BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > Ebû İmrân hazretleri

Ebû İmrân hazretleri

“Aklı olan kimse, ihtiyâcı olduğu kadar konuşur. Kim kendine konuşmayı âdet edinmişse, ne kadar sussa yine konuşan kimselerden sayılır...”



Ebû İmrân hazretleri Abdülvehhâb-ı Şa’rânî hazretlerinin beşinci batından dedesidir. Mısır’da Sa’îd-i Mısır adlı bölgenin aşağı kısmında ve Nil Nehrinin batı sâhilinde bulunan Behensâ beldesindendir. Ebû Midyen et-Tilmsânî hazretlerinin huzûrunda yetişerek, üstün derecelere, yüksek makamlara kavuşan Ebû İmrân, kendisi gibi yetişen bâzı arkadaşları ile birlikte, hocaları Ebû Midyen tarafından, insanları irşâd etmek, onlara saâdet yolunu göstermek üzere, Mısır’da değişik beldelere gönderildi Allahü teâlânın izni ile hocasının sesini duyar ve cevap verirdi. Yine talebelerinden birisi bir sıkıntıya düşüp ondan yardım istese, ona seslense, o talebesinin hâlini anlar, sesini duyar, bir senelik mesâfede de bulunsa, Allahü teâlânın izni ile derhâl imdâdına yetişirdi... Ebû İmrân Mûsâ hazretleri burada, aşk ve şevk ile uzun yıllar hizmet etti. Birçok kimse ondan ilim öğrenip, istifâde ettiler. Hocası Ebû Midyen’in işâret ettiği gibi, o beldede vefât etti. Kabri oradadır. Bir sohbetinde; “İnsanların en hayırlısı, haklı olsa bile, karşısındakine sen haklısın diyebilendir” buyurdu. “Aklı olan kimse, ihtiyâcı olduğu kadar konuşur, fazlasından vazgeçer. Kim kendine konuşmayı âdet edinmişse, ne kadar sussa yine konuşan kimselerden sayılır.” İslâm dîninin emirlerine uyma ve yasaklarından sakınma husûsunda da şöyle buyurdu: “Kim kitaba yâni Kur’ân-ı kerîme ve Peygamber efendimizin sünnetine tâbi olursa ve bir de bütün işlerinde Eshâb-ı kirâma uyarsa, sevab alma işinde hemen hemen Eshâb-ı kirâm ile bir olur. Eshâb-ı kirâmın üstünlüğü Peygamber efendimizi görmüş olmaları sebebiyledir. “İBÂDETİNE GÜVENME!..” “Yaptığı ibâdetine güvenmek, Allahü teâlânın ihsânını unutmaktandır.” “Allahü teâlânın verdiği nîmetleri, yaptığınız ibâdetlerin karşılığı olarak bilenlerden olmayın” derdi. Bir gün kendisine; “En kötü huy nedir?” dediler. O; “En kötü huy; takdir edilene, karşı durmaktır. Ezelde takdir edileni, arzu ve duâ ile değiştirmeyi istemektir” buyurdu. “Utanan kişinin alnından dökülen terler, ondaki fazîletin eseridir.” Ebû İmrân hazretleri vefatına yakın buyurdu ki: “Cehennem ehli için azapların en şiddetlisi, Cennet nîmetlerinden mahrum olmaktır. Bu mahrum olmanın sıkıntısı, onlara azapların hepsinden daha acı gelir.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT