BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bayramlık!

Bayramlık!

Önce herkesin ama herkesin “mübarek” Kurban Bayramı’nı kutlarım! Kucak ve gönül dolusu sevgiler sunar, mutluluk ve sağlık dolu nice bayramlar dilerim!



Önce herkesin ama herkesin “mübarek” Kurban Bayramı’nı kutlarım! Kucak ve gönül dolusu sevgiler sunar, mutluluk ve sağlık dolu nice bayramlar dilerim! “Bu konuyu”, bugüne yani “bayrama bırakmamın” özel sebebi var! Çok meslekdaşım gibi “daha önce” yazabilirdim! Ama bekledim! “İnsanlar arasındaki ilişkilerde, sevginin, saygının, dostluğun ön plana çıktığı”, küskünlerin barıştığı, gönüllere “en yüce hislerin dolduğu” bayram günlerini bekledim! İnanıyorum ki, “böyle günlerde verilen mesajlar”, daha bir sıcak, daha bir etkili, daha bir “hedefe varan” nitelikte olacaktır! Sanırım anladınız! Sahalarda ve salonlarda “giderek artan” küfürden, kavgadan söz ediyorum! Kardeşi kardeşe düşüren, hatta “onların birbirlerine kesici silahlarla hücum etmeleri ile sonuçlanan”, kanın aktığı kavgadan! Spor gibi “tertemiz” bir olaya, hemen her hafta, hemen her kentte, her kasabada, hemen her sahada ve salonda düşen “küfür - kavga - kan lekesi” bilmem ki nasıl temizlenecek? Yazıyoruz olmuyor, çiziyoruz olmuyor! Gerçi “işin bu noktalara gelmesinde”, özellikle “fanatikten de öteye geçip adeta spor sahalarının teröristleri haline gelen” çılgınları “tahrik eden bazı yayınları” bizler yaptığımız için “sorumluluğun”, hatta diyeceğim o ki “suçun”, büyük bir bölümü de bizde, yani medyada ama; “olayları seyreden” yetkililer, ilgililer, siyasetçiler, mahalli yöneticiler, kulüp yöneticileri ve daha da öteye “Ankara’da oturup bu ülkeyi yönetenler” de sorumlu ve hatta suçlu değil mi? Bakanların, valililerin, emniyet müdürlerinin, milletvekillerinin “sözüm ona” Şeref Tribünleri’nde oturduğu salon ve sahalarda, saatler boyu “küfür koroları” susmaz ise ve “bu toplu cinnete” hiç kimse müdahale etmez ise, söyler misiniz bana “bu olaylar nasıl durdurulacak?” Sayıları “3 - 500’ü geçmeyen” gözü dönmüş kişilerin “basketbol ve voleybol salonlarını, futbol stad ve sahalarını esir aldığı” İstanbul’dan ülkenin dört bir yanına kadar “yayılan” ve sporu kirleten tribün terörünü durduramazsak, işin nerelere kadar gidebileceğini düşünemiyor muyuz? “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” felsefesinin her işte olduğu gibi “sporumuzda da yapacağı tahribat” nasıl önlenecek? Hakemlerin “tribünlere çıkıp adam dövdüğü” günlere geldik! Cezaya bakın; “3 ay!” Hakem bunu yapar ve bu komik cezayı alırsa siz gerisini düşünün! Ey federasyonlar! “Küfrün hakim olduğu salonların ve sahaların” müşahit ve hakem raporları ile tespit edildiği, ikaz ve ihtarlara rağmen durdurulamadığı” yerlerde, “hâlâ ve hâl┠neden “ceza olarak seyircisiz oynanacak maçları” yönetmeliklere koyup, uygulamıyorsunuz? Ey bakanlar, başbakanlar ve de bütün siyasetçiler! PKK Terörü, Hızbullah Terörü “elbette” durdurulması gereken, bitirilmesi gereken bir “büyük tehlike” de, kardeşi kardeşe küfrettiren, düşman ettiren, dövdüren, bıçaklattıran hatta öldürten “Tribün Terörü” tehlike değil mi? Ey insanlık! Böyle bir “kutsal bayramda”, bilmem ki, “böyle bir acı tablo önünde” yazılanların çizilenlerin “hiçbir işe yaramayacağını” düşünmek en az “olaylar kadar” acı değil mi? Hiç mi vicdanlar sızlamıyor? Hiç mi akıllar, mantıklar çalışmıyor? Hiç mi bıraktım yıllar sonrasını; yarınları hatta “burunlarının uçlarını” gören, görebilen yok? Hiç mi “ciddi bir tedbirler dizisini” ortaya koyup uygulamaya başlayacak yetkili yok? Hiç mi “bu tedbirleri” gerekli kampanyalarla destekleyecek bir medya yok? Hiç mi “istiyoruz ve bekliyoruz” diye bayrak açacak yöneticiler, teknik adamlar, sporcular yok? Bunların meslek kurulaşları, kulüpleri yok? Biliyorum ve inanıyorum ki “elbette” var! Var ama, “harekete geçilmesi için” herkes “bir öncü bekliyor!” Evet “sadece” bir öncü! İyi de, nerede o öncü ve ne zaman ortaya çıkacak?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT