BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hazret-i Ali’nin
huzurunda

Hazret-i Ali’nin
huzurunda

Künyesi Ebul Hasan ve Ebû Tûrab, lâkabı Haydar, Esedullah, Şah-ı Merdan, Murtaza, Kerrar, ünvanı Emîr-ül Müminin, Allahın Arslanı, İslam’ın Kılıcı...



> İnan ARVAS inan.arvas@tg.com.tr HAZRET-İ ALİ EFENDİMİZİN NECEF’TEKİ KABR-İ ŞERÎFi... İLMİN KAPISI Künyesi Ebul Hasan ve Ebû Tûrab, lâkabı Haydar, Esedullah, Şah-ı Merdan, Murtaza, Kerrar, ünvanı Emîr-ül Müminin, Allahın Arslanı, İslam’ın Kılıcı... EN ESKİ MEZARLIK Necefliler mezarlığın dünyanın en büyük ve en eski mezarlık olduğunu söylüyorlar. Çünkü, Âdem ve Nuh Aleyhisselamın da orada yattığına inanıyorlar ALLAH’IN ARSLANI Bilindiği üzere İslâm halifelerinin (Hulefa-i Raşidin) 4.’sü olan Hazret-i Ali aynı zamanda Resulullah’ın hem amcasının oğlu hem de damadı. Babası Ebû Talib, annesi Fatıma binti Esed. Künyesi Ebul Hasan ve Ebû Tûrab, lâkabı Haydar, Esedullah, Şah-ı Merdan, Murtaza, Kerrar... Emîr-ül Müminin. Allahın Arslanı, İslam’ın Kılıcı ve İlmin Kapısı ünvanlarıyla da tanınıyor. Cennetle müjdelenen (Aşere-i Mübeşşere) on kişiden biri. Ehl-i Beyt’in beşincisi. 10 yaşında iken Resullah’a iman etti. Bütün savaşlarda kahramanca savaşarak düşmana korku saldı. Vilayet yolunun reisi oldu. Uhud şavaşında 17 yara aldı. 660 senesinin Ramazan-ı Şerif ayının 17. Cuma günü sabah namazında Abdurrahman ibni Mülcem tarafından kılıçla alnına vurularak şehid edildi. Oğulları Hasan ve Hüseyin (radıyallahü anh) tarafından yıkanarak defnedildi. Türbenin etrafında yüzlerce insan oturuyor.. Altın sarısı kubbe göz alıyor. Hazreti Ali Efendimizin kabrini ziyaret için ilerliyoruz... Dünyanın dört bir yanından çoğunluğunu Şii’lerin oluşturduğu insanlar ziyaret için geliyor. Heyet halinde geldiğimizden özel ilgi görerek karşılanıyoruz. Avluya yalın ayak giriyoruz. Gölgelikler altında tesbih çekenler, dua edenler, ağlayanlar. İç içe geçmiş birer hale gibi. Türbenin sorumlusu olan yetkili bizi özel bir odaya alıyor. Bu ilgi neden diye düşünürken türbe sorumlusu Osmanlı’ya hasret kaldıklarını söylüyor: “Hazret-i Ali bir tek Şii’lerin Hazret-i Ali’si değil. O bütün İslam aleminin Halifesi!” Nihayet... Özel bir kapıdan türbeye giriyoruz.. Etkilenmemek ne mümkün. Kubbe aynakari teknigi ile donatılmış, ışıl ışıl yanıyor. Milyonlarca ayna parçası, emsalsiz kristaller.. Altınla süslenmiş türbe ihtişamı ve heybetiyle cezb ediyor. Adımlarımı edeple atıyorum... Yüreğim bir serçenin yüreği gibi atıyor. Birkaç adım ötemde Allah’ın Arslanı. İçim tuhaf oluyor. Resulullah’ın kabri şerifindeki o kokuya benzer bir koku yayılmış havaya.. Anlatılması zor.. Diz çöküp otuyoruz huzura. Selâmları iletip himmet istiyerek duamızı yapıyoruz.. En büyük hizmeti Osmanlı yapıyor Hazret- Ali Efendimizin türbesi oldukça haşmetli. İmam Ali Türbesi (Harem el-İmam Ali, İmam Ali Camii) Büveyhoğulları hükümdarı Aduddevle tarafından 977 yılında Ali’nin mezarı üzerine inşa ettirilmiş fakat sonradan istilaya uğrayarak yıkılıyor. Musul Hamdani hükümdarı Ebulheyca tarafından yeniden inşa ediliyor. Çıkan bir yangın sonucu tahrip olan türbeyi Selçuklu Hükümdarı Melikşah ve veziri Nizamülmülk tamir ettiriyor ve çeşitli hediyeler ile güzelleştiriyor (1086). Daha sonra Safevi Şah-ı 1.İsmail tarafından tekrar yaptırılıyor. Kuşkusuz en çok hizmeti Osmanlı Sultanları yapıyor. Çaldıran Savaşı’ndan sonra Yavuz Sultan Selim tarafından Safevilerin elinden alınan şehir, Osmanlı Devlet topraklarına katıldıktan sonra büyük hizmetlere mazhar oluyor. Kanuni Sultan Süleyman 1534 yılında Hazret-i Ali Efendimizi ziyaret ediyor. Osmanlı devletinin son dönemlerine kadar Kerbela Sancağı’na bağlı olan Necef’te Hazret-i Ali türbesine ve şehre hizmet ediliyor. Necef 1. Cihan Harbi ile İngilizler tarafından işgal ediliyor, türbede de ufak çapta hasarlar olsa da Irak Devleti hakimiyet kurunca tamir ettiriyor. Milyarlarca Müslümanın kalbi adeta burada atıyor. 25 kilometre uzunluğundaki Necef mezarlığında 5 milyondan faza insanın mezarı var... Karacaahmet ne ki? Necef mezarlığı tartışmasız dünyanın en büyük mezarlığı. Yine Neceflilere sorarsanız dünyanın en eski mezarlığı çünkü onlar Âdem ve Nuh Aleyhisselamın orada yattığına inanıyorlar. Bu kabristanı bizim Karacahmet veya Eyüp Kabristanı ile kıyas etmeye kalkmayın. Mezarlık Hazret-i Ali Efendimizin türbesinin hemen yanından başlıyor ve Al-Salam Vadisi (Barış Vadisi) boyunca uzayıp gidiyor. Gördüğüm anda hayretler içinde kalıyorum.. Allahım!.. Bu ne kadar büyük bir mezarlık.. Düşünün uzunluğu 25 kilometreyi aşıyor. 5 milyondan fazla insanın defin olduğu söyleniyor. Mezar taşlarının yapıları bakımından adeta ölü bir şehri andırıyor. İran’da vefat edenlerden de buraya çok sayıda cenaze geliyor. ABD güçleri Necef’teki çatışmalarda saklanan Iraklı asker ve direnişçileri kıstırmış günlerce süren şiddetli çarpışmalar yaşanmıştı. Hilafet merkezi Efendim Kûfe, Sa’d Bin Ebû Vakkâs (radiyallahu anh) tarafından Hazret-i Ömer’in emri ile (635 - 640) kuruluyor. Havali hem stratejik önem taşıyor hem de zengin tarım havzası ile dikkat çekiyor. Kaldı ki kervan yolları üzerinde olması önemini artırıyor. İlk olarak küçük bir askeri kamp, zamanla şehre dönüşüyor. Kufe, o coğrafyanın idari, ticari ve kültürel bakımdan gelişmesinde müessir oluyor. Hepsi bir yana Hazret-i Ali Efendimiz tarafından başşehir olarak tercih ediliyor. İslâmiyetin yayılmasında önemli rol üstleniyor. Dairevi şekilde tasarlanan Kûfe merkezinde İslam şehirlerinin tamamında ortak unsurlar olarak göze çarpan cami, dârülimâre ve pazaryeri bulunuyor. Şehrin ana caddeleri bu merkeze açılıyor. Şehir planlanırken önce cami yeri tesbit edilmiş, kuvvetli bir okçunun dört yöne attığı okların düştüğü yerin ötesine evlerin inşasına izin verilmişti. Mugire bin Şu’be tarafından 40 bin kişiyi alacak şekilde genişletilen Küfe Camii’ni daha sonra Hazret-i Muaviye’nin valilerinden Ziyâd bin Ebîh büyük masraflarla tamir ettiriyor. Abbasiler döneminde de tezyin ediliyor. Kûfe Camii Necef’in hakkını tam ödeyemesek de şehre 10 km uzaklıktaki Kûfe’yi görmek için yola çıkıyoruz. Oldukça etkileyici bir cami ile karşılaşıyoruz. Yapısı insanı cezbediyor. İslam mimarisinin gördüğüm en güzel örneklerinden biri. İçeriye kesinlikle fotoğraf makinesi ve telefon almıyorlar. Kûfe Camii’ne (İmam Ali Camii, Mescid-i Ali) giriyoruz. Genişçe bir avlu ve mermer zemin. Revaklar altında namaz kılanlar, dinlenenler.. İçeride Hazret-i Ali Efendimizin katili İbni Mülcem’in Halife’ye kılıcı ile saldırarak yaraladığı mihrabın önündeyiz. Etrafta insanlar ağlaşıyor, dualar ediliyor. Derin bir hüzün var camide. Biz de namaza duruyoruz. Oradan çıkıp Hazret-i Ali’nin (radiyallahu anh) evinin yolunu tutuyoruz. Hâlâ ayakta ve odacıklar bulunuyor. Odalardan biri Hazret-i Hüseyin Efendimiz’in odası.. Ki o da babası gibi Şehid ediliyor. Ne acıdır ki, 12 İmam’ın neredeyse hepsi şehid ediliyor. Resulullah’ın göz bebeklerine nasıl kıymış bu insanlar, aklım hayalim almıyor. HASILI KELÂM Daha düne kadar Necef’e gitmek için önce Bağdat’a gitmek, oradan da 160 km. yol yapmanız gerekiyordu. 160 km bir şey değil de Irak şartları ağır, onlarca çevirme, onca kontrol insanı bezdiriyor. Dünya’da yıldızı giderek parlayan Türk Hava Yolları her hava yoluna nasip olmayan Necef uçuşlarına başlıyarak hem Neceflileri ferahlattı, hem de Necef’i görmek isteyen aşıklara zahmetsiz bir ulaşım sağladı. Dilimiz döndüğünce Necef’i ve Kûfe’yi sizlere anlatmaya çalıştım. Ha ola ki, gittiniz; Uçağın pencere kenarına oturup uçsuz bucaksız Irak çöllerine bakıp tefekkür edin. Necef’e yaklaşırken kıvrıla kıvrıla akan Fırat nehrinin kenarındaki hurmalıkların muhteşem görüntüsünü izleyin. Uçaktan inerken sıcak bir fan gibi havanın yüzünüzü yaktığını hissedeceksiniz; “Anadolu sıcağına” şükredin. Şehre doğru ilerlerken bombaların izlerini görecek içiniz burkulacak, üzüleceksiniz. Hazret-i Ali Efendimizin türbesine gelirken insanların aşkına hasretine şahid olacaksınız... Türbenin heybetinden tüyleriniz diken diken olacak. O tarif edilemez kokuyu içinize çekin.. Necefli çocukların gözlerinde savaştan kalma hüznü görün, yetim kalanların başını okşayın.. Kûfe’de İslam mimarisinin en ihtişamlı eserlerinden İmam Ali Camii’ni temaşa edin.. Vesselâm... İ.A.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT