BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Silahlı eşkıya ile barış mümkün mü?

Silahlı eşkıya ile barış mümkün mü?

Bir taraftan terör örgütü PKK 13 askerimizi şehit ediyor, aynı gün diğer taraftan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ‘demokratik özerklik’ ilan ediyor.



Bir taraftan terör örgütü PKK 13 askerimizi şehit ediyor, aynı gün diğer taraftan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ‘demokratik özerklik’ ilan ediyor. Türkiye ne zaman Kürt sorununun çözümünde mesafe alsa, ne zaman ki bu can yakıcı sorunun aşılması için uygun iklim ve şartlar oluşsa taşeron örgüt PKK, hain saldırıları ile bu ortamı ve iklimi bozuyor. Geçmişteki gelişmeleri irdelediğinizde bunu göreceksiniz. Artık Kürtler dahil herkes şu gerçeği görmeli; PKK nemalandığı, varlığını borçlu olduğu Kürt sorununun çözülmesini asla istemiyor. O sorun çözüldüğü gün kendilerinin biteceğini, marjinal hale geleceklerini ve halktan destek alamayacaklarını, adam yerine konulmayacaklarını gayet iyi biliyorlar. Bu nedenle sorunun çözümünü istiyor gibi görünerek çözümsüzlük için alttan alta her şeyi yapıyorlar. Kürtler için savaştığını söyleyen bir örgüt, bölgeye yol yapan greyderi, dozeri yakar mı? Bölgeye istihdam sağlayan yatırımları engeller mi? Yeni bir anayasanın yapılacağı ve bu anayasada Kürt sorununun çözümüne ilişkin düzenlemelerin yer alması konusunda mutabakatın oluştuğu bir dönemde bu hain saldırıyı yapan bir örgüt Kürt sorununun çözümüne katkı mı yoksa zarar mı verdi? 13 evladımızın şehit edildiği gün adının başına ‘demokratik’ kelimesini koyanlar özerklik ilan ediyor. Çıtayı yükseğe koyuyorlar. Ve açık açık meydan okuyorlar. ‘Kendi rızanızla vermezseniz vura vura, öldüre öldüre alacağız.’ Toplumun bilinçaltına yerleştirilmek istenen mesaj budur. Aklı başındaki hangi Kürt bu pervasızlığı, bu azgınlığı ve bu şımarıklığı tasvip eder? Kürtlerin az bir bölümünü temsil eden bu Marksistler, Kürtler adına cinayet işliyor, Kürtler adına karar vermeye kalkıyor. 11 şehrimize ateş düştü. Gencecik evlatlarımızı kaybettik. Üzgünüz, kızgınız, kırgınız, isyanlardayız. Ama öfkemize sahip olmak, aklımızı duygularımızın önüne koymak durumundayız. Teröristle silahlı mücadelenin ruhunda kayıp vermek vardır ve doğaldır. Bu coğrafyada bu toprakları ve bu ülkeyi korumak için çok şehitler verildi ve belki verilmeye devam edilecek. Kayıpsız, hasarsız bir silahlı mücadele örneği yok. Yapılan birtakım komuta ve yönetim hatalarını tartışabiliriz ama onun zamanı bugün değil. Hiçbir komutan bilerek ve isteyerek, farkında olarak komutası altındaki askerlerin tırnağının bile kanamasını istemez. Çaresiz değiliz. PKK’nın ve onu kullananların oyun planını bozmalıyız. Yapılacak şey gayet basit. Bir taraftan Kürt sorununun ve bölgedeki ekonomik ve sosyal sorunların çözümü için cesaretle her türlü adımı atmalı ve demokratik açılım sürecini hızlandırmalıyız. Diğer tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin her türlü imkanını kullanarak silah bıraktıkları ana kadar teröristlerle mücadeleyi kararlılıkla sürdürmeliyiz. Diplomasinin tüm imkanlarını kullanarak Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak için PKK’yı kullanan dış güçleri deşifre edip onlarla mücadele etmeliyiz. Elinde silah olan katillerle barış konuşulmaz. Elindeki silahı bırakmadan PKK ile mücadele kararlılıkla devam etmeli. Bu mücadele verilirken, Kürt kökenli vatandaşlarımızın demokratik taleplerini AB standartlarını baz alarak karşılamalıyız. Tüm siyasi partiler bu sorunu iç siyaset malzemesi yapmadan bir araya gelmeli, ellerini taşın altına koyup çözüm için ortak hareket etmeli ve cesur kararlar alınmalıdır. Bu adımlar teröre taviz vermek değildir. AB ile tam üyelik müzakerelerine başlamış demokratik bir ülkenin kendine, gücüne güvenerek vatandaşlarına sağlaması gereken hak ve özgürlüklerdir. Bu adımlar atıldığında PKK çıplak kalacaktır, maskesi düşecektir. Demokratik hak ve özgürlükler alanında adımlar cesaretle atılırken, hükümet Doğu ve Güneydoğu’da başlattığı ekonomik ve sosyal projeleri devam ettirmelidir. Kürt siyasetçiler artık yol ayırımına gelmiştir. Ya çözümü sivil siyasette, parlamentoda arayacaklar ve silahlı hainlerle bağlarını kesecekler, ya da siyasetten çekilip terör örgütünün yanında yer alacaklar. Bir taraftan dağdaki katillere sahip çıkıp onları kahramanlaştırmak ama diğer yandan demokratik çözüm arayışından, barıştan söz etmek artık bu topluma inandırıcı gelmiyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT