BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Dünkü NATO bugünkü NATO

Dünkü NATO bugünkü NATO

Türk Anlantik Konseyi’nin, 9-12 Mart tarihlerinde, Antalya’da düzenlediği, 10. Uluslararası Antalya Güvenlik ve İşbirliği Konferansına, Başkan Sayın Ü.Haluk Bayülken’in nazik daveti üzerine ben de katıldım.



Türk Anlantik Konseyi’nin, 9-12 Mart tarihlerinde, Antalya’da düzenlediği, 10. Uluslararası Antalya Güvenlik ve İşbirliği Konferansına, Başkan Sayın Ü.Haluk Bayülken’in nazik daveti üzerine ben de katıldım. Konferans, müstesna bir organizasyonla çok geniş kapsamlı olarak tertiplenmişti. Sayın Cumhurbaşkanının himayelerindeki bu toplantıya, 7. Cumhurbaşkanı Sayın Kenan Evren’le birlikte, Sayın TBMM Başkanı, Bakanlar, Milletvekilleri, NATO üyesi ülkeler parlamanterleri, NATO Genel serketeri Lord Robertson, akademisyenler ve basın mensupları katıldı. Toplantıda, esas itibariyle, değişen şartlarda, NATO’nun dünü ve bugünü konuşuldu. İkinci Dünya Harbi sonrası, tehlikeli bir biçimde ortaya çıkan Sovyet yayılmacılığının önünü kesmek ve Batılı değerlere inanan ülke ve toplumların güvenliğini sağlamak amacıyla kurulan NATO’nun, rakip cenahtaki değişikliklere uyumlu olarak, zaman içinde, savunma stratejisinde gereken uyarlamaları peyderpey geliştirmek suretiyle, hem, bir yandan, caydırıcılığını koruduğunun ve hem de, öte yandan, bir çok alanda, uluslararası işbirliğinin yolunu açarak, karşılıklı güven ortamının teessüsüne yardım ettiğinin vurgulandığı toplantında, benim de dahil olduğum konuşmacılar, sözü günümüze getirerek, Kosova müdahalesiyle, NATO’nun kendisini, Antlaşmada yazılı olanın ötesinde, yeni misyonlarla görevli addetmeye başladığını ve böylece, uluslararası ilişkilerde, Birleşmiş Milletlerin yanında, farklı parametreleri kabul ettirme yoluna girdiğini anlattılar. NATO’yu savunanlar, buna gerekçe olarak, Sovyetlerin dağılmasından sonra ortaya çıkan boşluk ortamı içinde, özellikle Balkanlarda, genel barış ve istikrarı tehdit edecek nitelikte ve daha çok etnik bazda ve insani planda, gerginliklerin yaşanmakta olduğunu, uluslararası hukukun geçerli normları ve Birleşmiş Milletler düzeni içinde, sürat ve etkinlikle önü alınamayan gelişmeler karşısında, NATO’nun, bir bakıma durumdan görev çıkarmak zorunda kaldığını ileri sürdüler. Kosova’ya müdahale, bu anlayış içinde gerçekleştirildi ve böylece, NATO, görev sahasını belirleyen, Antlaşmanın 5’inci maddesini, daha geniş yorumlamaya başlamış oldu. İlginçtir, NATO, böylece, yeni ve genişletilmiş misyonlara yönelirken, diğer taraftan, NATO içinde, yepyeni bir hareket başlamış bulunuyor. Bu da, Avrupa Birliği bünyesinde geliştirilmek istenen ve güvenlikte Avrupa’yı esas alan, ‘Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği’ olarak adlandırılan (ESDI ) hareketidir. Batı Avrupa Birliği’ni (WEU) de içine katmayı planlayan bu yeni girişimde, sadece NATO’nun, aynı zamanda, Avrupa Birliği üyesi olan mensupları yer alacak. Fakat, bu hareket, (ESDI) olarak, Avrupa’da, güvenlikle ilgili bir çatışmaya müdahale edeceğinde, kendi imkanları müsait olmadığı için, NATO’nun imkan ve kabiliyetlerini kullanacak. Yani, hadiseyi Türkiyemizin durumu açısından irdelersek, Türkiye, elli sene İttifaka sadakat ve fedakârlıkla hizmet etmiş olmasına rağmen, yeni Avrupa savunma sistemi içinde olmayacak, ancak, NATO üyesi olarak, yeni düzenlemeye destek verecek. Bu noktadaki garabet, bu kadar açık olmakla beraber, Avrupalılar hâlâ, Türkiye’yi sözde teselli etmek için, arada, münasip bir formül bulunacağından bahsediyorlar. Bu formülün de, olsa olsa, istişare olabileceği anlaşılıyor. Dışişlerimizin savunması ilginç doğrusu. Ne yapalım, bu gidişe engel olacak halimiz yok, ta ki, Avrupa Birliğine üye olalım. Bunun kabul edilecek yanı olmamakla birlikte, esas anlaşılmayan yaklaşım şudur: Arnavukluk dahil, hemen bütün Balkan ülkeleri NATO’ya girmek istiyorlar ve biz de, bunları destekliyoruz. Ne karşılığında bu desteği hemencecik ikram ediyoruz bu, bilinmiyor. Ancak daha önemli olarak, Balkan ülkeleri de NATO’ya girerse ve bu arada Türkiye de hâlâ Avrupa Birliği kapısında beklerse, Türkiye, iyice marjinalleşmiş olmayacak mı? Daha şimdilerden, başta Bulgaristan, bölgede, Türkiye’nin yerini kapmaya çalışmıyor mu? İşte, bu ülkelerle, kol kola dostluk şarkıları söylemek başka, ülkenin uzun vadeli çıkarları başka.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 91630
    % 2.1
  • 4.7866
    % -1.01
  • 5.5944
    % -1.16
  • 6.3074
    % -1.67
  • 189.176
    % -2.18
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT