınız. Ödemelerinizi yapmamış, icraya verilmişsiniz. Mal beyanında bulunmadığınız için de hakkınızda hapis kararı çıkartılmış. Sizi şu andan itibaren tutukluyoruz. (Devamı yarın)
Reklamı Geç
KAPAT