BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Doğanın en kudretli elektrik gücü: Yıldırım

Doğanın en kudretli elektrik gücü: Yıldırım

Kırsal alanlarda çıkan yangınların üçte birinden fazlasının sebebi yıldırımdır.



> Ediz Hun’la YEŞİLSAYFA ORMAN YANGINLARININ BAŞLICA SEBEBİ Yıldırım, kırsal alanlarda bütün yakıp yok edici yangınların üçte birinden fazlasında, başlıca sebep olarak görülmektedir. Orman yangınlarının büyük kısmı, insan kaynaklı olmaktan çok yıldırımdan ileri gelmektedir. Sevgili okurlar, Yıldırım evlerimizdeki lambaları ve sokak aydınlatmalarını yakan elektrik enerjisinden farksızdır, ancak voltajı çok yüksektir. Tipik bir yıldırımın volt yüksekliği birkaç yüz milyonu bulur, amperi de 30.000 ya da daha fazla olur. Bu bir anda Kuzey Amerika’daki bütün elektrik santrallerinin ürettiği enerji toplamından daha yüksek bir güç’tür. YILDIRIM NASIL OLUŞUR? Doğanın bir fırtına geliştirmesi hâlinde havadaki karışıklık, iyonları eksi ve artı alanlara ayırır, bunlar da elektriksel uyumu kurmak üzere birleşinceye kadar oluşmaya devam ederler. Artı yüklemeler yer yüzeyinde gelişir, eksiler ise bulutların üstünde bir yıldırım hücresinde birikir. Yer’den üst hava katmanlarına yükselen sıcak ve nemli hava koyu renkli yağmur ve yıldırım bulutlarını oluşturur. (Cumulonimbus bulutları) Şimşek, havadaki elektriğin gök gürültüsüyle birlikte boşalmasıyla gelişen meteorolojik bir olaydır. Yıldırımlarla birlikte şiddetli yağmurlar oluşur. Her eksi iyonlarla yüklü kitlenin, kendisini çekmeye hazır bir artı alanı vardır. Tipik bir fırtınada birleşme ve ayrılmalar sık sık meydana gelir. YAKIP YIKARAK İLERLER Özellikle ağaçlar, ev ve diğer yapılar havadan daha iyi iletken olduklarından, yıldırım çarpmasına maruz kalırlar. Bir örnek vermek gerekirse; evimizin yaklaşmakta olan bir fırtına bulut grubunun yolu üzerinde olduğunu farz edelim. Bulutlardaki eksi yüklü iyonlardan etkilenen ve gittikçe genişleyen binamız etrafındaki artı alanlar, yükü adeta bir mıknatısın demir tozlarını çekişinde olduğu gibi, doğrudan doğruya bulutların altında ilerler. Fırtına hücresi doğrudan doğruya evimizin üstüne gelince, artı yüklü yeryüzü iyonları, aralığı birleştirecek kadar güçlü olduklarından bir yıldırım akışı (boşalma) meydana gelir. Eğer evimizde koruma düzeni (paratoner-yıldırımsavar) yoksa, yıldırımın dev akımı, yakıp yıkarak yapıdan yere iner. Evimizde paratoner, iletken kablo, topraklama elekt-rotları varsa yıldırım eve zarar vermeden toprağa ulaşır. SICAKLIK 30 BİN DERECE Yıldırımsavarlar başlıca iki amacı gerçekleştirecek nitelikte olur: 1- Yıldırıma yere inecek direkt bir yol sağlamak 2- Yıldırımın bu yolu izlerken, mal ve cana zarar vermesini önlemek Yıldırımın toprakla birleştiği sıcaklığı 30.000 derecenin üzerindedir. Şimşek oluştuktan sonra duyduğumuz gök gürültüsü, yıldırımla aramızdaki mesafeyi hesaplamamızı sağlar. Her saniye 333 metreyi ifade eder. 3 saniye bir kilometre, 30 saniye ise yıldırımın 10 kilometre uzakta meydana geldiğini gösterir. GÜVENLİK KURALLARI > Telefon (cep telefonu dahil), bilgisayar ya da televizyon kullanmaktan sakınınız ve fırtına süresince boru, elektrik tesisatı gibi madensel malzemeden uzaklaşınız. > Fırtınaya bakmak için açık pencere ya da kapılara yaklaşmayınız. > İpten çamaşırları toplamak için dışarı çıkmayınız. > Banyo yapacaksanız, fırtınanın dinmesini bekleyiniz. Bulaşık yıkamak içinde biraz sabırlı olunuz. > Açık arazide tek ağaçlardan sakınınız. Çünkü olay son derece ilginç gelişir: Altında durduğunuz ağaca doğrudan doğruya yıldırım düşmese bile, yakınlarında yer alan bir çarpma ağaç kökleri sistemini izleyerek geniş bir alanı elektrikler. Tek ağaç altında toplanan birçok sığır ve koyun her yıl bu şekilde telef olmaktadır. > Korumasız barınaklardan uzaklaşınız. Bu tehlikeli küçük yapılar yıldırım riski yüksek mekanlardır. > Bayrak direklerinden, kulelerden ve madeni malzemeden yapılmış çit’lerden uzak durunuz. Bunlar yıldırımı üstüne çeken başlıca yerlerdir. > Su, çok esaslı bir elektrik ileticisidir, bu bakımdan fırtınalı havalarda suda yürüme, yüzme ve sandalla gezme gibi hareketlerden kaçınılmalıdır. Değerli okurlar, Yıldırım çarpması sonucu, ülkemizde de maalesef her yıl çok olmasa da can kayıpları yaşıyoruz. Pek tabii, insana yıldırım çarpma olasılığı azdır. Gene de tedbirli olmakta her zaman sağlığımız açısından fayda bulunmaktadır. Size, neşe ve güzellikler içinde geçireceğiniz bir yaz haftası diliyorum. Sevgiyle kalın... İLETKENLERDEN UZAK DURUN Fırtınalı havalarda ortaya çıkabilecek yıldırımların volt yüksekliği birkaç yüz milyonu bulabilir. Böyle havalarda cep telefonu, televizyon, bilgisayar ve iletkenlerden uzak durulmalıdır... YAĞMURLU HAVADA GÜVENLi YERLER Yıldırımın hiç değişmeyen bir özelliği vardır, o da yere inmede en kolay yol olan yüksek bir objeyi seçmesidir. Böyle bir durumla karşılaştığınızda alacağınız tedbirler hayatınızı kurtaracaktır. > Kapalı bir otomobil, koruyucu bir kabuk sağlar. > Açıkta fırtınaya yakalanma hâlinde bir hendek veya çukura çömeliniz ve fırtınanın dinmesini bekleyiniz. > Ormanda iseniz büyük ağaçlar yerine, küçük bir ağaç seçiniz. YEŞİL PLATFORM Gürültü konusunda herkes hassas olmalı > Hüseyin Süsal/İZMİR Sevgili Ediz Bey, geçen hafta gündeme getirdiğiniz “Gürültü Kirliliği” konulu yazınızı büyük bir ilgiyle okudum. Ben de çevre konusunda hassas bir kişi olduğumdan dolayı birkaç hususa dikkat çekmek istiyorum. Sokaklarda düğün ve konvoylarda klakson, evlerde yüksek sesle müzik, yüksek tonda sohbet, asker uğurlamaları, havai fişek kullanımı, şehirler arası otobüslerde sonradan serbest bırakılan cep telefonlarının yasaklanması ve evlerdeki tadilat işlerinde gürültü ve saat sınırının olmaması gibi hususlarda birbirimize saygılı olmamız lazım diye düşünüyorum. Başkalarının rahatsız olduğu bu gibi durumlarda ikaz ettiğiniz tanıdıklarınız bile olsa kavga durumuna geliyorsunuz. Halbuki medeni ülkelerde bu şikayetlerde muhatap yetkililerdir, dolayısıyla insanlar birbiriyle kötü olmamaktadırlar. Böyle durumlarda toplum olarak birbirimize daha fazla saygı göstermeli ve kurallara uymalıyız. Başkalarının zoruyla değil kendimiz AB standartlarına ulaşmaya hatta daha üst seviyelere gelmeyi niye başaramayalım ki? Pelikanlar 15 yıl sonra Seyfe Gölü’ne döndü Kırşehir’deki Seyfe Gölü, yağış miktarının artması ve su seviyesinin yükselmesiyle birlikte tam 15 yıl aradan sonra pelikanları yeniden ağırlamaya başladı. Türkiye’deki Ramsar sözleşmesi kapsamındaki 13 sulak alandan biri olan Seyfe’nin flamingolar başta olmak üzere 187 civarında kuş türünü barındırdığını ifade eden Seyfe Gölü Ekoloji Koruma, Yaşatma ve Tanıtım Derneği Başkanı Ömer Çetiner, “Kuraklık ve su seviyesinin düşük olması sebebiyle pelikanlar 15 yıldır Seyfe’ye gelmiyordu. Bu yıl, ilk defa pelikanların göle indiğini gördük. Eskiden olduğu gibi yine kuş hareketliliğinin artmasını bekliyoruz” dedi. Baz istasyonları arılara yönlerini şaşırtıyor Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ferhat Genç, toplu arı ölümlerinin insan neslinin geleceğini tehdit ettiğini belirtti. Genç, “2007 yılında ABD’de 600 bin koloni sönmüştür. Bunların yüzde 10’u doğal ölümlerden kaynaklanırken, diğer bölümü çevre kirliliği, radyoaktif kirlenme, baz istasyonlarının oluşturduğu etkiler, tarım ilaçlarının yanlış kullanılması, çevre kirliliği ve küresel ısınmaya dayanmaktadır. Baz istasyonları da arıların yön bulma yeteneğini kaybettirmektedir. Yine ülkemizde özellikle, Adana, Mersin, Hatay’da da ciddi arı ölümleri yaşanmaktadır. Toplu ölümlerdeki bu artışlar sorunun ciddiyetini ortaya koyuyor” dedi. Kelebek kaçakçılığına karşı kitapçık dağıtıldı Doğa Koruma Merkezi, özellikle Artvin ve Erzurum’da yoğun olarak kaçakçılık amacıyla kelebek toplanması üzerine bölge halkını bilinçlendirmek amacıyla 2 bin kitapçık dağıttı. Köylerde, pansiyonlarda ve turistlik tesislerde dağıtılan kitapçıkta kelebek kaçakçılığı yapan toplayıcıların nasıl tanınacağı resimlerle anlatıldı. Kitapçıkta, kelebek ağıyla kelebek yakalayan ve bunları zarfa veya şişelere koyduğu görülen kişiler hakkında kolluk kuvvetlerine bilgi verilmesi istendi.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT