BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Söz der ki;

Söz der ki;

“-Gülerek geçirdiğin zamanı, ağlayarak geri getiremezsin...”



Söz der ki; “-Gülerek geçirdiğin zamanı, ağlayarak geri getiremezsin...” (...’Yazık etmişsin gönül sen’ şarkısı eşliğinde dökülen müthiş S.Ö.Z.leri) KRAMPON... TRT muhabirinin gittiği İngilizce kursuna şafak operasyonu! Hiddink röportajı sonrası organize şube ekipleri harekete geçti, ikinci dalga yolda! “Nadir V. “ ... KAYSERİ yönetiminden taraftarlara süper kampanya: 1 adet kombine alana her maç 1 kilo çekirdek bedava... “messikayseride” ... TRT spikerinin röportajını izleyen ve karşıdakinin anladığını gören yurdum insanı, ‘Ben İngilizce biliyormuşum’ diyerek Antalya’ya akmaya başladı... “biralexdeğilim” ... HOLLANDA Dışişleri Bakanlığından İbrahim Kırkayak’a sevindirici haber: “Kendisinin röportajında ‘And Holland’ deyişini izledik ve kendisi uygun görürse bu sözü takımımızın yeni sloganı haline getireceğiz” “Hacı” Bizimkiler... Talip önden çekişli bir araba almış, onun muhabbetini yapıyorlar Fatih’le; FATİH: Kaça aldın arabayı? TALİP: 12 bin lira... Teybi, kılıfları, bir de çekiç bedavaya geldi... FATİH: Ne çekici yaa?... TALİP: Ne bileyim, önde mi, arkada mı ne çekiç varmış... Kadınlar & Erkekler (...”Kadınların nefret ettiği şeyler” başlıklı “Ziya Polat” yorumu) > Erkeğin eve girerken sanki kendini bekleyen biri yokmuş da, tahsilat için bir firmaya giriyormuş gibi girmesi... > “Günün nasıl geçti sorusunu sormamaları. Sorsa bile bunu konuşacak bir şey kalmadığında yapması... > Bir konu hakkında konuşurken gazete, dergi falan okumayı sürdürmesi ve sadece “Hı hı” diye kafa ile onaylaması... > Çalışma arkadaşlarına davrandığı gibi davranması, hatta kendilerinden de iş arkadaşı gibi konuşmayı beklemesi... > Çiçek getirerek, yemeğe çıkararak, birkaç dakika sohbet ederek bonus puan kazandığını zannetmesi... > Kendi bakımsızlıklarına kadınları da ortak etmeye çalışmaları, hazırlanırken onları ışık hızı ile kapıda beklemeleri... > Gideceği bir yeri, yaptığı bir programı kadınlara bildirmemeleri ve kadının her adımından hesap sormaları... > Televizyon seyrederken sürekli kanallarla oynaması, onun seyrettiği programa razı olunsa bile birazdan onu da değiştirmesi... > Başkalarının basit esprilerine bile gülmeleri, ancak kendilerinin anlattığı hiçbir şeyin komik gelmemesi... HAYATA DAİR... Hiç kimse gülümsediği için fakir düşmez... Gülümseme korkaklara güç, kederlilere neşe, hastalara sıhhat verir... Gülümseme yorgunları dinlendirir... Onu satın alamazsın; onu dilenemezsin, onu çalamazsın... Onu birisi size ancak gönül rızasıyla verir... Size gülümsemeyen bir insanla karşılaşırsanız siz yine de gülümseyin... Gülümsemeyi onlardan esirgemeyin... Çünkü gülümsemeye en çok ihtiyacı olanlar gülümseyemeyenlerdir... Gülümseyiniz... Yalnız fotoğraf çektirirken değil, fotoğraf çekerken de gülümseyiniz... (...Dale Carnegie) İtiraf reyonu... (...isim: betül basmacı ...şehir: bilinmiyor ...yaş: hiç bilinmiyor) Okullar açılmak üzereydi ve kardeşimin lacivert eşofman altına ihtiyacı vardı... Bir Kumköy dönüşü alışveriş merkezine basma şalvarla girmek zorunda kalmıştı annem bu yüzden. Arabada babamı beklerken yan arabada olan köpekle biraz eğlenelim dedik ve köpek resmen delirdi... Araba sahipleri arabaya bebek dinleme cihazı koymuşlar, kadın 5 dakika sonra koşa koşa geldi ve “Köpeğime laf atmayın psikolojisi bozuluyor” dedi... Annemin arkasından söylediği tek şey “Kendi psikoljine bak” oldu. (omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...) TEMEL’iN YERi Temel’in eşeği ölmüş... Kapının eşiğine oturmuş, hüngür hüngür ağlıyor... Bir komşusu yaklaşarak: -Ula Temel; Geçende karın öldü, ağlamadın... Bir eşek için ağlamak sana yakışır mı?... “Nasıl ağlamam” demiş Temel; “-Fadime öldükten sonra eş, dost, hepiniz ‘Üzülme biz sana daha iyisini buluruz’ dediniz. Ama biri çıkıp da; ‘Temel ağlama, sana daha iyi bir eşek alırız’ demedi...” TUZAKTAN KUMANDA... (...FLASH / Gerçeğin Peşinde) YALÇIN ÇAKIR: Sizin isminiz ne beyefendi?... TELEFONDAKİ ADAM: Ben marangozum... YALÇIN ÇAKIR: Tamam da, size ne diye hitap ediyorlar?... TELEFONDAKİ ADAM: Marangoz diye... YALÇIN ÇAKIR: Yav ailen sana hangi adı koymuş?... TELEFONDAKİ ADAM: Benim abim de marangoz... YALÇIN ÇAKIR: Tamam anladım; sen marangozsun, abin de marangoz... Ben de odunum seni yayına bağladığım için... BİR FİLM DİYALOĞU (...İl Postino filminden) “-Şu iflas etmiş dünyada, en geçerli para birimi; kendin gibi bir insanla paylaştığın duygulardır...”
Reklamı Geç
KAPAT