BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Yuvarlak masada kimler var

Yuvarlak masada kimler var

Terör örgütünün dağdaki liderlerinden biri, “Öcalan kandırılıyor. Barış konseyi oyalamaca.. Ucu açık” demiş. Bu sözü gazetelerimizde haber oluyor.



Terör örgütünün dağdaki liderlerinden biri, “Öcalan kandırılıyor. Barış konseyi oyalamaca.. Ucu açık” demiş. Bu sözü gazetelerimizde haber oluyor. ... Neticede bu insanların biz “sözde” demeyi severiz, öyle diyelim.. Sözde bir karargahları var. Gazeteci kabul edip görüşüyorlar. Açıklamalar yapıyorlar. Devlet de bunların nerede olduğunu biliyor. Sıradan Türklerin, yani bizlerin zihnine takılıyor. Neden gidip bunları bulundukları yerden alıp getirmiyoruz. Getirip burada konuşalım ne konuşacaksak. Ormanda terörist aramaya ne gerek var? ... Öcalan da 14 sene Suriye’de ikamet etti. Sonra bir dizi hatıra, bir dizi şehir efsanesi yayıldı. Bir rivayete göre bizim ataşe ile kapı komşusu olmuş. Öbür rivayete göre bizim bir ekip gitmiş, alıp gelecekmiş.. Veya imha edecekmiş.. Her şey tamamken “dönün” emri gelmiş. Bir başka rivayete göre, orada iken bile bizimkilerle resmî temaslarda bulunmuş vs.. Bu işlerin bir de böyle girdili çıktılı çok bilinmeyenli, çetrefil tarafı var. Teröristler geldi, filan yeri bastı biz de gittik onların inini (bu tabir de çok sevilir bizde) bombaladıktan ibaret değil. Doksanlı yılların sonunu hatırlayalım. Öcalan Suriye’de 14 sene kaldı. Hiçbir işlem yok. 14. senenin sonunda bizim Kara Kuvvetleri Komutanımız sınıra gitti, “sabrımızı taşırmasınlar” dedi. Bu demeçten sonra Öcalan sınır dışı edildi.. Birkaç ülke dolaştıktan sonra Kenya’da bize teslim edildi. İlk açıklama yakalandığına dairdi. Teslim edildiği fısıltıydı. Sonra kabul edildi. Hatta dönemin Başbakanı “bize niye teslim ettiler anlayamadım” dedi. Ben de o tarihte sordum: Bu iş sabrımızı taşırmasınlar demekle çözülecek kadar kolay bir iş idiyse... Niye böyle demek için 14 sene bekledik. Sıradan insanlar bugün aynı şeyi düşünüyor. Diğerlerinin de karargahı belli, yeri belli, konuşmaları kayıt altında, demeçleri ortada.. Neden gidip onları getirmeyi düşünmüyoruz? Getirip bu işin müzakeresini burada yapalım. Hakim bir güç için müzakere tabiri zül değildir. Böyle bir icraat ya da operasyon için kiminle iş birliğine muhtacız? Amerika mı, İngiltere mi, Irak mı? Ya da elimizin altındakini sahaya gönderelim o gitsin dağınıklığı derlesin, toparlasın.. Hatta uzaktan koruma altına alalım. ... Aklımca eveleye geveleye şöyle bir şey demek istiyorum: Geriye doğru bakınca işin çözümünün terörist kovalamaktan ziyade tarafları çok olan bir müzakere masasında olduğu anlaşılıyor. Taraflar deyince devletleri kastediyorum. Bizi müzakereden alıkoyan ne? > İşin çözümünün terörist kovalamaktan ziyade tarafları çok olan bir müzakere masasında olduğu anlaşılıyor.
Reklamı Geç
KAPAT