BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nüfusumuz kuru kalabalık değil

Nüfusumuz kuru kalabalık değil

Teknoloji şirketi Verifone’un 19 ülkeden sorumlu müdürü Soner Caşur, turizme, teknolojiye, sanayiye yönelik kaliteli yatırımlara ihtiyaç olduğunu söyledi. Gelecek için de umutlu konuşan Caşur, “Dinamik, potansiyeli olan üretken bir ülkeyiz. Nüfusumuz da kuru kalabalık değil” diyor.



PAZARKAHVESİ Betül ALTINBAŞAK betul.altinbasak@tg.com.tr > Soner Caşur, Betül Altınbaşak’a konuştu. Soner Caşur, Türkiye’de turizme, teknolojiye, sanayiye yönelik kaliteli yatırımlara ihtiyaç duyulduğunu söylüyor. SUNUŞ Teknolojinin önemli nimetlerinden birisi de alışverişlerimizi pratik hale getiren kredi kartları. Para taşımak, alışverişi ertelemek, maaş gününü beklemek artık yok. Bununla birlikte dünyada çok yaygın olan bu hizmet ağını etkin kılan sistemlerin güvenliğini sağlamak da teknolojik yenilikleri muhakkak ki beraberinde getiriyor. Bu konuda, yani güvenli elektronik ödeme sistemleri ve POS cihazlarında dünyanın en önemli ismi Amerika orijinli ‘Verifone’. Verifone toplam 19 ülkeyi Güneydoğu Avrupa Bölgesi kapsamında birleştirerek yönetim sorumluluğunu Türkiye’ye verdi. Kurumun Güneydoğu Avrupa Başkanlığını da; çok genç yaşlarda, büyük başarılara imza atmış ve 28 yaşında Türkiye’nin en genç Genel Müdürü unvanını almış olan Soner Caşur yürütüyor. Caşur, bugün 40 yaşında. Kendisiyle başarıya giden yolu, hayata bakışını, sektörü, ülkemizin içinde bulunduğu durumu konuştuk. Soner Caşur ile ‘Kudeta’ adını verdiği Uzak Doğu yemekleri yapılan restoranında konuştuk. GENÇ YAŞTA BÜYÜK BAŞARI Soner Caşur, 28 yaşında Türkiye’nin en genç genel müdürü unvanını aldı. En tepedeyken işi bıraktı ve bir restoran açtı. Bu sektörde İstanbul’un en iyileri arasına girdi ama mutlu olamadı. Verifone ile aktif iş hayatına geri döndü. ÇOK İYİ DURUMDAYIZ Bugün Verifone’un 19 ülkeden sorumlu müdürü olan Caşur, “Bana göre hem bugünkü konumu hem de geleceği itibarıyla çok iyi durumdayız. Dinamik, potansiyeli olan üretken bir ülkeyiz. Nüfusumuz kuru kalabalık değil” diyor. Verifone neden yönetim sorumluluğunu Türkiye’ye ve size verdi? Güvenlik sistemleri konusundaki iş bilgimizin, birikimlerimizin birçok ülkeden ileri olması ve bunların ihraç edilmesi, ürün geliştirme ve finansal alandaki başarılarımızın bu seçimde önemli yeri olmuştur. Benim tercih edilmemde de deneyimlerimin etkisi olsa gerek. Ülkemiz ödeme sistemlerinde oldukça başarılı. Türkiye şu anda Avrupa’daki en büyük POS parkına sahip. Kredi kartı kullanım oranında Avrupa’da üçüncü sıradayız. Dolayısıyla bankalar açısından da çok rekabetçi bir pazarız. Bu rekabet de pazarı her zaman dinamik tutuyor. Dünyada ödeme sistemleri konusunda çıkan ilk değişiklikler önce Türkiye’de konuşulur. Böyle bir ortamda da çok şey öğreniyorsunuz. Dikkat edin, Türkiye’de yatırım yapan yabancı banka yatırımcıları kredi kartı departmanlarına hiç dokunmazlar. Hatta oradaki bilgiyi alıp yurt dışına çıkarırlar. AYNI GÜN ÜÇ ÜLKEYE GİTTİM Verifone daha çok güvenli ödeme çözümleri mi sunar? Şirketin ana iş kolu POS cihazları ve yazılım üretmektir. Ayrıca, Verifone Türkiye, Bank Asya ile Avrupa’nın ilk “pay pass” (öde-geç) onaylı projesi olan temassız kart uygulamasını da hayata geçirdi. Geliştirilen ‘validatör’ isimli cihaz başta belediye otobüsleri olmak üzere tüm toplu taşıma araçlarında kullanılabiliyor. Önce Kahramanmaraş’ta belediye otobüslerinde uygulanmaya başlanan bu sistem kısa sürede Verifone’un uluslararası alanda pazarladığı bir ürün haline geldi. Kariyerinize bakıldığında çok hızlı bir ilerleme var. Capital dergisinin Johnnie Walker ile birlikte düzenlediği 40 yaş ve altındaki genel müdürlerin yarıştığı “Başarıya Yürüyenler Yarışması”nda ilk üçteydiniz, sizi başarılı kılan nedir? Doğru; ben de çok genç yöneticilere bir örneğim; ama acaba genç yaşta yönetici olmak doğru mu? Örneğin, yurt dışında satış müdürleri kelli felli, belli bir yaş olgunluğuna gelmiş kişilerdir. Bize bakıldığında da gencecik arkadaşlardır. Bana gelince, ben iş hayatında şansa, kısmete çok inanırım. Verifone’dan önce Teknoloji Holding’deydim ve patronlarımın güveni sayesinde çok hızlı ilerledim. Yeni mezun bir genç ne yapar? İş arar. Bu başvuruların her biri sizi çok farklı yerlere götürebilir. İşe nerede başladığınız, kimlerle başladığınız çok önemli. Öğrenciyken aynı evi paylaştığım arkadaşım Delta AŞ’de çalışıyordu. Daha sonra İngiltere’ye gitmeye karar verdi ve yerine giderken de beni tavsiye etmiş. Delta AŞ de o sıralar POS terminaline yatırım yapmaya karar veriyor. Delta’ya teknik destek diye girdim. 4 ay sonra müşteri ilişkilerim çok iyi olduğu için beni satış desteğe aldılar. Kayığa girdikten sonra siz gayretinizi, becerinizi ekliyorsunuz ve kayığı iyi yerlere götürüyorsunuz. Sorumluluğu, yetkiyi başarı ile götürürseniz de devamı geliyor. Arkamda tam desteği veren patronlarımın olması da başka bir şanstı. Delta’da iş geliştirme müdürü oldum. Exim AŞ’de genel müdürlük yaptıktan sonra Teknoloji Holding çatışı altında Planet A.Ş’nin genel müdürlüğü görevinde bulundum. Teknoloji Holding Finansal Hizmetler grup başkanı olarak atandım. Mısır’da, İran’da, Ukrayna’da ofisler açtık. Şirketlerin birleşmesi ile finansal hizmetler grup başkanlığına gelmem gibi süreçleri çok genç yaşta yaşadım. Aynı gün birkaç ülke değiştirdiğim, sabahına ofisteki koltuğumda birkaç saat uyuyup, ülke toplantılarımı yaptığım günlerim oldu. Ve bir gün baktım ki çok yorulmuşum. Ani bir kararla istifa ettim. Sonrasında yaptığımın yanlış olduğunu da fark ettim. Genç yaşta kariyerinizde ciddi bir ivme kazanmışken istifa etmeye sizi iten kuvvet neydi? Aşırı yorulmuştum. Seyahatlerim sırasında Uzak Doğu’ya çok sık gidiyordum ve en çok etkilendiğim yer de Bali idi. Orada yaşayan halkın sakinliği, hayata bakışı beni çok etkilemişti. Kültürlerine hayran kaldım ve ani bir kararla restoran açıp hayatımı bundan sonra bu şekilde sürdürmek istedim. Zekeriyaköy’de Kudeta isimli butik bir restoran açtım. RESTORAN EMEKLİLİK İŞİM Profesyonellerin bu tip girişimlerini okuyoruz. Siz neden kararınızı yanlış diye değerlendirdiniz? Ama sanırım onlar genelde başarı hikâyeleri olanlar. Maalesef oran olarak profesyonel hayattan, bu tip yatırımcı hayata geçen girişimcilerin çok büyük bir kısmı da başarısız oluyor. Denenen girişimler profesyonel hayattaki başarıyı her zaman getirmiyor. O yüzden profesyonel hayattan ayrılma kararım bence çok yanlış bir karardı. Büyük kararlar kısa sürede alınmamalı. Aslına bakarsanız benim restoranım tuttu ve 3 kez İstanbullun en iyi 10 listesine girdi. Ama bir yıl sonra baktım ki bu karar benim için doğru değildi. Hareketli, başarı odaklı bir hayata alışmıştım ve tekrar Verifone ile en iyi bildiğim işe sektöre dönüş yaptım. Restoran işinde başarılı olamasaydım ve Verifone’dan bu teklifi almasaydım belki mutsuz olacaktım. Restaurant devam ediyor, işletme müdürümü ortağım yaparak, işleri ona devrettim ve yatırımcı konumuna geçtim. Orası artık emeklilik işim olabilir. AVM açmak emlak projesi geliştirmek yatırım değil! 19 ülkenin ticari başkanı olarak dış pazarlardan ülkemize baktığınızda içinde bulunduğumuz durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Biz Türkiye’den ülkemize baktığımızda akvaryumun içindeki balıklar gibiyiz. Buradan ülkeye bakmakla dışarıdan bakmak arasında çok büyük fark var. Ülkem adına çok iyimserim. Bana göre hem bugünkü konumu hem de geleceği itibarıyla çok iyi durumdayız. Dinamik, potansiyeli olan üretken bir ülkeyiz. Bu dışarıda iş yaptığımız insanların da ortak görüşü. Ülkenin nüfusu kuru kalabalık değil. Bir kültürü var. Genç ve çalışkan bir nüfusa sahip olduğumuzu sadece biraz daha disiplinli, sistemli çalışmaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Gazetelerde Avrupa yaşlanıyor deniyor ya, iş yaptığınızda bunu daha iyi anlıyorsunuz. Avrupalıda gerçekten o dinamizmi göremiyorsunuz. Diğer taraftan doğru yatırımlara ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Ülkemizin finans gücü yüksek. Ama yabancı yatırımcı doğru seçilmeli. 100 tane AVM yapmak, 50 yeni emlak projesi geliştirmek bana göre yatırım değildir. Bunun yerine turizme, teknolojiye, sanayiye yönelik kaliteli yatırımlara ihtiyaç vardır. İstikrarlı, güvenli bir ortamdayız. Global dünyada hepimiz aynı havuzun içindeki gemileriz. Birisinin sallanması, su alması diğerlerini de elbette ki etkiler ama bizim etkilenmemiz havuzdaki diğer gemilerden daha az olacaktır. En iyi eğitim toplumla yaşamayı öğretmektir Bir iş adamı olarak eğitim sistemimize bakışınız nasıl? Bugün en çok eleştirdiğim şey eğitim sistemi ve yarış atı haline gelmiş çocuklar. Bir memur ailesinin dört erkek çocuğundan birisi olarak yetiştim. İlkokuldan sonra abilerimin tavsiyesi üzerine Ankara Yükseliş Kolejini kazandım. ‘Doğru tercih mi’ biliyorduk o zamanlar biz. Annem sokakta oynarken tuttu Ankara’ya kayıda götürdü. Astsubay olan ağabeyimin arkadaşlarıyla oturduğu eve yerleştirdi. Okula nasıl gideceğimi, kaç numara otobüse bineceğimi gösterdi. Sivas’a döndü. Şimdi eşim, çocuklarımızı karşı köşedeki dükkâna göndermiyor. Ailemin maddi şartları el vermediği için iki yıl sonra tekrar Sivas’a döndüm. Sivas Lisesi’nden Yıldız Teknik Üniv. Elektronik ve Haberleşme bölümünü kazandım. İki oğlum var. Birisi 6. diğeri 3. sınıfta. İkisi de devlet okulunda okuyor. Yarış atı gibi koştursunlar istemiyorum. Kavanoz içerisinde yetişsinler istemiyorum. Bu toplumda kim varsa onlarla beraber okusunlar. Mühendis, polis, iş adamı, memur çocuğu da var sınıfında. Maddi durumları kendilerinden daha iyi ve daha kötü olanlarla birlikte yaşamayı bilsinler. Bence çocuğa verilecek en iyi eğitimlerden birisi de budur. Kapasitesi olan çocuk sınavları da başarır, iş hayatında da sivrilir. Önemli olan eğitimdir, çocuk isterse öğretim arkasından gelir. Özgüveni olan, sevmesini bilen, mutlu, çocuklar olsunlar. Gençlere ne dersiniz? Çalışacaklar, isteyecekler, bir alanda uzmanlaşacaklar, farklılaşacaklar. Yaptığı işi iyi yapacaklar, ne yaptığını da bilecekler.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT