BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bıçak kesmedi!..

Bıçak kesmedi!..

Halîlullah güzelce, bilediği bıçağını, Sonra “Tekbîr” söyleyip, andı “Allah” adını.



Halîlullah güzelce, bilediği bıçağını, Sonra “Tekbîr” söyleyip, andı “Allah” adını. Ve bütün kuvvetiyle, bıçağı vurdu, ancak, İsmâil’in boynunu, “kesmedi” keskin bıçak. Hayret edip kuvvetle, bir daha sürdü onu, Bıçak yine kesmedi, İsmâil’in boynunu. Uğraşıp sürdüyse de, bıçağı tekrar tekrar, Hikmet-i İlâhiyle, etmedi yine de kâr. Şaşırıp, bıçağını, tekrar aldı eline, Bileyip, var gücüyle, boynuna sürdü yine. Yine kesemeyince, evlâdı İsmâil’i, Olan bu hâdiseye, hayret etti bir hayli. İsmâil arz etti ki: (Deneyin bir de şunu, Bastır şah damarıma, o bıçağın ucunu.) Öyle yapıp, kuvvetle, bastırdı diziyle de, Lâkin bıçak O’nu hiç, kesmiyordu yine de. Hattâ o bastırmakla, bıçak oldu iki kat, Buna rağmen, “iz bile”, yapmadı O’nda fakat. Üzülüp, o bıçağı, şiddetle çaldı taşa, Bir anda koca kaya, yarıldı baştan başa. Bıçak “dile gelerek”, dedi ki: (Yâ İbrâhim, Sâkin ol, benim sana, var şöyle bir suâlim: “Nemrud seni ateşe, attığında o günü, Ne için yakmamıştı, o ateş vücûdunu?”) Şaşırıp, o bıçağa, buyurdu ki cevâben: (Hek teâlâ ateşe, “Yakma” dedi meâlen.) Bıçak arz eyledi ki, sonra Halûlullah’a: (Ateşe “yakma” diye, emrettiyse “bir” defa, Bana tam ‘yetmiş’ defa, ‘kesme’ dedi Rabbimiz, Mâzur gör yâ İbrâhim, böyle emir aldık biz.) Halîlullah bıçaktan, duyunca bu sözleri, Hayret ve şaşkınlıktan, oturdu diz üzeri. İsmâil o sırada, dedi ki O’na yine. (Günahkâr olmayalım, emri getir yerine.) “İki emr” arasında, şaşırdı tam olarak, O anda kendisine, vahyetti cenâb-ı Hak: (Yâ İbrâhim, rüyânı, tasdîk ettin pek iyi, Sen yaptın üzerine, düşen bu vazifeyi. Şimdi bana münâsip, ihsânımı gör benim, Başını kaldırıp da, dağa bak yâ İbrâhim.) Halîl, emre uyarak, yukarı baktığında, Besili “bir koç” gördü, Mekke’nin o dağında. Cennet bahçelerinde, otlamıştı kırk sene, Cebrâil indirmişti, bu koçu kendisine. (Bu, oğluna fedâdır), buyurdu cenâb-ı Hak, Halîlullah o koçu, gidip yakalayarak, Minâ’da kurban etti, İsmâil’in yerine, Allah’ın “kurban” emri, yerine geldi yine. Onların yanlarına, geldi sonra Cebrâil, Oğluna hitâb edip, buyurdu: (Yâ İsmâil, Rabbimiz senin için, şöyle buyurdu bana: “İsmâil ne isterse, vereceğim ben O’na.”) O dahî ellerini, duâya kaldırarak Dedi ki: (Yâ İlâhî, sana, mümin olarak, Ölüp de gelenleri, affeyle tamâmiyle.) Rabbimiz “Kabûl ettim”, buyurdu bir vahiyle.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT