BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Bindik bir alâmete

Bindik bir alâmete

1453 İstanbul Kültür Sanat Dergisi’nin yeni sayısında, 1823-24 yıllarında Habeşistan’da yakalanan ve Kavalalı Mehmed Ali Paşa tarafından dönemin padişahı Sultan II. Mahmud’a hediye edilen zürafa hikâyesi yayınlandı.



1453 DERGİSİ YAYINLADI 1453 İstanbul Kültür Sanat Dergisi’nin yeni sayısında, 1823-24 yıllarında Habeşistan’da yakalanan ve Kavalalı Mehmed Ali Paşa tarafından dönemin padişahı Sultan II. Mahmud’a hediye edilen zürafa hikâyesi yayınlandı. YUSUF ÇAĞLAR ANLATTI İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. tarafından üç ayda bir yayınlanan dergi için Araştırmacı yazar Yusuf Çağlar’ın kaleme aldığı hikâyede, “Bindik bir alâmete, gidiyoruz kıyamete” sözünün menşeine de yer veriliyor. 1453 İstanbul Kültür Sanat Dergisi, 1823-24 yıllarında Habeşistan’da yakalanan ve Kavalalı Mehmed Ali Paşa tarafından dönemin padişahı II. Mahmud’a hediye olarak gönderilen zürafanın ilginç ve bir o kadar da eğlenceli hikayesini “Mısır Vilayeti’nden Dersaadet’e Bir Zürafa Hikayesi” başlıklı makaleyle sayfalarına taşıdı. Dergi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. tarafından üç ayda bir yayımlanıyor. Araştırmacı yazar Yusuf Çağlar’ın dergi için kaleme aldığı makale, saray eşrafı ile beraber neredeyse tüm İstanbul’u günlerce meşgul eden ve eğlendiren ilginç olayla ilgili dikkat çekici anekdotlar içeriyor. ABDİ BEY’İN SÖZÜ Yazıda dikkat çekici detaylardan birisi de sarayın eğlence kaynağı olan ve “Küpeli Çavuş” diye de anılan fasıl takımı çavuşlarından Abdi Bey’in başına gelenler... Yusuf Çağlar, Abdi Çavuş’un şakacı kişiliğiyle II. Mahmud tarafından çok sevildiğini ve padişah tarafından öldürüldüğüne dair bilgilerin gerçek olmadığı özellikle vurgulanı yor. Zürafa, padişahın 27 Kasım günü buyurduğu fermanla görücüye çıkar. Hayvanın ağaçların yapraklarını yiyişi hayranlıkla izlenirken, Habeş Ahmet Ağa hazırladığı senaryoyu başlatmak üzere bağırır: “Zürafa müteyemmen ve mübarek bir hayvan olup onu eliyle tutarak bir kere gezdiren müslüman yeryüzünde hiçbir zarar ve ziyan görmez” sonra da, hayvandan çok korkan Abdi Bey’e doğru bakarak şunları söyler: “Haydi, müslüman olan gelsin, zürafayı şöyle bir gezdirelim. Kim bu hayvanı gezdirirse cennete gidecektir.” Padişahın “memuldür” sözü üzerine kendini eller üstünde bulan Abdi Bey, zürafanın üstüne oturtulur. Bu sırada Abdi Bey’in padişaha seslenişi duyulur: “Ahret hakkını helal eyle efendimiz. İlk menzilimiz ecel beşiğidir. İşte bindim gidiyorum. Elveda.” Muhtemelen, “Bindim bir alamete, gidiyorum kıyamete” sözü zürafa sırtındaki Abdi Bey tarafından söylenmiştir. İSTANBULLULAR İSKELEDE KARŞILAR 1823-24 yıllarında, Habeşistan’da yakalanan bir zürafa, Mısır’dan deniz yoluyla İstanbul’a gönderilir. Meraklılar, İstanbul’da bir benzeri bulunmayan bu hayvanı görmek için can atmaktadırlar. Zürafayı iskelede kalabalık bir topluluk karşılar.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT