BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Patlıcan yangınları

Patlıcan yangınları

İstanbul’a “patlıcan mevsimi” geldi mi yangınların ardı arkası kesilmez. Ahşap konaklarda patlıcan közleme sevdasıyla yakılan ateşlerden çıkan yangınlar çok can yakar.



BİR ARA ŞEHRE GİRİŞİ BİLE YASAKLANDI! > Tolga Uslubaş İstanbul itfaiyecileri bir tatbikat esnasında... YANGIN ÇIKARSA KAÇMAYIN İstanbul Kadısının emridir: “İstanbul ahalisinden herkes, evinin damına kadar ulaşacak bir merdiven ve bir büyük fıçı dolusu su bulunduracak. Her iki veya üç ayda bir teftiş edilecek, bulundurmayanlar subaşına teslim edilip cezalandırılacaktır. Bir yerde yangın çıktığı gibi, oradan kimse kaçmayacaktır. Herkes adamları ve komşuları ile yeniçeriler ve sair halk yetişinceye kadar yangını söndürmeye çalışacaktır.” Ateş, kulelerden görülünceye, tulumbacılar naralar atıp yollara dökülünceye kadar poyrazı arkasına alan yangın, ağustos sıcağında kuruyup gevremiş evleri yalayıp yutarak diğer semtlere doğru yol almaya başlar. Ateşin ziyaret ettiği sokaklar mahşere dönüverir; halk, âdeta yeryüzüne inivermiş cehennemi dünya gözüyle seyreder. Yangın önlenemez bir hızla ilerler ve ulaştığı her yeri küle çevirir. Çok enteresandır; 1905, 1908 ve 1914 yangınlarının iki müsebbibi vardır: Biri yıldırım, biri de patlıcan kızartmasıdır... KOCA ŞEHİR KÜL OLUNCA... “Patlıcan mevsimi gelince, İstanbul’da deliler ile yangınlar çoğalır” diye bir deyim vardır ki yüzyıl öncesine kadar bu yangınlar İstanbul’u perişan eder. Malum sıcak havalar kafalarda pek akıl bırakmaz, bunalıp delirme alameti gösterenlerin sayısı pek az değildir. Hele evlerin ahşap olduğu dönemlerde yaz boyunca patlıcan közleme sevdası yüzünden kül olan konakların haddi hesabı yoktur. Bir anlık dikkatsizlikle alev alan tava yüzünden çok İstanbullunun canı yanar. Akşam rüzgârıyla evden eve sirayet edip mahalleleri yutan yangınlara bu yüzden “patlıcan yangınları” denir. BU DA HARAÇ YANGINI İstanbul yangınlarının önemli bir sebebi de Yeniçerilerin haraç alma çabalarıdır. Yangın çıkan binanın yanındaki ev ve dükkânların yıkılarak ateşin diğer binalardan uzak tutulmasına dayanan başlıca söndürme tedbiri, bu çalışmalara katılan yeniçerilerin istismarına sebep olur. Bina sahipleri ancak haraç vererek binalarını kurtarabilir. Bir de tiryakilerin sebep olduğu yangınlar vardır ki meşhur 1633 Cibali yangını bir sönmemiş sigara yüzünden çıkmıştır. Kayıkların tutuşmasıyla başlayan yangın İstanbul’un büyük bir bölümünü cehenneme çevirir. Dönemin padişahı 4. Murad Han, yangına tiryakilerin sebep olduğu gerekçesiyle tütünü yasaklar, ayaktakımının barınakları haline gelen kahveleri kapatır, büyük bir kısmını da yıktırır. GÜNDE 15 KUNDAKLAMA Birinci Abdülhamid Hanın tahta çıktığı dönemler ise İstanbul’daki yangınların ardı arkası kesilmez. Zira bu yangınların başlıca sebebi kundaklamadır. Özellikle 1782’de günde üç beş yerde çıkarılan yangınlar konusunda devletin eli kolu bağlanmıştır. 1784- 1785 yıllarında yangınlar daha da artar. 9 Eylül 1785’te kayıtlara 15 kundak vakası not düşülür. Dönemin padişahı yangınların müsebbiplerinin bulunması için tüm devlet imkânları seferber ettirir ancak sonuç alınamaz. Bunun üzerine Sadrazam İzzet Mehmed Paşa görevinden azledilir. KADINLAR TEK TEK UYARILDI Rivayet odur ki; bu yangınlardan bıkıp usanan padişah, patlıcanın şehre gi-rişini dahi fermanıyla yasaklar. Patlıcan korkusu belediyeyi de sarar, denetimler sıklaşır, kadınlar tek tek uyarılır. Karalahana dolması Hazırlanışı: Lahanaları yapraklarını ayırıp yıkadıktan sonra 15 dakika haşlayın ve üzerine soğuk su gezdirin. Yayvan ve geniş bir teflon tavaya zeytinyağı koyun soğanları rondoda çekilip pembeleşinceye kadar kavurun. Daha sonra doğranmış biberi ilave edin. Yıkanmış pirinçleri de biraz kavrulduktan sonra domates, maydanoz ve baharatları ilave ederek 2 su bardağı su ile birlikte kısık ateşte suyunu çekinceye kadar biraz pişirin. Soğumaya bırakın. Lahanaları dilediğiniz büyüklükte keserek hazırladığınız içle sararak düdüklüye dizip, 1 su bardağı su koyarak pişirin. Malzemeler > 5 bağ lahana > 1 bardak pirinç > 1 su bardağı zeytinyağı > 1 büyük soğan > Yarım demet maydanoz > 1 çorba kaşığı kimyon > 3-4 adet biber > 1 adet domates > Kuş üzümü, çam fıstığı, karabiber, tuz Domates Çorbası, Karalahana Dolması, Kaşarlı Köfte, Revani Ağlanacak halimiz var... İftar saati... Yemen’de Ali Abdullah Salih iktidarını ayakta tutabilmek için çabalayan ordunun iki mensubu... Kontrol noktasında vazife alan askercik yeni bir araba gelinceye kadar zamanını değerlendiriyor, Kur’an-ı kerim okuyor... Ve diğer resim... Libya’da kanlı diktatör Kaddafi’den kurtulmak için savaşan direnişçiler, sofralarını kurmuş iftar vaktini bekliyor... İhtimal şu anda Başkent Trablus’ta da benzer manzaralar yaşanıyor. Hükümet yanlılarının da direnişçilerin de her fırsatta ibadet ettikleri bir coğrafya... Eğer omuz omuza durması gerekenler cephe cephe ayrılıyorlarsa birilerinin büyük vebali var! “Fitne uykudadır. Uyandırana Allah lanet etsin!” Günün Sözü Hadis-i şerif: Farz namaz, sonraki namaza kadar; cuma, sonraki cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur. [Taberânî] Bid’at sâhibine buğz için ondan yüz çeviren kimsenin kalbini Allahü teâlâ emn ve emân ile memlû eder [emîn eder, korkudan korur]. Bid’at sâhibine güler yüz göstererek karşılasa, şerî’atin hükmünü hafîfe almış olur. [Se’âdet-i Ebediyye] Her güne bir dua FAKiRLiKTEN kurtuluş duâsı Dinimiz çalışarak kazanmayı emretmektedir. Hazret-i Ömer, “Çalışın, kazanın! Çalışmadan rızık beklemeyin! Allahü teâlâ gökten para yağdırmaz” buyurdu. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “Eve girerken “İhlas” suresini okuyan, fakirlik görmez.” “Sıkıntıya düşen veya borçlanan, bin kerre “La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim” derse, Allahü teâlâ işini kolaylaştırır.” “Her gün yüz defa “La havle ve la kuvvete illa billah” diyen fakirlik görmez” Rızık için endişe etmemelidir! Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: “Her canlının rızkı Allaha aittir.” [Hud 6] “Şeytan, sizi fakirlikle korkutup, fahşaya sürükler (cimriliğe, her türlü kötülüğe teşvik eder.)” [Bekara 268] Şu duâyı okuyan fakirlikten kurtulur demek, o duâ kabul olmuşsa, ona bir çalışma kapısı açılır veya ummadığı yerden rızka kavuşur demektir. Çalışmak rızkı artırmaz. Rızkı veren Allahü teâlâdır. Çalışmak sebebe yapışmaktır. Sebeplere yapışmak sünnettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “Ömrüm uzun, rızkım bol olsun diyen, akrabasını ziyaret etsin, görüp gözetsin!” “Sabah uykusu rızka manidir.” “İhtiyaçlarını insanlara açan, ihtiyaçtan kurtulamaz. Allahü teâlâya arz eden ise, ihtiyaçtan kurtulur.” MENKIBELER Gayrimüslimlere de YARDIMCI OLURDU Hilâfette Hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” devlet yönetimde çok hassastı. Rivâyet olunur ki, bir gün Hazret-i Ömer, öğle sıcağında kendi soyunup, sadaka develerini bağlıyordu. Dediler, “Yâ Emîr-el-mü’minîn! Niçin sen kendin zahmet çekersin. Bir kişiye buyurun, o bağlasa, olmaz mı?” Buyurdu ki, “Bunlar fakîrlerin hakkıdır. Çünkü, Allahü teâlâ beni bunlara çoban etti. Fakîrlerin işlerini kendim görmem lâzımdır. Zîrâ âhırette benden sorarlar.” Hazret-i Ömer zamanında sahipleri Müslüman olmayan bir ticaret kervanı gelip Medîne’nin yakınında konaklamıştı. Çok yorgun oldukları için hepsi derin bir uykuya dalmıştı. Hazret-i Ömer bu kervandan haberdâr olunca, Eshâb-ı kirâmdan Abdurrahmân bin Avf’ı da yanına alıp, sabaha kadar kervanın etrafında dolaşarak onlara herhangi bir zarar gelmemesi için bekledi. Kervanda bulunanlar ancak sabaha karşı bundan haberdar oldular. DUYDUKLARINA İNANMADILAR Kendilerini bekleyen bu kişinin kim olduğunu merak ettiler. Sabaha karşı uzaklaşıp gittiklerini görünce, içlerinden biri takibe başladı. Hazret-i Ömer’in mescide girip namaz kıldırmasından sonra merakla bu zât kimdir diye soran kimse, onun Müslümanların halîfesi olduğunu öğrenip kervanda bulunanlara giderek hâdiseyi anlattı. Kafile halkı o an derin bir sessizliğe büründü. Kimsenin konuşacak, bir şey söyleyecek hâli kalmamıştı. Kervandakiler; “Onun Müslüman olmayanlara yardımı böyle olursa, kim bilir Müslümanlara şefkati ve yardımı ne kadar çoktur. Onun dini gerçekten hak dindir” dediler. Daha sonra da hazret-i Ömer’in huzuruna gidip Müslüman oldular.
Reklamı Geç
KAPAT