BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > PKK bölgenin patronluğu peşinde

PKK bölgenin patronluğu peşinde

Ne İmralı tutuklusu Abdullah Öcalan ne de Kandil, devletteki değişimi görmüyor. Ya da görmek istemiyor. Kandil ise hâlâ çözümü şiddette gördüğü için atılan adımları ve yaşanan zihniyet değişimini görmek veya kabul etmek istemiyor. Tek dertleri de bölgenin hakimi olmak.



YAZIDİZİSİ -2- Adem DEMİR adem.demir@tg.com.tr Öcalan ve Kandil değişimi görmek istemiyor Ne İmralı tutuklusu Abdullah Öcalan ne de Kandil, devletteki değişimi görmüyor. Ya da görmek istemiyor. Kandil ise hâlâ çözümü şiddette gördüğü için atılan adımları ve yaşanan zihniyet değişimini görmek veya kabul etmek istemiyor. Tek dertleri de bölgenin hakimi olmak. Ceylanpınar, Akçakale, Nusaybin ve Silopi... Bunlar Türkiye’nin başka bir ülkeyle sınırı bulunan ilçelerinden bazıları. Hepsi de bulunan sınır kapıları nedeniyle ticari olarak muadillerinden oldukça farklı noktadalar. Yüksekova da bunlardan biri olabilir hatta geçebilir de. Zira Yüksekova’nın iki ülkeyle sınırı bulunuyor. Ama doğru dürüst işleyen bir sınır kapısı yok. İlçe adeta cezalı. Halk baskı ve dayatmalardan bıkmış. Ancak sesleri pek çıkmıyor. Çünkü burada taraflar çok keskin. Herkes adeta PKK ve BDP’li yapılmış vaziyette. Konuştuğunuzda ya propaganda yapıyorlar ya da olup bitenleri eleştirdiklerinde isimlerinin yazılmasını istemiyorlar. Zira hepsi göz hapsinde yaşadıklarına inandıklarını söylüyorlar. Bir taraftan örgüt, diğer taraftan devlet. İki arada kalanların işi oldukça zor. “Yüksekova etrafından sanal bir sis perdesi var. Taban dedikleri sarmalın içine herkes dâhil edilmiş. Mahalle ve köylerdeki komisyon üyeleri, atılan her adımı PKK’ya bildiriyorlar. Devlete gelince asker ve polis burada “haber elemanlarıyla” çalışır. Kimin ne not tutup nereye bildirdiğini kimse bilemez” diyor Yüksekovalı bir esnaf. HALKLA DEVLET BİRBİRİNDEN KOPUK Gerçekten de ismini vermek istemeyen esnaf çok haklı. Yüksekova’da puslu bir hava var. Herkes birbirinden kuşkulanıyor. Aslında genele bakıldığında sanki BDP’li ve PKK’lı dışında insan yokmuş gibi bir intiba ediniyor. Ancak sohbet edildiğinde olayın hiç de öyle olmadığı anlaşılıyor. PKK’lı olmayan vatandaşların sayısı da az değil. Ama ilçenin görünen hâkimi örgüt olduğundan kimse kolay kolay renk vermiyor. Ancak devletle halk arasındaki durum böyle değil. Halk devletten kopartılmış. Bir bölümü, polis ve mahkemeler yerine, sorunlarını çözmek için örgüte yakın STK’lara başvuruyor. BDP ilçe binası sorunlarını çözmek isteyen vatandaşların akınına uğruyor. Neredeyse her gün gerilim ve çatışmanın yaşandığı ilçe ikiye bölünmüş durumda. İlçenin girişi polisin denetiminde görünürken, çarşı merkezinden iç kesimlere gidildikçe örgütün asayiş güçlerinin hakimiyeti hissediliyor. Çoğu yer militanların kontrolünde. Polis ve asker mecbur kalmadıkça örgütün kontrol ettiği bölgeye girmiyor. Ancak gerektiğinde istenilen yere operasyon yapılıyor ve arananlar tutuklanabiliniyor. MOBESE KAMERALARINI İSTEMİYORLAR Ne İmralı tutuklusu Abdullah Öcalan ne de Kandil, devletteki değişimi görüyor. Ya da görmek istemiyor. Kandil ise hâlâ çözümü şiddette gördüğü için atılan adımları ve yaşanan zihniyet değişimini görmek veya kabul etmek istemiyor. Dertleri de bölgenin tek patronu olmak. Son zamanlarda özelikle Silvan’da 13 erin şehit edilmesiyle birlikte teröre ve onun yasal uzantılarına yönelik sert müdahale edileceği mesajları verildi. Bu bölgede tedirginliğe yol açmış. Halk, Özel Hareket Polislerinin bölgeye gönderilmesinden ciddi endişe ve rahatsızlık duyuyor. Güvenliğin öne çıkartılmasının geçmişteki benzer olumsuz uygulamalara yol açabileceği düşüncesi hakim halkta. Ama bölgede görev yapan devlet memurları da rahat değiller. Atılan olumlu adımlara rağmen örgütün şiddette ısrar edilmesi onlarında ümitlerini kırıyor. Bu çerçevede gerek Yüksekova’ya gerekse Hakkâri’ye mobese kameralarının takılması isteniyor. Daha önce ana cadde ve sokaklarda bulunan tüm kameraların kırıldığı biliniyor. Edinilen bilgilere göre şimdi; kurşunlara bile dayanıklı 360 derece hareket kabiliyeti bulunan mobesa kameraları hem Yüksekova’ya hem de Hakkâri’nin sokaklarına takılacak. Ayrıca akreplerin yanı sıra Shortland diye tabir edilen 40 adet zırhlı araçta Hakkâri’ye gönderiliyor. Özel timlerin gönderilmesi halinde ise bölgenin daha da ısınacağı bir gerçek. Bölgedeki en büyük zafiyet ise devlet hafızasının oluşturulmaması. Çünkü buraya atanan insanlar iki yıl sonra gidiyorlar. Kimse buralarda uzun süre görev yapmak istemiyor. Böyle olunca daha çok genç ve deneyimsizler görev yapıp gidiyorlar. Geride ise yeni gelenlere ciddi bir tecrübe ve birikim bırakılmıyor. ARAMA NOKTALARI AZALTILDI ASLINDA devlet eski devlet değil. Organizasyon olarak bir zihin değişikliğinin yaşandığı rahatlıkla söylenebilir. Bunu bölgede görev yapan vali, kaymakam, emniyet müdürü ve diğer kurumların başındakilerle görüşüldüğünde açık şekilde görmek mümkün. Öyle ki; bölgede görev yapan bazı emniyetçiler ve askerler, “PKK’da 120 üst düzeyin dışında tüm militanlar affedilebilir” diyebiliyorlar. Onlara göre kısmi devlete karşı işlenen suçlar için af getirilmediği sürece terör bitmez. Polis ve asker alanlardan çekilmiş durumda. Bunun en büyük belirtisi de yol kontrolleri. Geçmişte Van’dan Hakkâri’ye kadar pek çok arama noktası vardı. Şimdi ise 210 kilometrelik yolda sadece üç arama noktası bulunuyor. ESENDERE’DEKİ AYIP Kayhan, “Üç tane kapımız açılırsa ve ticaret olanakları sağlanırsa müthiş olur” diyor. Ancak ne yazık ki geçmişte başka hükümetler döneminde atılması gereken adımlar yeni yeni atılıyor. Komşumuz İran ile güneydeki tek bağlantı noktası olan Esendere Sınır Kapısı’nın görüntüsü tam anlamıyla içler acısı. Esendere, Yüksekova’ya 40 kilometre uzaklıkta bulunan bir belde. Hemen karşı tarafında ise 1.5 milyonu bulan nüfusuyla İran’ın Urmiye kenti var. Buradan insanlar Türkiye’ye gelip ticaret yapmak istiyorlar. Fakat bu imkân hiçbir zaman tanınmadı. Şu anda kapı açık görüntüsü veriyor. Fakat dışa yansıyan manzara felaket. Esendere çöplükten geçilmiyor. İranlı bir turist, ülkemize girdiği andan itibaren tam bir rezaletle karşılaşıyor. Toz toprak ve çöpler olduğu yerde dururken kapıdan Türkiye’ye adım atar atmaz insanlar yüksek bir binanın duvarındaki “Türkiye laik bir ülkedir” yazısını okuyorlar. Karşıdaysa duvarlarının üzerinde Humeyni fotoğrafları bulunan İran Karakolları var. Yani ne Yüksekova’dan Urmiye’ye geçişte ne de İran’dan Türkiye’ye gelişte insanlar, hak ettikleri bir muamele görmüyorlar. KAYHAN: TİCARETLE MODEL YAPILMALI “Bin 400 kayıtlı üyemizden sadece 600’ü aktif diyen Yüksekova Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sabih Kayhan, “Herkes kısa yoldan para kazanma ve zengin olma hayaliyle yaşıyor. Bu anlayış da uyuşturucu kaçakçılığı belasından kaynaklandı” diye konuşuyor. Kayhan, “Yüksekova bir model olacaksa ticarette model haline getirilmeyi” görüşünü dile getiriyor. Kayhan şunları söylüyor: “Devlet şu anda topu tüfeğiyle anılıyor. Halk ile devlet arasında büyük bir mesafe girmiş. Halk burada sorunlarını devlete götürmüyor. Problemlerini kendi aralarında çözmeye çalışıyorlar. Devlet burası için sosyal politikalar üretmeli. Sokaklardaki çocuklar iyi tespit edilmeli ve rehabilite edilmeli. Bu olayın pek çok boyutu var. İlçenin sokakta yönetilmesinin sebepleri iyi araştırılmalı. Yüksekova’daki hadiselerin sonuçlarını değil sebeplerini tartışmalı ve ona göre çözüm üretebilmelidir.” HAVAALANI YAPILIYOR Yüksekova Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sabih Kayhan, 1990’lara geri dönme sinyallerinin verilmesinin yanlış olduğunu söylüyor. Kayhan’a göre Yüksekova’daki olumsuz tabloyu tersine çevirmenin pek çok yolu var. Bunların başında yatırım ve kalkınmaya yönelik adımların atılması geliyor. Bunlar da yapılmıyor değil. Bölgede pek çok inşaat faaliyeti var. Özellikle Van-Hakkâri, Yüksekova-Hakkâri, Şırnak-Hakkâri karayolları yeniden yapılıyor. Yüksekova’ya bir havaalanı yapılmakta. Zap Vadisi yeni yolların yapımı için adeta delik deşik. Pek çok tünel inşaatı göz çarpıyor. Ayrıca Hakkâri sınırları içinde iki yeni hudut kapısının açılması için karar alındı. Derecik ve Üzümlü’de Irak’a açılacak yeni iki sınır kapısının kararının alındığı resmi gazetede yayımlandı. Bu gelişmeler bir tarafta halka ümitlerin yeşermesini sağlarken, sınır karakollarının yapılmasını ise hayatını kaçakçılıkla idame ettirenler karşılar. -Bitti-
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT