BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Kalkınmada mali kaynağın önemi

Kalkınmada mali kaynağın önemi

Sekizinci 5 yıllık plânın hazırlıklarının ilerlediği şu sıralarda ülkemizin yakın tarihine, bilhassa Cumhuriyetin ilk yıllarına baktığımız zaman iktisadi bakımdan görülen manzaranın hiç de iç açıcı olmadığını görürüz.



Sekizinci 5 yıllık plânın hazırlıklarının ilerlediği şu sıralarda ülkemizin yakın tarihine, bilhassa Cumhuriyetin ilk yıllarına baktığımız zaman iktisadi bakımdan görülen manzaranın hiç de iç açıcı olmadığını görürüz. Atatürk bu durumdan kurtulmak için bilinen sosyal ve iktisadi hamleleri başlatmış ve zaman zaman inanılmaz denilecek gelişmelerin oluşmasını sağlamıştır. Ancak yapılması gerekenler o kadar çoktu ki meydana gelen ekonomik eserler ülkemizin geniş sathında adeta kayboluyor ve iktisadi zaaf tablosu daima kendisini belli ettiriyordu. Atamızın ölümünden sonra onun en yakın arkadaşı İnönü ekonomik alandaki savaşı sürdürdü ve 1950’de başlayan yeni demokratik hayatın şartlarında da, bu devam etti. Şimdi ise ülkemizde iktisadi mücadelenin hızlanan gelişmelerinin olumlu fiziki sonuçlarını her gün daha çok görür oluyoruz. Bütün bunlar cereyan ederken şüphesiz bir çok istenmeyen durumlar ortaya çıkıyor, bazı kesimlerin hayat düzeyleri yükselirken diğer bölümde günün şartlarına göre nisbi bir gerileme görülüyor. Sonuç olarak; mutluluğu artan, yerinde sayan ve azalan kesimlerle dolu fakat fiziki ölçüleri gelişmekte olan bir Türkiye tablosu dünyada artık gözle görülür bir şekilde kendini belli ediyor. Bu olumlu sonuca erişebilme yolunda, önümüze çıkan en büyük zorluk, kanaatimizce kaynak üretme ve bulmadaki yetersizliğimiz, belki de bunun önemini yeterli derecede takdir edemememizdir. Büyük Atanın ölümüne kadarki dönemde kaynaklarımızla sınırlı bir ekonomik gayret mevcutken sonraları bunların yeterli olup olmayacağı düşünülmeden mali gücümüz üstünde yatırım kararları verilmiş bu sebeple bunların gerçekleşme zamanlarının uzaması dolayısıyla maliyetler yükselmiş yahut projeler istenilen şekliyle uygulamaya dönüşememiştir. Bunlara en çarpıcı misal olarak; zamanın Başbakan yardımcısının 1976-1977 yıllarında koalisyon dengesinden faydalanmak sureti ile diğer kanatlara zorla kabul ettirip, yürütmeye çalıştığı ağır sanayi hamlesi gösterilebilir. Şüphesiz bunlar fukaralıktan kurtulma arzusundan doğan ama hem para hem de insan gücü kaynağı düşünülmediği için meydana gelen olumsuz örneklerdir. Ağır sanayi hamlesinin bir benzeri de daha önce 1944 yılında başlatılmak istenmişti. Bu “memleketimizde kurulması düşünülen makine, madeni eşya ve malzeme sanayii plânı hakkındaki rapor”la birlikte ortaya çıkmıştır. Bu raporun önsözünde “Ekonomi Bakanlığının 6.11.1944 yazısı üzerine memleketimizde kurulması düşünülen makina sanayii plânı mevzuunda çalışmak üzere devlet daire ve teşekküllerinin temsilcilerinden biraraya gelen heyetimiz 08.11.1944 tarihinde Ekonomi Bakanlığında toplanmıştır” denilmektedir. Kanaatimizce “Ulusal Kaynak yetersizliği” konusu hâlâ ekonomik hayatımızın en büyük meselesi olarak mevcudiyetini korumakta ve içinde yaşadığımız enflasyonun gerçek sebebini oluşturmak niteliğini de korumaktadır. Yatırımlar bakımından özkaynaklarımızla dış krediler arasında denge kuramazsak, iç kaynaklarımızı zorlamazsak, hülâsa bugünkü ekonomik anlayışta değişiklik yapmazsak, gelecekte çok daha büyük olumsuz durumlarla karşılaşmamızın kaçınılmaz olmasından korkmaktayız.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95467
    % 1.47
  • 4.7562
    % -0.77
  • 5.5794
    % -0.59
  • 6.2578
    % -0.5
  • 188.328
    % -0.84
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT