BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Akşamı zor etti genç adam...

Akşamı zor etti genç adam...

Oktay heyecanla girdi salona. Elindeki kravatı sallayarak seslendi annesine: - Anne, bu nasıl, uyar değil mi? Perihan hanım gözlerini kısarak baktı. Başını salladı:



Oktay heyecanla girdi salona. Elindeki kravatı sallayarak seslendi annesine: - Anne, bu nasıl, uyar değil mi? Perihan hanım gözlerini kısarak baktı. Başını salladı: - Uyar oğlum, çok güzel olur... Doğan bey gözlüklerinin üzerinden baktı neler olup bittiğine. Oktay siyah pantolon ve buz gibi beyaz bir gömlek giymişti. Elindeki siyah üzerine kırmızı desenler olan kravatı bağlamaya çalışıyordu. Doktor hafifçe öksürdü: - Nerede bu yemek oğlum? - Bilmiyorum baba. Ama sanıyorum oldukça kaliteli ve lüks bir yerde yiyeceğiz. Ağabeyi öyle bir insan anlattığına göre. Yani mükemmeliyetçi biri. Oldukça da varlıklı. Avukatmış. Ama büyük bir holdingin hukuk danışmanı ve avukatı. Hanımı da öyle. Gerçekten Ferhat Çelik mükemmeliyetçi bir adamdı. Her zaman imkânları ölçüsünde lüks bir hayat sürüyor, en önemlisi böyle yaşamaktan hoşlanıyordu. İclal’le ayrıldığı noktalardan biriydi bu. Genç kız oldukça mütevazı, fazla istekleri, beklentileri olmayan, elindekiyle yetinmesini bilen bir yapıya sahipti. Ağabeyi ise hırslı ve lüksten hoşlanan biriydi. Karısı Ece Ankara’dan döner dönmez aramıştı İclal’i. Akşam yemeği için hafta sonunda yer ayırttığını Oktay’la birlikte beklediğini iletmişti. Genç kız ertesi gün yolda söylemişti bu daveti delikanlıya. Sevinmişti Oktay. Bu işin böyle ciddiye alınması hoşuna gidiyor, asıl teklifini genç kıza yapmanın zamanının yaklaştığına inanıyordu. Kararını vermişti kendi kafasında. İclal’le bir ömrü paylaşmak istiyordu. Belki çabuk, belki erken verilmiş bir karardı ama niyeti ciddiydi. Daha zaman vardı nasıl olsa önlerinde. Ama gelenek ve görenekler bu tür ilişkilerde bir resmi bağlılığın ortaya konmasıyla her şeyin daha ferah ve keyifli olduğunu öğretmişlerdi hep. Aileler de birbirlerini tanıyacaklar, değerlendireceklerdi. Hiç olmazsa parmaklara geçirilen bir söz yüzüğü bütün bunları daha kolaylaştıracaktı. Evlilik ise ancak okul bittikten sonra olurdu. İşte bütün bunları uzun uzun düşünmüştü kendi kendine. Daha ne İclal’e ne de ailesine bu fikirlerinden bahsetmemişti ama her şey öyle açık anlaşılıyordu ki, kimse için sürpriz olmayacaktı. Delikanlı, hafta sonuna erkenden kalkarak başlamıştı. Heyecanlıydı. Doğan bey de evdeydi. Oğlundaki telaşı görüp karısına göz kırparak sormuştu. Perihan hanım olanı biteni anlatmıştı bir çırpıda. Akşamı zor etti genç adam. Eve sığmıyordu sanki. Bir ara çıkıp arabasını temizledi, pırıl pırıl yıkadı, parlattı. Hiç olmazsa vakit geçirmişti biraz. Tam üç kere konuştu İclal’le gün boyunca. Nihayet vakit yaklaşınca güzelce tıraş oldu, giyindi. Siyah takım elbise giyecekti. Kravatının seçiminde annesinin yardımını da aldıktan sonra hızla yukarı çıktı. Doğan bey buruk bir gülümseyişle baktı arkasından: - Çok heyecanlı... diye mırıldandı. Yerinde duramıyor... Perihan hanım başını salladı: - Evet... Bu kıza karşı ciddi duyguları var. Hayırlısıyla... İçini çekti Doğan bey. Hiçbir şeyin keyfini çıkartamıyordu artık. Bir karabasan gibi başındaki dert karşısına çıkıyor, bütün aydınlıkları anında karartarak ruhunu öldürüyordu. Perihan hanım kocasının çaresizliğini fark etti: - Ses seda çıkmadı değil mi üç gündür? Kafasını kaldırdı yaşlı adam: - Çıkmadı... ne yapacak bilmiyorum. Dün yine aradım otelden. İki gecedir gelmiyormuş otele. Mahsus yapıyor, bana azap çektirmek için. Bütün korkum... Sözleri yarım kaldı. Oktay odaya girmişti. Filinta gibiydi siyah takımların içinde. Pırıl pırıl bir gençti. Perihan hanım gururla baktı oğluna: - Allah’ım nazardan saklasın, aslan gibi... Şuna bak! - Nasıl, yakışıklı olmuş muyum? Güldü kadın sevgiyle. - Çoook! Hem de pek çok! DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98847
    % -0.15
  • 5.5322
    % -0.56
  • 6.3691
    % -0.74
  • 7.2497
    % -0.94
  • 217.836
    % -0.71
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT