BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > Hatasız dost aramak

Hatasız dost aramak

Senelerden beri, herkes hep sağda solda konuştu...



Senelerden beri, herkes hep sağda solda konuştu... “Valla kardeşim, şu maçta şike yapıldığına adım gibi eminim” Bu dedikoduların sınır tanımaz yayılışı, günümüz Türkiye‘sinde geldi, sonunda bir duvara dayandı nihayet... O duvar da 14 Nisan 2011 tarihinde yürürlüğe giren “Futbolda Şiddeti Önleme Yasası” Ne iyi yaptılar da çıkardılar bu yasayı... Ne iyi yaptılar da, uygulamaya koydular... Ve ne iyi yaptılar da o acı meyvelerini toplamaya başladılar... Yıllardır bizi “dürüstlükle” uyutup, kombine bilet aldıranlar, forma satanlar, tribünde bağırtanlar, maç yüzünden aile ortamımızı bozanlar... Mutlu musunuz; sanki bizler mutlu muyuz? SAYGI VE ALKIŞ HAK EDENE OLMALI Biliyoruz ki; atılan ok, kaçırılan fırsat, söylenen söz ve geçen zaman asla geri gelmez... Türkiye’nin en büyükleri dediğimiz takımların yöneticileri, iddialarda belirtildiği şekilde, eğer bir gün hüküm giyerse, bu işleri yapanları asla affetmeyecektir Türkiye... “Beter olun” diyecektir... “Defolun aramızdan” diye de dışlayacaktır... Statların değil içine, çevresinde gezinmelerine bile izin vermeyecektir... Bizim futbol sevgimize sirke döken, o müthiş aşkımızın arasına giren bu gibilere, nerde görse yüz çevirecektir herkes... Kulüpleri, kirli oyunlarla başarıya götüren, o sahada masumane ter döken futbolcunun emeğine saygı göstermeyen; teknik direktörünün yaptığı işi rezil edenleri, düşman gibi görecektir bu toplum... KAHPE MİYİZ Kİ; VURUN BASINA Çok acıdır... İşi becerenler değil, o becerikli (!) insanları gazetelerine, televizyonlarına “haber” olarak yansıtanlar suçlu şimdi... Yani basın... Birilerinin “kalleş” ilan ettikleri basın... “Yargısız infaz ediyor” diye kodese göndermek istedikleri; kafasına şişe attıkları; elindeki ekmek teknesi kameraları parçaladıkları; bir odaya kıstırıp “Çocuklarınızın öksüz büyümesini istemiyorsanız, susun” diye tehdit ettikleri basın esas suçlu şimdi öyle mi? “Bizim maçımızda oynama” diyenler... “Seni bizim takıma alacağız aslanım, anlarsın ya” diye akıl çelenler... Bırakın parayı; at hediye ederek rakip takımın futbolcusunun hayatını kaydıranlar masum ha... HERKES SUÇLU DEĞİL; BİLİYORUZ Hadi bir kısım kişiler, belki haksızlığa uğradı, belki “kurunun yanında yanan yaş odun” misali karambole geldi... Onların suçsuz oldukları er geç anlaşılacak ve yine bizim saygı duyacağımız insanlar olacaktır sonunda... Ama... Kimse kıvırmasın... Futbol basını, adliye muhabirliği yapanlarla yılın gazeteciliğine imza atmışlardır şu şike olayında... Gece demeden, gündüz demeden haber peşinde koşmuşlar, çalıştıkları müesseselerin yayın organlarına malzeme bulmuşlardır... Dövülme, darp edilme, hatta hayati tehlikeler arasında aslanlar gibi çalışmışlardır onlar... Ama herkese yaranan o gazeteciler, nedense yöneticileri sorguda, hapiste olan, gözaltında tutulan takımların taraftarına, yaranamamıştır sadece... Çünkü o taraftar hâlâ daha “en büyük başkan, en büyük yönetici, bizimki “ diye haykırıyor her yerde... Ve “onlara kalkan eller kırılacaktır” diye, hedef aldıkları makamları bile, bilmeden bağırmaktadır... VARSA KİRLİLİK, TEMİZLEMEK ŞART Çarşı‘nın, eğer bir suç varsa ortada ona karşı olduğu kadar dik duramamıştır bazıları... Keşke herkes böyle düşünebilseydi... Keşke, bir gün başka, bir gün başka konuşan Futbol Federasyonu Başkanı da, topluma iyi mesajlar verebilseydi... Keşke “Şahıslar başka, takımlar başka” diye kendi kendine kanun üretmeseydi o federasyon... İşi sulandırmak için elimize kimse su dökemez bizim... Ama bazıları adımlarına, ağızlarına dikkat etmelidir... Türk futbolunun üzerine “tuz ruhu” dökenleri; elma ile armut gibi ayırmalıdır bu toplum... Yoksa şike, teşvik varmış, hepsi hikâyede kalır... Savcıların emeklerine de saygıyı öğrenelim biraz da... Onlar, yoldan geçen insanları değil, haklarında muhtemel suç unsuru bulunanları, Türk futbolundan ayıklamaya çalışıyor... Onlar, geleceğe temiz bir futbol bırakmaya, bizden daha fazla gayret ediyor... Niye gocunuyoruz, niye üzülüyoruz ki? Bu kritik süreçte, Mevlana‘nın şu satırlarındaki mesajlara bir dikkat kesilebilsek keşke... Yüzde ısrar etme “Doksan da olur” İnsan dediğinde “Noksan da olur” Bir ben varım deme “Yoksan da olur” Hatasız dost arayan “Dosttan da olur”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT