BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Suriye’de devlet terörü

Suriye’de devlet terörü

Suriye rejimi, şu gün, dünyayı hiçe sayarak kendi halkına karşı insafsız bir devlet terörü estirmekte. Öz vatandaşlarına kurşun yağdırıyor. Dünkü Şam vilayetimiz, kan kusuyor. Baasçı Nusayri dikta, öteki saydığı Arap, Türkmen ve Kürt’e bugün değil 1963’ten beri kan kusturuyor.



> Norveç’te fanatik bir Hristiyan, terörü kendi başına yaptı. Suriye’de ise devleti ele geçirmiş Nusayri fanatizmi, terör suçu işlemekte. Suriye rejimi, şu gün, dünyayı hiçe sayarak kendi halkına karşı insafsız bir devlet terörü estirmekte. Öz vatandaşlarına kurşun yağdırıyor. Dünkü Şam vilayetimiz, kan kusuyor. Baasçı Nusayri dikta, öteki saydığı Arap, Türkmen ve Kürt’e bugün değil 1963’ten beri kan kusturuyor. İsrail, Golan Tepelerini elinden almışken ona bir şey yapamayan bu değişmez iktidar, Suriyeliye her kötülüğü reva gördü. 1982’de Hama’da zehirli gaz ve bombardımanla 30-40 bin kişiyi katletmesi, hafızalardan silinmez bir kara lekedir. Diktatörü Hafız Esed’le Türkiye’nin arası hiç iyi olmadı. Haddini aşan iddialar taşıyor, bütünlüğümüze karşı terörist besliyordu. Ölümünden sonra 2000’de yerine oğlu ‘Beşşar el Esed’ geçti. Tunus’ta ‘Arap Baharı’ başladığında Beşar Esed, Türkiye ile temas halindeydi. Halep’te ortak bakanlar kurulu toplanıyor, vizeler kalkıyor, kendisi defalarca ülkemize gelip-gidiyordu. Türk yöneticilerini takip ettiği kanaati doğmuştu. Halk hareketi Tunus’tan diğerlerine sıçrıyorken Suriye için böyle bir manzara tahayyül edilmiyordu. Beşar Esed, buna sebebiyet vermezdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan ve dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu’nun telkinlerde bulunduğu Suriye’nin bu genç devlet başkanı, değişime dair ümit vermekteydi. Ancak gelişmeler öyle olmadı. Hadiseler, Suriye’de de patlak verdi. Göstericilere sert müdahaleler yapılıyor, ölenler oluyordu. Buna rağmen hemen herkes, yine de Beşar Esed’i ayrı tutuyordu. ‘Suriye bir istihbarat devleti. Beşar Esed değil, kardeşi bunları yapmakta’ deniyordu. Kardeşi Mahir Esed, gizli polis, istihbarat ve 4. Zırhlı Tümenin başıdır. O da Hama katliamının faili amcası Rifat Esed gibi acımasız bir yapıya sahip. Bunların doğruluğu geldiğimiz noktada Beşar Esed’i masum yapmaz. Kuzu postundan kurt çıktı. Eğer samimi olsaydı, ya kardeşiyle diğer radikalleri yerinden alır veya ‘gücüm yetmiyor, engel olamadım’ der ve istifa ederdi. Aksine ramazan ayı başında oruçlu insanları yığınlar halinde öldürttü. Nedir bu sokağa dökülmüş insanların suçu? Hakim azınlığa karşı eşitlik, hürriyet, çok partili hayat, inancını serbestçe yaşama, demokrasi ve insanca yaşama hakkı istemekteler. Ceberut rejim ise hiç esnemiyor. İstekler kurşunla karşılık görmekte. Dünya, Suriye’ye ambargo uygulayacakmış. Müeyyide olarak ambargo tek başına yetmez. Bu azınlık diktasına son vermek şart olmuştur. Hüsnü Mübarek gibi, Suriye diktatörleri de mahkeme önüne çıkmalıdır. Yüzde 93’lük büyük çoğunluk yüzde 7 azınlığın elinden kurtarılmalı, 2011’de Hama katliamının tekrarlamasına fırsat verilmemelidir. Norveç’te fanatik bir Hristiyan, terörü kendi başına yaptı. Suriye’de ise devleti ele geçirmiş Nusayri fanatizmi, terör suçu işlemekte. Zulüm payidar olmaz. Deveden büyük fil vardır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT