BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kuğunun son ötüşü

Kuğunun son ötüşü

Bir milletin hayatında sadece Çanakkale 1915’i olsa, o onu asil kılmaya yeter de artar bile. O destana kuğunun son ötüşü adını vermişlerdir.



Bir milletin hayatında sadece Çanakkale 1915’i olsa, o onu asil kılmaya yeter de artar bile. O destana kuğunun son ötüşü adını vermişlerdir. Kuğunun en güzel ötüşü sonuncusudur. Kuğu asil bir fizike sahiptir. Benzetme yerinde ise Osmanlı da böyle veda etmiştir dünyaya, tarihe çekilirken... O ne muhteşem öyküdür ki, sanki Süleyman Şah’ın Rumeli’ye geçişinden itibaren 1915 için taşları özel döşenmiştir. Osmanlı tarihi kuruluşundan beri 1915’e hazırlanıyor gibidir. Fatih’in Çimenlik kalesini yaptırmasını düşününüz. Sultan Hamid de dahil olmak üzere her padişahın Çanakkale için bir tuğla misali orada tabya yaptırması... Ve o gün... Denizde/karada Türk’ü dünyaya gösteren gün. Yine ne ilginçtir ki; zafer sadece Türklere mal olsun diye müttefikimiz Almanlar ikinci planda, geride, hatta gaflet/ihanettedir. Yine ne çarpıcı bir bağlantıdır ki, Osmanlı ile Cumhuriyetin nöbet değişimi orada olur. Çanakkale’de öne çıkanlar, Milli Mücadele’nin öncüleri olacaklardır. Mustafa Kemal’in zuhuru da oradadır. Cumhuriyet’in milli marşını ise yine Çanakkale şairi yazacaktır. O ruhu anlamak lazımdır. Tarih diye bir yıl boyunca okullarda Çanakkale Geçilmez anlatılsa yetmez. Bu millet acaba Çanakkale’ye layık mıdır, doğrusu bilmiyorum. Ecdattan da utanıyorum. Böyle bir zaferi ilahi senaryosunda bir onur ihsanı olarak Türk milletine ikram eden Allah’ıma şükrediyorum. Ödeyemeyeceğimiz bir yüktür bu. Bu bağlamda arzediyorum. Ergun Göze ağabey dostumuz çalışmış, didinmiş Çanakkale ile ilgili kitap, belge, gravür, resim, bütün envanteri harika bir şaheserde buluşturmuş. Adı da “Kuğunun Son Ötüşü.” Boğaziçi Yayınlarından çıktı. Her Türk çocuğunun evinde bulunması gereken bir temel kaynak. Zaten bizim Özcan Ünlü dostumuz da o güzel Kültür-sanat köşesinde daha önce belirtmişti. Bu arada madem Özcan’dan bahsettik. Onun da “Birey Yayıncılık”tan çıkan “Aşk bu kadar yakışmamıştı bana” adlı şiir kitabından söz edeyim. Özcan tevazu gösterir, kendi köşesinde kendini yazmaz. “Mutlaka bir aşk var herkesin hayatında...” diye başlıyor Sevgili Ünlü... Gerisini siz okuyun. Satırlar yüreğe işliyor vallahi. Düşünüyorum da bende de ne aşk varmış şu memlekete. Hem kızıyorum, çekip gideyim diyorum. Unutayım onu. Sileyim sinemden. Şu çirkefler için mi seviyoruz seni diye söyleniyorum. Ama, olmuyor. Bu ne biçim aşksa. Tutkuysa. Esrar gibi. Seviyorum onu, benden içeri. Alışkanlık değil billahi. Onunla doğmuşum sanki. Yakışıyor galiba bana!... Ah, şu Çanakkaleler olmasaydı!...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT