BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > İşte Fransa Turu, işte futbolumuz!..

İşte Fransa Turu, işte futbolumuz!..

Futbolumuzdaki rezalet, federasyonumuzdaki atalet, sevgili Hasan Sarıçiçek gibi son derece “dengeli, olumlu ve soğukkanlı” hocamızı bile “Midem bulanıyor!..



Futbolumuzdaki rezalet, federasyonumuzdaki atalet, sevgili Hasan Sarıçiçek gibi son derece “dengeli, olumlu ve soğukkanlı” hocamızı bile “Midem bulanıyor!.. Resmen iğreniyorum kirletilmiş futboldan ve o dünyanın kirli insanlarından!.. Yazık!.. Milyon kere yazık!..” diye isyan ettirirken, bugünlerde, günün 5 - 6 saatini TV başında geçirip Fransa Bisiklet Turu’nu seyreden “ben”, bilmem ki ne diyeyim, ne yazayım?.. “Tırmanışsız” 11 etabın “gezinti yapılır gibi geçilen” yüzlerce kilometresinden sonra, son 3-500 metrelerdeki “müthiş” finişlerinin çoğunu İngiliz Mark Cavendish’in “inanılmaz” bir “takımdaşlık - akıl - taktik - sürat - güç” gösterisini adeta bir “ezber” uyumu ile birleştirerek kazanmasındaki “büyülü doyumsuzluğu” seyrederken, “içimizdeki şeytanların oluşturduğu kapkaranlık ortamı” biraz olsun unutuyorum!.. Art arda gelen kazalardan sonra, sarılmış kolları, bacakları, parçalanmış formaları ile tura devam eden “cesur ve fedakar” bisikletçileri, mesela Johnny Hoogerland’ı, Antonio Flecha’yı alkışlıyorum. Schlek kardeşlerin, Cadel Evans’ın, İvan Basso’nun, Damiano Cunego’nun, “doping iddiaları” sebebiyle “durumu hâlâ şüpheli olan” Alberto Cantador’un dağlarda “dayanılmaz” denilen “favoriliğine karşı” ne yapacaklarının merak edildiği Pireneler’in “insan gücünü çok zorlayan” daha ilk ve tura iddialı gelen bir çok bisikletçiyi “bitiren” etabında, “tırmanış” mücadelesini “İspanyol” Matador’un, pardon Contador’un kaybedişini seyrederken, oturduğum koltuktan ayağa fırlıyorum!.. Dahası, onların “son metrelerdeki müthiş kapışmasını” Schlek kardeşlerden “ağabey” Frank’ın kazandığı görüntülerden 15-20 saniye önce, “Basklı” İspanyol Samuel Sanchez’in finiş çizgisini “en önde geçerek”, Bask Bölgesi’nin adeta milli takımı olan Euskaltel - Euskadi’ye, “Bask bölgesindeki bu etabı kazandırışındaki” duygusal zirveyi, TV önünde yaşıyorum. Bitmedi; “insan gücünün doğayı da yenebileceğini” göstererek, “bisikletçileri titreten” neredeye dim dik “Hourquette d’Ancian - Col du Tourmalet - Luz Ardien gibi” üç “tüketici” tırmanışın olduğu ilk Pirene etabını kazanırken, turda “iddialı duruma gelişini”, hem de Fransa İhtilali’nde “Bastille Hapishanesi baskını” ile Fransızların “milli günleri” hâline gelen 14 Temmuzda, “Basklılara bayram yaptırışını” alkışlıyorum. Dahası, “Bu etapta sarı mayoyu kaybeder” denilen Fransız Thomas Voeckler’in “inanılmaz” bir direnişle “mayosunu muhafaza ederek” Fransızlara “milli günlerinde” büyük bir “teselli ödülü” verişini de alkışlamamam mümkün mü?. 12’inci etabın sonu, “Fransa Bisiklet Turu bu etapla başlıyor” diyenlere “hak verdirecek” bir kapışmanın da başlangıcı oldu ve bu kapışmayı “büyük” favori Contador kaybetti!.. Artık Contador bu turun favori değil, “yeni kral”, eğer Evans’tan, Basso’dan, Cunego’dan sürpriz gelmez ve Contador tura “yeniden” dönmezse, bir kaza, bir sakatlanma olmazsa “ilk tırmanış etabında güçlü olduklarını gösteren” ve “iyi bir domestik takımı oluşturan” Schlek kardeşlerden biri olacak gibi. Hangisi mi?.. Andy’nin önünde daha uzun yıllar var, Fransa Turu’nu kazanacak çok zamanı da; neden “Ağabey” olmasın?.. Andy, herkesin gözünde “Contador’u yenebilecek” tek bisikletçi, ama benim gönlüm Framk’tan yana; perşembe günkü kedi - fare oyununda Contador’u perişan eden ve son kaçışında tozuna yetiştirtmeyen Frank’tan!.. Tura “bugünlük” noktayı şöyle koyayım; Dünya Sporu’nun “olimpiyatlardan, Dünya Futbol Şampiyonaları finallerinden sonra” belki de en fazla “TV seyircisi toplayan” sporu olan Fransa Turu, “doping skandalları ile” neredeyse bitiyordu; “kimsenin gözünün yaşına bakılmadan” öyle bir mücadeleye yapıldı ki, “en ufak bir şüphe” ve “mili - miligramlık bir yasak madde tespiti” bile “en büyük şampiyonların” başını yiyecek hâle geldi. Bugün, “büyük” Contador’un başında geçen yıldan kalan “böyle” bir belâ var ve ağustos ayındaki karar gününde “kenara atılıvermesi” bile mümkün!.. “Efsane” Armstrong’un etrafında da “bütün şampiyonlukları” ve “Kırılamaz” denilen rekorları ile birlikte bir “tehlike çemberi” örülüyor!.. İşte “spor suçları” ile mücadele “böyle” olur, spor “böyle” temizlenir; bilmem ki, Futbol Federasyonumuzun “yeni” başkanı Mehmet Ali Aydınlar, “kaçak güreşmenin kolaycılığı yerine”, olayların üzerine süratle, metanetle ve cesaretle “bir silindir gibi” gitmenin “neleri, nasıl sağlayacağını” Fransa Bisiklet Turu’nu “örnek” alarak görebilir mi?.. Bugünler için!.. Latincesi; “A bove ante, asino retro, a stulto undique caveto!..” Türkçesi; “Öküzün önünde, eşeğin arkasında, aptalın yanında (hangi yanında olursan ol) olursan, (başına gelecek) her şeye hazırlıklı ol!..” Doğru mu, yalan mı?.. Gazetelerin bir ikisinde bir haber okudum; orada kaldı ve bugüne kadar da yalanlanmadı; “İstanbul Emniyet Müdürlüğü, gazetelere sızdırılan Şike Soruşturması haberlerinin ana kaynağının şüphelilerin avukatları olduğunu tespit etti, dinleme yaptı, görüntü aldı ve suç duyurusunda bulundu.” Şüpheliler tarafından “hedef hâline getirilen” medyamızın “bu haberin doğruluğu konusunda” araştırma yapması, “doğruysa” medyaya yöneltilen saldırıların da durdurulması için “bu haberin üzerine gitmesi” gerekmez mi?.. Gerekir ama, “neredeyiz” biz; kulüpçülükten de öte, “hemen sinmeye” teşne miyiz?.. “Olur mu, haberler şüphelileri duman etti, yargısız infazla karşı karşıya bıraktı” şeklindeki görüş “doğru” gibi görünüyor ama, bir de “gelinen noktaya bakın”, şüphelileri “masûm ve mazlûm”, medya “hedef ve suçlu” hâline getiren “şeytani” bir taktiğin uygulanmış olması mümkün değil mi?.. Bugüne kadar “benzer konularda pasif kaldıkları için” çok eleştirdiğim Türkiye Spor Yazarları Derneği yönetimini de, “Çocuklarınız babasız kalır” tehditlerine kadar uzanan ve büyük bölümü haksız saldırılar karşısındaki dik duruşundan dolayı kutluyorum. Şike!.. Önümde bir kitap duruyor; “Takımım 8-0 kaybederken dahi ‘Asla vazgeçmememi’ öğreten anneme” ithafı ile başlayan bir kitap; Adı: Şike (Özgün adı: How To Fix A Football Match - Yazarı: Declan Hill - 414 sayfa - Arkadaş Yayınları) Asya’da, Avrupa’da, Amerika’da, Dünya Şampiyonaları’nda ve de “evet” Türkiye’de mafyaların, Rus gangsterlerinin, FBI’ların da rol aldığı şikenin, bahis dolandırıcılıklarının “neden ve nasıl yapıldığını”, nereden nereye geldiğini ve nereye gidebileceğini “örnek olayları ve kötü kahramanlarıyla” anlatan bir kitap bu!.. Declan Hill bir araştırmacı yazar . Kitabı, elime geçen yıl geçmişti, “şöyle” bir bakmıştım; bugün “sindire sindire” pardon “içime sindiremeye sindiremeye” yeniden okuyorum. “Şike” konusunu ciddiye alanların okumaları ve kitaplıklarına koymaları gereken bir kitap, “Şike!..” Bu nasıl gazetecilik?.. “Aynı gün” gazetelerde iki haber: İşte haberin biri; “Galatasaray yönetiminde çatlak. Ünal Aysal’ın açıklamalarına kırılan Ali Dürüst, kendisine yakın Celal Gürcan ve Ali Gürsoy ile beraber Divan Kurulu toplantısına katılmadı!..” Öteki haber; “Transfer çalışmaları için Ali Dürüst ve Celal Gürcan İtalya’da, Ali Gürsoy Arjantin’de!..” Hangisi doğru bu haberlerin, hangisi atmasyon?.. Bu gidişle “İkisi de atmasyondur” diyecek hâle gelirsek, kimse kızmasın, gücenmesin!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT