BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Her gidişin bir dönüşü vardır...

Her gidişin bir dönüşü vardır...

Dünyanın en eski ikinci oyuncağının aynı zamanda dünyanın en otantik silahı günümüzde ise artık bir spor dalı olduğunu biliyor muydunuz? Bu oyuncak, silah ve spor dalından bahsetmeden önce aklınıza gelen ikinci sorunun cevabını da ihmal etmeyeceğiz: Arkeolojik kazılar sonucunda bulunan oyuncakların en eskisi, evcilik oyununun vazgeçilmez unsuru olma devam eden oyuncak bebek...



Dünyanın en eski ikinci oyuncağının aynı zamanda dünyanın en otantik silahı günümüzde ise artık bir spor dalı olduğunu biliyor muydunuz? Bu oyuncak, silah ve spor dalından bahsetmeden önce aklınıza gelen ikinci sorunun cevabını da ihmal etmeyeceğiz: Arkeolojik kazılar sonucunda bulunan oyuncakların en eskisi, evcilik oyununun vazgeçilmez unsuru olma devam eden oyuncak bebek... Usta eller tarafından öldürücü bir silah olarak kullanılabilen yo-yo, çocukların elinde izlemesi çok zevkli numaraların yapılabildiği basit bir oyuncağa dönüşüyor. Bu oyuncağın tarihin derinliklerinden ya da Filipinler’in tehlikelerle dolu ormanlarından çıkartılıp bir pazarlama zaferine dönüşmesi ise çok daha ilginç bir hikâye... Yo-yo’nun ilk yapıldığı yerin Çin olduğuna inanılıyor. Ancak oyuncağın tarihine dair en eski bilgimiz M.Ö. 500 yılından. Çeşitli kazılarda bulunan antik bir vazoda, o zamanki adı “disk” olan bu oyuncakla oynayan küçük bir çocuğun resmi yer almakta. Bunun gibi vazolar ve oyuncağın kendisi Atina Ulusal Müzesi’nde sergilenmekte. Filipinler’de çocukların doğdukları andan itibaren yo-yoyla oynadıklarını görürüz. Oyun olarak başlayan bu uğraş, çocuklar büyüdükçe çok yararlı olacak, karınlarını doyurmalarını sağlayacaktır. Filipinler’de ilginç avlama yöntemi vardır. Avcılar ağaçlara çıkarlar, kenarları keskinleştirilmiş, ip uzunluğu 6 metreye ulaşan yo-yo’larla altlarından geçecek avlarını beklerlerdi. Yo-yo atıldıktan sonra geri geldiği için her ıskaladıklarında ağaçtan inmek zorunda da kalmazlardı. Bu arada Filipin yerlilerinin kullandığı dilde “yo” geri gelmek demek! Yine tarihî objelere baktığımızda 1765 yılında Hindistan’da yapılmış bir kutunun üzerinde yo-yoyla oynayan küçük bir kızın resmi bulunmakta. Bundan 24 yıl sonra, 1789’da Fransa Kralı 17. Louis’nin 4 yaşında yo-yoyla oynarken çizilmiş bir tablosu çıkıyor karşımıza. Fransız devrimi öncesi, yo-yo soyluların en değer verdiği oyuncaklardan biri. Devrimden sonra ana vatanlarından kaçmak zorunda kalan Fransız soyluları yo-yoya “l’emigrette” (göçmen) ismini veriyorlar. Bazıları da “Cobelenz” diyorlar ona. Bu isim birçok Fransız soylusunun kaçtığı şehrin ismi. Hayattaki tek amaçları oyuncaklarının her seferinde yaptığı gibi geri dönmek. Günümüzde ise bir spor dalı sayılıyor. Dünyada büyük rekabetin yaşandığı turnuvalar düzenleniyor, Türkiye ise bu fenomene yavaş yavaş ısınıyor. Haziran ayında 2.’si yapılan Yoyo Şampiyonasında dünya şampiyonu yo-yocular İstanbul’daydı. Tarihin belirli dönemlerinde çok sevilen, çocukların ve çocuk kalmakla ısrarlı olanların bir numaralı oyuncağı olan yo-yo, belirli dönemlerle de yıllar boyunca unutulmuştur. Yine de yo-yonun prensiplerine çok uygun bir şekilde her gidişin bir dönüşü olmuştur.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT